Limter-İş 16. Genel Kurulu toplandı: Yeni yönetim seçildi
Limter-İş 16. Genel Kurulunu topladı. 50 yıllık mücadele tarihini kararlılıkları, sarı sendikacılık ve patronlara karşı yürüttükleri direniş ile kazandıklarını kaydeden Saygılı, "Rehberimiz tek başına toplu iş sözleşmesi olmamıştır. Rehberimiz sınıf sendikacılığıdır. Emek ve özgürlük mücadelesidir" dedi. Tek listenin oylandığı genel kurulda, Limter-İş Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever, Genel Sekreteri ise Beycan Taşkıran oldu.
Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk İşçileri Sendikası (Limter-İş) 16. Olağan Genel Kurulunu, Tuzla'da bulunan genel merkez binasında gerçekleştirildi.
Genel Kurula Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin ve Genel Sekreter Emin Atsız, Dev-Yapı İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, Enerji-Sen Kurucu Genel Başkanlarından Kamil Kartal, Dev-Turizm-İş'ten Hüseyin Tolu, ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Uğur OK ve MYK üyesi Okan Danacı, İSİG Meclisi adına Ertuğrul Bilir katıldı.
İşkencede katledilen Limter-İş Sendikası Eğitim Uzmanı Süleyman Yeter şahsında, ölümsüzleşen işçi sınıfı önderleri anısına saygı duruşuyla başlayan genel kurul, divan seçimiyle devam etti. Açılış konuşmasının ardından katılımcılar söz aldı.
ÇERKEZOĞLU: BU KARARLILIK BİZE GÜÇ VE UMUT VERMEKTEDİR
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, genel kurula bir mesaj iletti. Çerkezoğlu, şunları belirtti: "Sınıf mücadelesinin en zor alanlarından biri olan limanlarda ve tersanelerde, emeğin onurunu kararlılıkla savunan, Konfederasyonumuz DISK'in çatısı altında beraber yol yürüdüğümüz Limter-İş, bugün bir genel kurul iradesini daha ortaya koymaktadır. Bu genel kurul; yalnızca bir dönem değerlendirmesi değil, sömürüye, güvencesizliğe ve hak gasplarına karşı ortak mücadele kararlılığının ifadesidir. Liman ve tersane işçilerinin insanca çalışma koşulları, güvenceli istihdam ve sendikal haklar için; adalet, demokrasi ve özgürlük için yürüttüğü mücadele; emeğin birleşik mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. DİSK çatısı altında birlikte yürüdüğümüz bu yolda; bedel ödemekten kaçınmayan, mücadeleyi büyüten ve dayanışmayı esas alan bu kararlılık, bizlere umut ve güç vermektedir. DISK/Limter-Iş Sendikamızın mücadelesini selamlıyor; alınacak kararların işçi sınıfının mücadelesine güç katacağına inanıyor, yeni seçilecek yönetim kuruluna başarılar diliyoruz. Yaşasın Limter-lş, yaşasın DİSK!"
ENERJİ-SEN: SÜLEYMAN YETERİN EMANETİNİ BIRAKTIĞI SENDİKAYLA YAN YANA OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ
Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, genel kurulu selamladı. Enerji işçilerini selamlayan Keskin, "2000'li yılların başıydı, genç bir devrimciydim ve büyük tersane direnişlerine tanıklık ettim. Duvarda yazılamalarını gördüğüm Süleyman Yeter benim için çok özeldir. Kim olduğunu bilmediğim ismin emanet bıraktığı sendikayla yan yana olmaktan onur duyuyoruz. Genel kurulda inanıyorum ki göreve gelecek arkadaşlar bir öncekinden aldığı bayrağı layıkıyla taşıyacaktır. Limter-İş işçi direnişlerinde en öndeydi ve öyle olmaya devam edecektir. Sendikamız adına görev alacak arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz" dedi.
İSİG MECLİSİ: İŞ CİNAYETLERİNİ GÜNDEM EDEREK BİNLERCE İŞÇİYİ YÜRÜTTÜ
İSİG Meclisi adına söz alan Ertuğrul Bilir, "İnsanlar sendika deyince sarı sendika anlıyorlar genel anlamda ama 'dövüşenler de var bu havalarda' deyip bazı sendikaları hatırlatmak istiyorum. Sarı sendikalar, gangster sendikalar var. Ama sendikal mücadeleyi tek bir torbaya koyamayız. Her zaman mücadele edenler oldu. En önemli örneklerinden biri de Limter-İş sendikasıdır. Tuzla'da iş cinayetlerini gündem ederek binlerce işçiyi yürütmüştür. Önemli bir kısmınız hala hayattaysa Limter-iş sendikasının Tuzla'da verdiği mücadelede bunun çok önemli bir vardır. Önümüzdeki dönemde sendikaya başarılar diliyoruz" ifadelerini kullandı.
