Halklar Karavanı'ndan açıklama: Türkiye'de fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldık
Almanya'nın Frankfurt kentinde basın toplantısı düzenleyen Halklar Karavanı aktivistleri, Türkiye'de fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını duyurdu. Aktivistler, Rojava ile dayanışmayı sürdüreceklerini vurguladı.
Avrupa'nın farklı kentlerinden, Rojava devrimini savunmak ve insani yardım koridoru yaratmak için yola çıkan "İnsanlığı Savunmak İçin Halkların Karavanı" aktivistleri, Almanya'nın Frankfurt kentinde basın açıklaması düzenledi.
Basın toplantısında eylemin kendisine ve Türkiye'de gözaltında yaşanan işkencelere dair bilgiler verildi.
Açıklamada, Fransa, Almanya, İtalya, İsviçre, Avusturya, Yunanistan ve diğer ülkelerden yaklaşık 150 kişinin katıldığı konvoyun yol boyunca çok sayıda basın açıklaması yaptığı, ancak grubun bir kısmının Türkiye'ye girişine izin verilmediği belirtildi. İstanbul'a ulaşabilen 29 kişinin HDK ve DEM Parti tarafından karşılandığı, Suruç'a gitmek istedikleri sırada ise polis engellemeleriyle karşılaşıldığı kaydedildi.
Suruç'ta yapılan basın açıklamasında, 2015 yılında IŞİD saldırısında ölümsüzleşen 33 devrimcinin anıldığı ve Kobanê ile dayanışmanın sürdürüleceğinin vurgulandığı ifade edildi.
Açıklamada, 6 Ocak'tan itibaren Suriye geçici hükümeti ve HTŞ çetelerinin Rojava'ya yönelik saldırılar başlattığı, bu süreçte IŞİD tutuklularının serbest bırakıldığı ve özellikle kadınlara yönelik saldırıların arttığı belirtildi. Kobanê'de elektrik ve su kesintileri yaşandığı, kuşatma nedeniyle beş çocuğun soğuktan hayatını kaybettiği belirtildi.
Halkların Karavanı aktivistleri, 30 Ocak'ta Suruç'tan ayrıldıktan sonra polis tarafından gözaltına alındıklarını ve "ikamet süresi ihlali" gerekçesiyle sınır dışı edilmek üzere İstanbul'a götürüldüklerini aktardı. Yolculuk sırasında su ve tuvalet ihtiyaçlarının engellendiği, sınır dışı merkezinde ise fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalındığı kaydedildi. Kadın katılımcılara yönelik cinsel taciz ve darp uygulandığı dile getirildi.
Ayrı bir gençlik ve gazeteci heyetinin Diyarbakır ve Nusaybin'de protestoları takip ettiği, burada da polis tarafından gözaltına alındıkları ve sınır dışı edilmek istendikleri bildirildi. Uçakla Almanya'ya gönderilmek istenen grubun yolculara, Halkların Karavanı'nın ve eylemin hedefine dair bilgi vermesi üzerine uçaktan zorla indirildikleri ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, delegasyonun sınır dışı edilmesinden iki gün sonra Türkiye genelinde aralarında Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), SGDF, ÖGK, BEKSAV, ETHA ve Polen Ekoloji üyelerinin de bulunduğu yaklaşık 100 kişinin gözaltına alındığı ve 80'inin tutuklandığı aktarıldı. Bu operasyonların, Rojava ile dayanışma faaliyetleri ve demokrasi talebiyle bağlantılı olduğu belirtildi.
Açıklamada, yaşananların bireysel değil, Türkiye'de Kürtlere ve muhalif kesimlere yönelik sistematik baskının parçası olduğuna dikkat çekildi. Türkiye devletinin, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'ne yönelik saldırıları desteklediği ve dayanışma faaliyetlerini engellemeye çalıştığı belirtildi.
Son olarak, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, tüm politik tutsakların serbest bırakılması çağrısı yapılırken, Rojava ile dayanışmanın sürdürüleceği vurgulandı.
Basın toplantısı, "Bijî Berxwedana Rojava" ve "Jin, Jiyan, Azadî" sloganlarıyla sona erdi.