2 Mayıs 2026 Cumartesi

Sofia Willer yazdı / Gazeteci, gerçeği söyleyendir – Lübnanlı gazeteci Amal Khalil öldürüldü

2022'de Şirin Ebu Akleh Batı Şeria'da bir keskin nişancı tarafından öldürüldüğünde, bütün bir halk yas tuttu. Şirin bir ulusun yüzüydü, Filistinlilerin sesi, her evde, her televizyonda vardı. Aynısını bu hafta kız kardeşinin mezarı başında Ali Khalil de söyledi. Amal da her evdeydi.

Lübnan'ın güneyinde 22 Nisan'da Lübnanlı gazeteci Amal Khalil, İsrail ordusunun hedefli bir saldırısında öldürüldü. Amal'ın öldürülmesi, savaşın başlangıcından bu yana 250. kez gazetecilerin bu savaşta tesadüfen ölmediğini, aksine İsrail tarafından hedef alınıp bilinçli şekilde öldürüldüğünü göstermektedir.

Amal'ın ölümünden kısa süre önce çekilmiş videoları var. Arkasında silah sesleri yükselirken koşuyor ve yüzünde gülümseme var. Kamerasını çeviriyor, ateşin geldiği yöne zoom yapıyor, o anda bir evi yerle bir eden buldozeri gösteriyor. 

O orada kaldı. Amal Khalil, hayatını bulunduğu yeri terk etmemeye ve Lübnan'daki İsrail devletinin savaş suçlarını belgelemeye adadı. 

2022'de Şirin Ebu Akleh Batı Şeria'da bir keskin nişancı tarafından öldürüldüğünde, bütün bir halk yas tuttu. Şirin bir ulusun yüzüydü, Filistinlilerin sesi, her evde, her televizyonda vardı. Aynısını bu hafta kız kardeşinin mezarı başında Ali Khalil de söyledi. Amal da her evdeydi.

Şirin ile Amal'ın ölümü arasında 4 yıl ve bu süre içinde öldürülen 250 gazeteci var. Amal, 2026'nın başından bu yana Lübnan'da öldürülen şimdilik 9. gazeteci oldu.

Bu saldırının bir hata olduğuna inanmak için hiçbir sebep yok. X platformunda resmi bir İsrail hesabı şöyle yazdı: "Ateşkes anlaşmasını ihlal ettikleri tespit edildikten sonra, hava kuvvetleri araçlardan birine saldırdı ve ardından sızanların saklandığı bir binayı hedef aldı."

Ateşkese rağmen hava kuvvetleri, Amal'ın meslektaşı Zeinab Faraj ile birlikte saldırılardan korunmak için sığındığı evi bombaladı. Kurtarma ekipleri olay yerine ulaştığında, Amal'a ulaşmaları ateş açılarak engellendi. Amal saatlerce can çekişti. 

Yılbaşından bu yana siyonist rejimden ölüm tehditleri alıyordu ve hayatının her adımının izlendiğine dair işaretler vardı. 4 yıl önce Amal, İsrail numarasından şu mesajı aldı: "Nerede olduğunu biliyoruz ve zamanı geldiğinde seni bulacağız. Bizim için önemli olmasan bile, sonunda seni hesap vermeye zorlayacağız. Başını omuzlarında tutmak istiyorsan Katar'a ya da istediğin başka bir yere kaçmanı öneririm :)"

Filistinli gazetecilere karşı, her Filistinliye şu mesajı vermeyi amaçlayan bir katliam gerçekleştiriliyor: Eğer saf tutarsan, mavi yeleği giyersen, sen de öleceksin. 

Peki Amal Khalil, Şirin Ebu Akleh veya Enes el-Şerif gibi gazetecileri, sürekli tehdit ve gözetim altında olmalarına rağmen devam etmeye iten nedir? Soru tersine çevrilmelidir: Hangi devlet gazetecileri "sızanlar" olarak tanımlar ve haberciliği ateşkes ihlali olarak görür? Kendi lehine tarihi yeniden yazmayı ve bir halkı sadece yaşamından değil, gerçeğinden de mahrum bırakmayı amaçlayan bir işgal devleti. Gazeteciler tesadüfen ölmez ya da çatışmanın ortasında kalmaz. Onlar hedef gösterilir ve öldürülür. Enes el-Şerif öldürüldüğünde, bir Instagram videosundan yükselen bir çığlık dünyaya yayıldı: "Anes'i öldürdüler, Anes şehit oldu." Çünkü gerçeği söylemek, kamerayı çalışır halde tutmak bu savaşta keskin bir silahtır. Gazze'de, Batı Şeria'da ve Lübnan'da. 

Almanya'nın en büyük haber programı ARD Tagesschau için Amal'ın ölümü ayrı bir haber olmaya bile değmedi. Tel Aviv'deki bir muhabir, Lübnan'da ölen bir gazeteciden sadece bir yan cümlede bahsetti. O halde bugün gazeteci kimdir? Meslektaşlarına yönelik katliam hakkında haber yapmayı reddedenler mi, yoksa başlarının üzerinde bombalar patlarken gerçeği söyleyenler mi? Filistin ve Lübnan'daki gazetecilerin mavi yeleği artık bir koruyucu yelekten fazlası haline geldi. Biri onu çıkardığında, yenileri onu giyiyor. Amal'ın hayatı ve ölümü bir kez daha şunu gösteriyor: Gazeteci, ezilenlerin sesi olmayı seçendir. Bu onun mirasıdır.