DEV-TURİZM-İŞ: DİRENİŞÇİ SENDİKACILIK ANLAYIŞINI BÜYÜTMEMİZ GEREKİYOR
Dev-Turizm-İş adına Hüseyin Tolu da genel kurulu selamladı. Tolu, "Böyle bir zamanda, böylesi ihtiyaç duyduğumuz dönemde, tarihsel kazanımlarımızı parçalamaya çalışanlara karşı mücadele ettiğimiz zamanda böyle bir kongre yapılıyor olması çok anlamlı. Mücadeleyi ve dayanışmayı büyütmek gerekiyor. Bir kez daha anladık, emeklerimize-haklarımıza nasıl saldırdıklarını görüyoruz. Direnişçi sendikacılık anlayışını büyütmemiz gerekiyor. Var olan bu mücadelemizi saygıyla selamlıyoruz. İyi ki varsınız. Yolumuz açık olsun" dedi.
'PATRONLAR, SARI SENDİKALARLA LİMTER-İŞ'İN ÖNÜNÜ KESMEYE ÇALIŞIYOR'
Enerji-Sen Kurucu Genel Başkanlarından Kamil Kartal ise sınıf mücadelesinin belli bir zaman dilimine sığdırılamayacağını, uzun erimli olduğunu söyledi. Limter-İş'in duvarlarında yer alan işçi direnişleri, eylemler, polis saldırıları ve Süleyman Yeter'in fotoğraflarını işaret eden Kartal, şöyle devam etti: "Sendika yeni örgütlenirken buralarda hep gözaltına alınırdık. Tuzla karakolunda çok kaldık. Süleyman Yeter de bizimleydi. Anımız, mücadelemiz çoktur sendikayla. Bulunduğu iş kolu açısından Limter-İş önemli bir sendika. İş cinayetlerinin çok yoğun olduğu bir çalışmada. Sermayenin uşaklığını yapan çok sarı sendika var bu iş kolunda, bu bir dezavantaj. İşverenler o sendikalarla Limter-İş'in önünü kapatmaya çalışıyor. Limter-iş gelmesin diye sarı sendikaları destekliyor işverenler. 6331'in gündeme getirilmesi konusunda Limter-İş'in çok önemli bir rolü vardır. İş sağlığı ve güvenliği kanunu olarak gündeme gelmesinde Limter-İş çok özel bir iş başardı. Limter-İş'in kıymetini bilmek lazım. Yaşamını yitiren çok arkadaş oldu, hepsini minnetle anıyorum. Bu genel kurul umarım tersane işçilerini örgütleme ve yeni başarılara imza atmada başarılı olur."
SAYGILI: ÇİZGİMİZDEN ŞAŞMAYAN BİR SENDİKAYIZ
Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı da, sendika yönetimi adına başta işçiler olmak üzere katılımcıları selamladı. '99 yılında ölümsüzleşen sınıf önderi Süleyman Yeter şahsında emek ve özgürlük mücadelesinde şehit düşenleri anan Saygılı, "50 yıl önce kurulduk. Yarım asır demektir bu. Sendikamız kurulurken sarı sendikacılığa karşı bayrak açmış, fiili-meşru mücadele ve sınıf sendikacılığıyla engelleri aşmış ve bu çizgisinden şaşmamış bir sendikadır. Emir Babakuş'a, Aydın Kılıçdere'ye, sendikamızın en parlak döneminde başkanlık yapan Kazım Bakış'a, Cem arkadaşımız ve bu arkadaşlarımızla çalışan tüm yönetim kurulu üyelerimize, sendikamızın mücadelesinde emek harcayan herkese saygımızı, sevgimizi sunuyoruz" dedi.
