İşçi Emekçi Birliği, savaşa karşı işçi sınıfının alması gereken tutumu tartıştı
İşçi Emekçi Birliği'nin çağrısıyla Taksim'de düzenlenen forumda, emperyalist savaş tehdidi ve işçi sınıfının savaş karşısında alması gereken konum tartışıldı.
İşçi Emekçi Birliği, ocak ayında katledilen devrimci önderler Karl Liebknecht, Rosa Luxemburg ve Vladimir İlyiç Lenin anısına Taksim'de düzenlediği etkinlikle emperyalist savaşlar ve işçi sınıfının tutumunu tartıştı. Anma, Liebknecht, Luxemburg ve Lenin şahsında tüm devrim ve sosyalizm şehitleri anısına saygı duruşuyla başladı.
Ardından 3 devrimci önderin mücadele yaşamını anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı.
3 oturum şeklinde gerçekleştirilen etkinlikte, ilk oturumda; Köz, Partizan, Söz ve Eylem, ikinci oturumda BDSP, İşçi-Sen, Kaldıraç ve DKDER, üçüncü oturumda, BİH, PDD ve Çağrı adına konuşmalar yapıldı.

KÖZ: ULUSLARARASI BİR KOMUTA KADEMESİNE İHTİYAÇ VAR
Köz adına yapılan konuşmada, içinde bulunulan çağda devrimci önderlerin mirasına yönelik ciddi bir saldırı olduğu belirtilerek liberalizmin kuşatmasına dikkat çekildi. Rojava'ya dönük saldırılara dikkat çekilen konuşmada, "14 yıldır Rojava'da direnmeye çalışan bir kanton iktidarı var. Bugün de Rojava'nın dört bir yanında seferber olmuş, bu saldırıya karşı direnen Kürt halkını görüyoruz. O yüzden bizim de ezen ulus topraklarındaki devrimciler olarak önümüze düşen görev bu saldırılara karşı mücadeleyi yükseltmektir" denildi.
Türk devletinin NATO'nun ikinci büyük ordusu olduğuna işaret edilen konuşmada, "Bugün Türkiye'de karşı karşıya kaldığımız sorunlar; emekçilerin asgari ücreti, sendikal haklar, demokratik anayasa sorunu. Bunların hiçbiri Rojava'daki işgalden, Türk devletinin Kürdistan'ı ilhakından bağımsız değil. Bizim bu mücadelelerin birbirine bağlı olduğunu göstermemiz gerekiyor" ifadeleri kullanıldı.
Enternasyonal mücadeleyi yükseltmek için uluslararası bir "komuta kademesine" ihtiyaç olduğu vurgulanan konuşmada, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht'in 2. Enternasyonal'in sosyal şoven çizgisinden koptuğu için kendi partileri tarafından katledildiği hatırlatıldı. Tüm dünyada devrimcilerin, komünistlerin yüzünü dönebileceği bir merkeze ihtiyaç olduğu vurgulanan konuşmada, dünyanın dört bir yanında paylaşım kavgasının sertleştiği, emperyalistler arası çatışmalar çıktığı bir dönemde buna karşı uluslararası bir cevap üretmek gerektiği belirtildi. Tüm emperyalistlerin işçi sınıfına şovenizmi zerk ederek güçlenmeye çalıştığı vurgulanan konuşmada, tüm bunlara karşı daha sıkı bir enternasyonal birlikteliğe, dar grupçuluktan uzak bir birleşik mücadeleye ve devrimci sembollere daha sıkı sahip çıkılmasına ihtiyaç olduğu belirtildi.
PARTİZAN: KAPİTALİSTLER YENİ BİR EMPERYALİST SAVAŞ YOLUNDA
Partizan adına yapılan konuşmada, her zaman emperyalistler arası bir çıkar dalaşı olduğu ancak bu dönemde bir üçüncü emperyalist paylaşım savaşının daha sık tartışıldığına işaret edildi. Kapitalist devletlerin yeni bir emperyalist savaş yoluna girdiği belirtilen konuşmada, silahlanma harcamalarının giderek arttığına, faşist hareketlerin güç kazandığına ve devletlerin giderek otoriterleştiğine dikkat çekildi. Bu savaşın esasen ABD ve Batı emperyalizmiyle Rusya, Çin ve onun etrafında oluşan blok arasında gerçekleşeceği belirtilen konuşmada, şu anda yaşanan bölgesel savaşların bu savaşın ön hazırlıkları olduğu belirtildi. Bu bloklar arasında da çok fazla çelişki bulunduğu belirtilen konuşmada, bir yandan süren hegemonya mücadelesine işaret edildi.
