19 Mart 2026 Perşembe

Rojava Devrimi'nin mütevazı öncüsü: Salih Muslim

Siyaseti bir meslek gibi görüp ideolojiyi bir süs gibi taşıyanlardan değil; her ikisini de yaşamının özüne yerleştiren, onları bir varoluş felsefesine dönüştürenlerdir Salih Muslim.

Kürt halkının özgürlük yürüyüşüne ömrünü adayan o bilge, mütevazı, o koca yürekli insanı, Salih Muslim'i, yoldaşlarının seslenişiyle Bawê Welat'ı uğurladık sonsuzluğa. 

Yalın, gürültüsüz, nezaketli… Her temas ettiği insanda doğal saygı uyandıran, halkının dayandığı dağ sol omuz.

Onu tanıyan herkes derin bir acıyla sarsıldı; Rojava'da, Kürdistan'ın dört parçasında, Avrupa'da ve dünyanın nice köşesinde…

Hayatın doğal döngüsüdür elbet. İnsanlar doğar, büyür ve şu ya da bu nedenle yaşamı sona erer; insanlık adına doğru yerde durmayı başaranlar ise; Salih Muslim gibi yaşar, daima yaşar…

Salih Muslim de adını tarihin burçlarına onurla yazdıran o hakikat arayıcılarından biri olarak, dört parça Kürdistan'da ve Rojava'nın hafızasında daima yaşayacak.

Rojava Devrimi'nin savunmasında ölümsüzleşen oğlu Şervan'ı uğurlarken söylediği "Her şeysiz yaşayabiliriz ama onursuz asla" sözü, Salih Muslim'in yaşam düsturu olur. Mütevazı hayatında yoksulluğu da yoksunluğu da sessizce omuzlarken; ömrünün yarım yüzyılını da halkına ve mücadelesine adar.

 

Bireyciliğin gölgesine bile izin vermez, en büyük zenginliğin onurlu bir yaşam sürmek olduğuna inanır.

Özel mülkiyetin kirine pasına bulaşmadığı gibi, mütevazı olanaklarını da daima halkına açar. Yoldaşlarının dediği gibi "bir lokma bir hırka felsefesine göre yaşayan bir derviş" gibidir.

Çocuklarını birçok insanın yaptığı gibi korunaklı fanuslarda saklamaz, tersine onları hakikatin izini sürmeye, mücadele etmeye çağırır; yoldaşı, hayat arkadaşı Ayşe Efendi'yle birlikte, direnişin çocukları olmaları için emek verir.

Marks'ın "İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar; ancak onu kendi keyiflerine göre değil, verili koşullar altında yaparlar" sözü, Salih Muslim'in yaşamında ete kemiğe bürünür.  

O da kendi tarihini, kendisine dayatılan inkârın, kimliksizleştirmenin ve yok sayılmanın ortasında, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde kimya mühendisliği okurken fark ettiği o büyük hakikatin içinden kurdu. 

70'li yılların politize ortamında İstanbul'da üniversite eğitimi alan Salih Müslim de Marksizm'den etkilenir. Ulus ve sınıf bilinci birçok yurtseverde o dönem olduğu gibi iç içedir O'nda da. Üniversite eğitimini tamamlamaya çalışırken bir yandan da politik eğitimini tamamlamaya çabalar. Birçok yayını takip eder, çok sayıda kitap okur, arkadaşlarıyla kitaplar üzerine tartışmalar yürütür. Birkaç dil bilen Muslim bütün bunları yaparken okul harçlığını çıkarmak için çeviriler yapmaktadır.

Okul sonrasında çalışma yaşamına atılan Salih Muslim, petrol ve sanayi sektöründe çalışır. Bir dönem de Suudi Arabistan'da çalışır. Politik mücadele isteği arayışı ise bu dönemler de devam eder. Suriye Kürdistan Demokrat Partisi'nin aktif üyelerinden biri olur. 2003 yılında PYD'nin kuruluşuna kadar burada çalışır.

Rojava'da Abdullah Öcalan'la yollarının kesişmesi, Salih Muslim'in yurtseverlik bilincini daha da derinleştirir.

Bu süreçte gözaltına alınır, tutuklanır ve ağır işkencelere maruz kalır. Günlerce süren işkencenin yanı sıra, yol arkadaşı Ayşe Efendi de bir yıl boyunca tutuklu kalır. 

Bütün bu yaşadıklarını ne bir yük olarak görür ne de övünç kaynağı yapar. Ona göre ödenen bedeller, çoktan göze aldığı mücadelenin doğal bir parçasıdır.