'REHBERİMİZ SINIF SENDİKACILIĞIDIR'
50 yıllık direniş tarihini karşılaştıkları yüzlerce engeli aşarak var ettiklerini dile getiren Saygılı, "En önemli şeylerden biri, sendikamızın öneminin anlaşılmasıdır. Emperyalist kapitalist haydutların, neoliberalizmin, taşeronluk cehenneminin örnek teşkil edilecek ülkelerinden biridir Türkiye. Bu mücadele, öyle sıradan, keyfi, rahat bir mücadele olmadı. Her adımımızda tersane patronlarının, taşeronların ve aynı zamanda mevcut siyasi iktidarın saldırılarıyla karşı karşıya kaldık. Hiçbir zaman sayımızın azlığına takılmadık. Sınıf sendikacılığını rehber edindik ve önümüze çıkan engelleri fiili-meşru mücadeleyle aşmaya çalıştık. Aştığımız da oldu aşamadıklarımız da ama geri adım atmadık. Sadece gemi yapında ya da Aliağa'da ki gemi sökümünde yer alan bir sendika değiliz sadece. Bir sürü alanda, birçok iş kolunda var. Örgütlenme alanımız geniş. Depoculuk ve antrepoculuk var. Sınıf sendikacılığında emeğe layık bir mücadele yürüttük. Aşamadığımız sorunlar yok mu? Var tabii. Başaramadıklarımız var. Engeller aştık, başarısızlıklar da deneyimledik... Toplu sözleşme aşamasına gelemedik ama başarabileceğimiz daha çok şey vardı. Kimi başarısızlıklarımız var ve bunu kabul etmek gerekir. Ama gelecek dönemde hepsini aşacağımıza inanıyorum. Sendika olarak hiçbir zaman toplu sözleşmeyi sendika olmanın ölçüsü olarak görmedik. Bunu küçümsemiyoruz ama bundan ibaret değiliz. Toplu sözleşme yapan kimi sendikaları da görüyoruz. Mücadeleci sendikalarımızı bunun dışında tutarak söylüyorum. Onlar mücadeleleriyle ortadadır zaten. Emeğe yönelik, haklarımıza yönelik onlarca saldırı olmasına rağmen, gözümüzün önünde halklar katledilmesine rağmen toplu sözleşme yapan, yüzlerce üyesi olan sendikaların sesi çıkmıyor. Rehberimiz tek başına toplu iş sözleşmesi olmamıştır. Rehberimiz sınıf sendikacılığıdır. Emek ve özgürlük mücadelesidir" ifadelerini kullandı.
'SENDİKA BAŞKANI OLDUM AMA HİÇ SENDİKACI OLMADIM'
Sadece patron değil, patronları kollayan siyasi iktidarla da sorunlarının olduğunun altını çizen Saygılı, şöyle devam etti: "Patronların önünde önünü ilikleyen bir sendika olmadık, olmayacağız! Bizim tarihimiz hem patronlara karşı hem de siyasal iktidara karşı bir mücadelededir. İşçilerin ücretiyle sınırlı değildir bizim mücadelemiz. Emek mücadelesini özgürlük mücadelesiyle birlikte görüyoruz. Söz, eylem ve örgütlenme hakkınız yoksa olmaz. Örgütlerimize dönük saldırılar var. Bize saldıranlardan daha ideolojik, politik olmalıyız. Sermayenin saldırısı çok yoğun. Siyasi iktidarın saldırıları da yoğun. Uluslararası sermayenin saldırıları yoğun. 3. emperyalist savaşın adım adım yaklaştığı, kapitalizmin krizinin derinleştiği bir dönemdeyiz. Filistin ortada. Rojava ortada. Başını kaldıran herkese saldırıyorlar. Dünyanın patronu olduğunu iddia eden bir faşistin, Trump ve ABD'nin yaptıklarını görüyorsunuz. Venezuela'ya müdahale ettiler. Halkın gırtlağına çöküyorlar. Emeğe çöküyorlar, kazanımlara çöküyorlar. Biz sadece ve sadece fabrikadan ibaret değiliz. 'Bizi sadece ekonomi ilgilendirir, sadece memleketteki sorun bizi ilgilendirir' dersek Filistin'i, Rojava'yı göremeyiz. Çerkeslere dönük saldırıları göremeyiz. Emperyalist haydutlar herkese saldırıyor. Halklara diyorlar ki, 'siz kendi kendinizi yönetemezsiniz, iradeniz olmaz, biz size izin vermezsek yaşayamazsınız'. Bu işçilere ve emekçilere de tehdittir. Emeğe dönük saldırıdır. Üretenlerin yönetmesine izin vermeyeceklerini biliyoruz. Üretenlerin yönetime gelmesini hedefleyen, kapitalizmin yıkılmasını hedefleyen bir anlayışa sahibiz. Bizim mücadelemiz emek ve özgürlük mücadelesidir. Sendikanın başkanlığını yaptım uzun zamandır ama hiçbir zaman 'sendikacı' olmadım. Ben hep devrimciydim, sosyalisttim. Yorulup kenara çekilmek olmaz bu mücadelede. Bu bir maratondur. Genç işçi arkadaşlarımız görev alacak. Bayrağı onlara teslim ediyoruz. Deneyim ve tecrübelerimizle, bildiklerimizi paylaşarak sendikamızı daha ileri taşıyacağız.
Hepimizin yolu açık olsun. Hepinize teşekkürlerimizi sunuyorum. Yeni seçilecek arkadaşlarımıza da başarılar diliyorum."