En büyük NATO ordularından birine sahip Türkiye'nin de bu kapışmanın dışında kalmasının mümkün olmadığına dikkat çekilen konuşmada, Türkiye'nin "iç cepheyi" güçlendirmek için tüm devrimci, demokrat, yurtsever güçleri bastırmaya çalıştığı ve yeniden birikim sürecine girdiği belirtildi. Rojava'ya dönük saldırılara her devrimcinin karşı çıkması gerektiği vurgulanan konuşmada, "Kendi hükümetinin güçlü olması, kendi burjuvazinin oturmuş olması devrimci mücadeleyi zayıflatacaktır. Devrimciler kendi hükümetlerinin güçlü bir pozisyonda olmasını istemezler, bu onların çıkarına aykırıdır" denildi. Rojava'ya dönük saldırılara karşı güçlü bir enternasyonal dayanışmaya ihtiyaç olduğu vurgulanan konuşmada, "NATO'ya karşı çıkmak, Türk devletinin bu savaşın içindeki rolüne karşı çıkmadan mümkün değildir" denildi.
SÖZ VE EYLEM: SAVAŞA KARŞI İÇ SAVAŞ
Söz ve Eylem adına yapılan konuşmada, Alman devriminin gelişimi ve sosyal demokrasinin ihaneti anlatılarak, "savaşa karşı iç savaş" sloganını yükseltmenin önemi vurgulandı. Emperyalist savaş gündeminin bugün de bir turnusol kağıdı işlevi görmeye devam ettiği belirtilen konuşmada, bugün sadece bir emperyalist paylaşım savaşı değil aynı zamanda bir hegemonya savaşının yaşandığı belirtildi. ABD'nin kendi hegemonyasını tahkim etmek için yeni bir düzen ortaya koyduğu belirtilen konuşmada, "iç savaş"ın eskiden işçi sınıfının şiarı olduğu ancak bugün egemenlerin iç savaşı ülkeleri yeniden dizayn etmek için kullandığı kaydedildi.
Soru-cevap ve aranın ardından ikinci oturuma geçildi.

KALDIRAÇ: İŞÇİ SINIFININ BAĞIMSIZ HATTINI ÖRGÜTLEMELİYİZ
İkinci oturumda ilk konuşma Kaldıraç Hareketi adına yapıldı. İki emperyalist paylaşım savaşının da iki krizle patlak verdiğine dikkat çekilen konuşmada, Ekim devrimiyle proleter devrimler çağının başladığı ve İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşının amacının da bunu boğmak olduğu belirtildi. NATO'nun işçi sınıfının iktidar mücadelesine karşı bir iç savaş, karşı devrim örgütlenmesi olarak kendini organize ettiği belirtilen konuşmada, Sovyetlerin dağılmasına kadar başka bir emperyalist paylaşım savaşı yaşanmadığına işaret edilerek, "Bir işçi sınıfı iktidarı varsa dünya savaşı çıkarmak o kadar kolay olmuyor. 1990'la beraber emperyalist dünyayı bir arada tutan çimento dağıldı. Sosyalizm ‘tehdidi' ortadan kalktı. O günden itibaren de yeni bir paylaşım savaşı başlamış oldu" denildi.
Bugün yeniden bir dünya savaşının konuşulduğu belirtilen konuşmada, bunun 2008 kriziyle başladığı kaydedildi. Neoliberal politikaların 2008 kriziyle tıkandığı ve bunu aşmanın yolu olarak yeni bir paylaşım savaşının gündeme geldiği kaydedilen konuşmada, şu anda çok boyutlu bir savaş yaşandığı ve işçi ve emekçilerin kazanılmış tüm haklarına saldırıların derinleştiği dile getirildi.
İşçi sınıfının bunun karşısında ayakta kalmaya çalıştığı ve her yerde isyanların geliştiği dile getirilen konuşmada, emperyalistlerin kendi aralarındaki çıkar çatışmaları sürerken bir yandan Rusya ve Çin'i sömürgeleştirerek bu krizden çıkmaya çalıştığı belirtildi. Bu noktada ABD hegemonyasını yeniden tahkim etmeye çalışırken buna itiraz edebilecek tüm güçlerin de tasfiye edildiği kaydedilen konuşmada, Ortadoğu'da yaşananın da bu olduğu belirtildi. Bütün bu savaşlara son verebilecek tek şeyin sosyalist devrimler olduğu vurgulanan konuşmada, tüm dünyada bir devrimci önderlik sorunu olduğu kaydedildi. Bu devrimci önderliğin de masa başında değil mücadelelerin içerisinde, doğru bir politik hatla geliştirilebileceği söylenen konuşmada, işçi sınıfı içerisinde enternasyonal bakış açısının işlenmesi, "ulusal çıkarların" burjuvazinin çıkarları olduğunun söylenmesi gerektiği vurgulandı. Antiemperyalist mücadelenin antikapitalist de olması gerektiği dile getirilen konuşmada, "Bugün ihtiyaç olan işçi sınıfının bağımsız hattını örgütlemektir. Bu hiç yanılmayacağımız, hiç yanlış yapmayacağımız anlamına gelmez ancak bu yolda yürürsek ancak doğru hattı bulabiliriz" denildi.
