31 Ekim 2020 Cumartesi

ÇEVİRİ | Gelişen Post-Covid Dönemi ve Komünist Devrimcilerin Görevi*

Küresel güç dengesindeki bu kaymanın ortasında, şu ana dek devrimci bir tehdit oluşturmada komünist güçler halen zayıf bir durumdayken, neofaşizm Covid-19’u bir fırsat olarak kullanarak güçlenmektedir. Dijital teknolojiler bunun için etkili bir şekilde kullanılmaktadır.

  1. Neoliberal emperyalizm hâlihazırda, doğanın ve emeğin dizginsiz talanı ile bağlantılı olarak aşırı derecede krizler içinde debeleniyor. Covid-19 gibi salgınlar, en gerici şirket sermayesinin elindeki aşırı birikimin bu spesifik karakterinin bir sonucudur.
  2.  Aynı zamanda, salgın, özellikle de karşı karşıya geldiği iflas ve çaresizlikle emperyalist sistemin aşırı kırılganlığını da açığa çıkarmıştır. Öncelikle, son birkaç yıl boyunca giderek daha belirgin hale gelen bir eğilim olarak, güya kapitalist dünyaya önderlik eden ABD emperyalizminin çok güçsüz olduğunu gün yüzüne çıkarmıştır. Sonuç olarak, ABD liderliğindeki neokolonyal-neoliberal düzen devam ettirilemez hale gelmiştir.
  3. Salgın sonrası dönemde bu eğilim daha da yoğunlaşacaktır. Çeşitli neokolonyal kurumlar ve neoliberal merkezler tarafından sağlanan istatistiklere dayanarak şimdilik Çin hariç bütün bir emperyalist dünya, Büyük Bunalım’dan daha büyük, gelmiş geçmiş en büyük daralmayı yaşayacak. Bunun sonucunda işsizlik, yoksulluk, eşitsizlik, vb. görülmemiş düzeylerde ağırlaşacak.
  4. Mevcut verilere göre, ekonomik güç anlamında, ABD sınırları iyi tanımlanmış bir şekilde Çin’e yol vermektedir. Ekonomik boyut, küresel ticaret hacmi, sermaye ihracı, vb. kritik alanlarda ABD çok geride kaldı. Bu ekonomik düşüş nedeniyle, önümüzdeki günlerde ABD aynı zamanda tarihin gördüğü en büyük savaş makinesi olarak konumunu sürdürmekte de zorlanacaktır.
  5. Çin’in dijitalleşme ve bu dijital teknolojinin uluslararası işlemler için dijital bir para birimi geliştirmek üzere uygulanmasında kat ettiği mesafe sayesinde doların üstünlüğüne meydan okunacaktır.
  6. Ekonomik alana benzer şekilde, politik alanda da ABD egemenliği düşüştedir. Dünya Sağlık Örgütü vakasında açıkça görüldüğü üzere, ABD BM’yi ve onun örgütlerini önceki gibi maniple etmekte zorlanmaktadır. AB bile bağımsız bir pozisyon almakta ve Çin emperyalizmi OBOR (One Belt One Road, Bir Kuşak, Bir Yol ya da Kuşak-Yol Projesi), RCEP (Regional Comprehensive Economic Partnership, Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık), SCO (Shanghai Cooperation Organisation, Şangay İşbirliği Örgütü), vb. pek çok politik ve ekonomik kümelenmelere liderlik ederek kapasitesini gösterirken NATO zayıflamaktadır.
  7.  Küresel güç dengesindeki bu kaymanın ortasında, şu ana dek devrimci bir tehdit oluşturmada komünist güçler halen zayıf bir durumdayken, neofaşizm Covid-19’u bir fırsat olarak kullanarak güçlenmektedir. Dijital teknolojiler bunun için etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Çin tarafından takip etmek, izlemek, karantinaya almak ve hatta korona hastalarını tedavi etmek için geliştirilerek dünyaya sunulan pek çok uygulama şimdi insanları gözetlemede bir araç olarak kullanılmaktadır. İşçilerin ve ezilen halkların zor kazanılmış demokratik ve ekonomik haklarının çok katmanlı bir şekilde geri alınmasının üzerine bir de eklenmektedir.
  8.  İkinci olarak, önemli bir eğilim, toplu sözleşme ve sendikalaşmayı zorlaştırarak, işçi sınıfının aşırı sömürüsü için üretim ve hizmet alanlarının yeniden düzenlenmesi adına hızla gelişen 21. yüzyıl teknolojisi olan dijitalleşmenin kullanılması ve böylece giderek daha fazla işçiyi kayıt dışı ve örgütsüz bir hale dönüştürülmesidir.

Kesinlikle, ABD’nin zayıflaması ve bürokratik kapitalist Çin’in güçlenmesi neoliberal birikimin biçiminde, pörsümüş neoliberal kurumların çoğunda gerçekleşecek değişimleri ve yeniden düzenlemeleri de içeren bir değişikliğe yol açacaktır. Toplam eğilim, egemen sistemi sarsacak kadar güçlü bir devrimci komünist girişimin kısa vadedeki yokluğunda, şirket sermayesinin hegemonyasında daha şiddetli biçimlerde bir yoğunlaşmaya işaret etmektedir. Gelişmekte olan durumda, emperyalistler arası çelişkiler ve emek ile sermaye, doğa ile sermaye, kapitalist emperyalist sistem ile dünya halkları arasındaki çelişkiler eşi benzeri görülmemiş düzeylerde keskinleşecektir. Bu, devrimci komünistlere, egemen sisteme meydan okumak ve hatta onu yıkmak, yeni bir devrim dalgası yaratmak adına mükemmel bir nesnel durum sağlayacaktır. Ancak öznel kuvvetler, devrimci komünist partiler, halen zayıf ve işçi sınıfı ve ezilen halkların perspektifinden uygun bir şekilde durumda müdahale etme kabiliyetinden yoksundur. Bunun, eski çerçevelerden çıkmada, somut gerçeklerden doğruyu aramada ve mevcut somut koşullara göre teori geliştirip devrimi pratiğe dökmede yaşanan zayıflıkları da içeren çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Yani, en yakın gelecekte, 2008 krizi sonrası yaşananlardan sayıca daha fazla olan çoğu halk ayaklanmasına rağmen, kendiliğinden ve de zaman zaman komünist güçlerin öncülüğünde gelişen durumlar patlak verebilir. Görünürdeki tüm güncel eğilimler şirket sermayesinin doğa talanında ve işçi sınıfı ve ezilen halkları sömürüsünde bir yoğunlaşmaya doğru gidildiğini işaret etmektedir ve bir kez daha krizlerinin tüm yükü emekçi kitlelerin sırtına atılmaktadır.                             

Böylece, gün yüzüne çıkmakta olan yeni durum, dünyanın dört bir yanındaki komünist devrimciler ve mücadeleci sol güçler adına, gelişen durumun somut bir değerlendirmesi temelinde ve gelişmiş halkçı bir demokrasi ve kalkınma vizyonuyla politik bir alternatif ortaya koyarak hem ulusal hem de enternasyonal düzeyde dayanışmayı inşa etmek üzere uyumlu, ortak ve uyarlanmış bir eylem çağrısı yapmaktadır.


Hindistan Komünist Partisi (ML) Kızıl Yıldız’ın "Gelişen Post-Covid Dönemi ve Komünist Devrimcilerin Görevi" başlıklı değerlendirmesini Yaşam Uzun ETHA için çevirdi.