DEMİRAL: SENDİKAMIZKARANLIK BİR SOKAĞIN LAMBASI GİBİDİR
Son sözü Limter-İş Genel Sekreteri Hakkı Demiral aldı. Süleyman Yeter'i ve Kazım'ı ve Alparaslan Çelik, Mustafa Barlas ve tüm ölümsüzleri anan Demiral, "30 yıldır Limter-İş'te yer alıyorum. İnsanca çalışma koşullarının yaratılması ve işçi sağlığı-güvenliği konusunda çok kazanımları olan bir sendika burası. Limter-İş tersane işçileri açısından bilinen bir sendika. Karanlık bir sokağın lambası gibidir sendikamız. Tersane patronları ve devletin baskılarına, tutuklamalarına rağmen bu mücadeleyi yürüttü ve bugünlere geldi sendikamız. Toplu iş sözleşmesine erişemedi ama sözleşme yapan sendikalarda çok fazla eylem ve başarıya sahiptir. İşçi sağlığı ve güvenliğini Türkiye'de gündem eden temel sendikalardan biridir. Süreci sabırla, inatla örerek geçti bu süreçlerden. Limter'iş'i değil sadece, bütün mücadeleci sendikaları büyütmemiz gerekir. İşçilerin birleşik mücadelesini örgütlememize ihtiyaç var. İşçi arkadaşlara sesleniyorum, tersane işçilerinin tek limanı Limter-İş'tir. Ekmek ve onur mücadelesidir bu mücadele. İşçi olmak onurlu yaşamdır. Haksızlığa karşı çıkmaktır. İşçi kimliği onurlu bir kimliktir. Kapitalizmin baskıları arttıkça işçi sınıfının mücadelesi gerileyebiliyor. Tersane işçilerinin durumu biraz farklıdır. Emek dostlarımızla birlikte her alanda, dayanışmanın her türlü örneğini göstermeye çalıştık. Limter-İş olarak bu direnişlerde yer almaya çalıştık. Mücadeleyi büyütmek için elimizden geleni yapacağız. Katılan tüm arkadaşlara teşekkür ediyor ve görev alacak arkadaşlara şimdiden başarılar diliyorum. Direniş dolu bir dönem olacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Daha sonra Genel Başkan adayı İleri Devrim Yurtsever ve Genel Sekreter adayı Beycan Taşkıran söz aldı.
YURTSEVER: ÖĞRENDİKLERİMİZE, YENİLERİNİ KATARAK MÜCADELE EDECEĞİZ
Limter-İş Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever, büyük bir mücadelenin devrini almaya talip olduklarını kaydetti. Tersanelerde taşeron sisteminin çok yoğun olduğunu, bu nedenle elde edilen kazanımların görünmediğini söyleyen Yurtsever, "En nihayetinde her birimizin her gün yanı başımızdaki iş cinayetlerinin ne kadar azaldığını, tersanelerde ücret ödemelerinin sendika geliyor dendiğinde nasıl patronlar tarafından verildiğini görüyoruz. Bu büyük mücadeleler sonucunda elde edilen kazanımlardır" dedi..
Kendilerinden önceki yönetimlerden öğrendiklerini, üzerine katarak mücadeleye devam ettireceklerini belirten Yurtsever, direnişi birleşik mücadeleyle yürüteceklerini de ekledi. Yurtsever, "Listemiz sınıf tarihimizin yeni listesi özelliğini taşıyor. Çünkü ilk kez bir genel sekreterimiz kadın arkadaşımız olacak. Mücadeleye çok şey katacak. Yeni bir soluk, yeni bir bakış açısıyla örgütlenmeyi getirecektir" ifadelerini kullandı.
TAŞKIRAN: GÖREV ALAN İLK KADIN OLACAĞIM
Limter-İş Genel Sekreteri seçilen Beycan Taşkıran da ölümsüzleri anarak konuşmasına başladı. Taşkıran, "Sendikamızın 50 yıllık mücadelesi var. Bu bize ağır bir sorumluluk yüklüyor. Aynı zamanda Devrim başkan ifade etti, bir kadın olarak görev almış olacağım. Bu da hepimiz için yeni bir şey" dedi.
Kendisinin de bir işçi olduğunu, yıllarca sınıf mücadelesi içinde yer aldığını, tekstil ve deri sektöründe çok sayıda görevi omuzladığını hatırlatan Taşkıran, "Yeniden işçi emekçi alanındayım. Yönetim kurulumuz, aynı zamanda siz üyelerimiz, üyemiz olmayan işçi arkadaşlarımızla beraber bundan önce yaratılmış emek ve mücadeleyi daha ileriye taşıma iddiasındayız. Bunu birlikte yapacağız" ifadelerini kullandı.
LİMTER-İŞ GENEL BAŞKANLIĞINA YURTSEVER SEÇİLDİ
Konuşmaların ardından genel kurul gündemlerine geçildi. Yapılan geçmiş dönem değerlendirmeleri ve tartışmaların ardından seçim yapıldı. Aday olan tek liste üye oylarının tamamını alarak seçildi. Limter-İş Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever, Genel Sekreterliğe ise Beycan Taşkıran seçildi.