2010- 2017 yıllarında PYD Eş Başkanlığı da yapan Salih Müslim ölümsüzleştiği ana kadar Rojava Devrimi için, Kürt birliği için, Kürt halkının ulusal özgürlüğü için çalışır. Sadeliği, halk insanı özellikleriyle saygın bir yer edinir ezilen halkların belleğinde.

Mücadele içinde var olanların kritik anlardaki duruşu hem kendi sınavları hem de toplumsal mücadelenin ilerleyişini belirleyen dönüm noktaları olur. Salih Muslim de Rojava'nın özgürleşme sürecinde, bu tarihsel eşiklerin tam ortasında duran etkin özne olarak öne çıkar.

2003 yılında halk içerisinde örgütlenmenin zorluklarının çok olduğu dönemde en önde yürüyerek sorumluluk alır.  Bir röportajında dediği gibi hep ‘illegal koşullarda' mücadele edenlere büyük baskıların olduğu dönemde yapar bütün bunları. Halkın ileri kesimleriyle toplantılar yaparak örgütlenme, bilinç taşıma çalışması yürütür.

Nitekim 2014'te Kobanê'nin kuşatıldığı, faşist şef Erdoğan'ın "Kobanê düştü düşecek" sözleriyle sevindiği günlerde Salih Muslim halkına "Kim ne yapacaksa şimdi yapsın; halkımız her tarafta ayağa kalksın" çağrısında bulunuyordu. Ve 6-7 Ekim'de ortaya çıkan Kobanê etrafında örülen seferberlikte bu çağrıların da rolü oldu. Hem o günlerde tıpkı HTŞ'nin emperyalistlerle ve Türk devleti ile birlikte Rojava Devrimi'ne yönelik kapsamlı saldırılar başlattığı yakın dönemde olduğu gibi devrimin varoluşsal tehditlerle karşı karşıya kaldığı her anda, hastalığına rağmen tüm imkânlarını seferber ederek Rojava Devrimi'nin kazanımlarını savunmak için elinden geleni yaptı.

Biz sosyalist basın emekçilerinin röportaj, görüş açıklama çağrılarına sağlığı elverdiğince yanıt verdi. Devrimin kazanımlarını sahiplenmek için en küçük olanağı bile değerlendirdi.

Kıta, kıta ülke ülke gezerek Rojava Devrimi'nin yaşaması, ilerlemesi için emek verdi. O, birden fazla dili akıcı biçimde konuşan bir Kürt siyasetçi olarak uluslararası arenada geniş bir temas ağı kurdu. Katıldığı konferanslar ve diplomatik toplantılarda yalnızca Kürtlerin değil, Ermeni, Süryani, Nusayri ve Arap halklarının ortak geleceğini birlikte inşa etmenin önemini vurguladı. Rojava Devrimi'nin halkçı, eşitlikçi ve kadın özgürlükçü karakterini dünya kamuoyuna anlatmak için yoğun çaba harcadı.

Birçok ülkede yürüttüğü diplomatik çalışmalarla Rojava'daki yönetim modelinin uluslararası alanda tanınmasında belirleyici bir rol oynayan isimlerden biriydi; Salih Muslim bu sürecin en görünür ve etkili aktörlerinden biri haline geldi.

Aydın özelliklerini halkçı özellikleriyle harmanlayan, halkla iç içe olmayı daima önemseyen, mütevaziliğiyle iz bırakan Salih Muslim; sadece Kürt halkının değil başta Arap halkı olmak üzere halkların gönlünde taht kurdu.

Salih Muslim'i uğurlayan QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi, onun her dönemde Kürt birliğinin ve Suriye'de demokratik birliğin inşası için kesintisiz çaba gösterdiğini vurguladı. Muslim'in vedası da bu çizginin bir devamı niteliğindeydi: Başta Kuzey Kürdistan ve Türkiye'den gelen DEM Parti heyeti olmak üzere, Güney Kürdistan'dan çok sayıda parti ve örgüt temsilcisini bir araya getirmesi; Semelka'dan Heseke'ye, Qamışlo'dan Kobanê'ye uzanan güzergâhta yarattığı birlik atmosferi, O'nun son yolculuğunda dahi birleştirici rolünü sürdürdüğünü gösterdi.

Mart'ın direngenliğinde hayata gözlerini açan Muslim, yine Mart'ın o aynı direngen günlerinde "yaşadım" diyerek, Şervan'ının, yoldaşının yanına son yolculuğuna uğurlandı.

Rojava halklarının, Kürt ulusal kurtuluş mücadelesinin, devrimcilerin ve onurdan, insanlıktan yana duran herkesin hafızasında silinmez bir iz olarak kalacaktır. Ardında bıraktığı mücadele mirası da yol gösterecek bir pusula olacaktır.