DKDER: BELİRLEYİCİ OLAN DEVRİMCİ PROGRAMDIR
DKDER adına yapılan konuşmada, devrim için asıl belirleyici olanın devrimci program ve üretilecek politikaların tarihsel gerçekliğe, toplumun özgünlüğüne denk düşmesi olduğu söylendi. Rusya ve Almanya'da devrimin gelişimi anlatılan konuşmada, Alman devriminin derslerine dikkat çekilerek, işçi sınıfının sadece ekonomik mücadeleye yönlendirilmemesi, bir devrim hedefi olması gerektiği vurgulandı.
BDSP: İŞÇİ SINIFI VE DEVRİMCİLER OLARAK SAVAŞI DURDURMAK ZORUNDAYIZ
BDSP adına yapılan konuşmada, emperyalist kapitalist düzenin bugün çok yönlü kriz içerisinde olduğu ve bu krizlerin hegemonya kavgasıyla bütünleşerek işçilere, emekçilere, halklara dönük çok kapsamlı saldırıları beraberinde getirdiği kaydedildi. Emperyalistler arası yeniden paylaşım ve hegemonya kavgasının derinleştiği belirtilen konuşmada, dünyanın bugün çok ciddi bir savaş tehdidiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Bu savaşın yeni silahlar ve nükleer savaşla birlikte çok büyük bir yıkım getirebileceği belirtilen konuşmada, "Dünyanın her yerinde devrimciler, işçi sınıfı olarak biz bu savaşı durdurmak ve bu yıkımı engellemek zorundayız" denildi.
"Emperyalistlerin krizi derinleştikçe bu savaşları iç savaşa dönüştürme koşulumuz artacaktır ama biz şu an bunun olgunlaştığını düşünmüyoruz" denilen konuşmada, bunu olgunlaştırmak için savaş karşıtı bir mücadele örgütlenmesi gerektiği söylendi. Altı boş bir barış çağrısı değil savaşların gerçek nedeni olarak kapitalizmin ortadan kaldırılması gerektiği vurgulanan konuşmada, işçi sınıfının bu temelde örgütlenmesi gerektiğinin altı çizildi.
İŞÇİ-SEN: GENEL GREV, GENEL DİRENİŞİ YÜKSELTELİM
İşçi-Sen adına yapılan konuşmada, bugün dünyanın dört bir yanında emperyalistlerin kan döktüğü ve insanların buna gerekli tepkiyi göstermediği vurgulandı. Örgütsüzlük sorunu olduğu vurgulanan konuşmada, sosyalistlerin "demokrasi" sevdasından vazgeçmesi ve sosyalist devrimi hedeflemesi gerektiği kaydedildi. Emperyalistlerin gerçekleştirdiği katliamların önünde durabilecek devrimci bir çizgiye ihtiyaç olduğu söylenen konuşmada, tüm savaşların arkasında sınıfsal bir öz olduğu vurgulandı, "İşçi sınıfı, emekçiler olarak bütün bu savaş politikalarına karşı devrimci bir partinin yaratılması gerekiyor. Bu devrimci partinin yer aldığı bir eksen olarak da birleşik emek cephesini örmek taraftarıyız" denildi. Bugün işçi sınıfı ve emekçilere ilan edilen bir iç savaş olduğu kaydedilen konuşmada, birleşik emek cephesinin buna karşı örgütlenmesi gerektiği ve genel grev genel direniş sloganının yükseltilmesi gerektiği kaydedildi.
Soru-cevap kısmı ve aranın ardından üçüncü oturuma geçildi.

ÇAĞRI: SAVAŞLARI ENGELLEMENİN YOLU DEVRİMLERDİR
Yeni Dünya için Çağrı adına yapılan konuşmada, emperyalist savaşa karşı duruşun bugün hala turnusol işlevi gördüğü dile getirildi. Dünya ekonomisinde biri ABD ve Batı emperyalizmi, diğeri Rusya, Çin ve çevresinde kümelenenler olmak üzere iki blok olduğu belirtilen konuşmada, "Bugün emperyalist güçler doğrudan karşı karşıya gelmiyorsa bunun nedeni Çin'in henüz askeri olarak yeterince güçlenmemiş olmasıdır" denildi. Bugün "temsilci savaşları" olarak adlandırılan savaşların emperyalist paylaşım savaşının tezahürü olduğu belirtilen konuşmada, "Doğrudan karşı karşıya gelmiyor ama temsilcileri üzerinden savaşıyorlar" denildi. Emperyalizm var olduğu sürece savaşların kaçınılmaz olduğu kaydedilen konuşmada, Ortadoğu'nun emperyalist savaşların arenası olduğu söylendi.
Rojava'ya yönelik saldırılara ve hakların direnişine dikkat çekilen konuşmada, "Emperyalizm dediğimiz sistemde dostluk yoktur, çıkarlar vardır. Çıkarların gerektirdiği ölçüde işler yapılır, ne zaman çıkarlar biterse o müttefik örgütler bir kenara bırakılır" denildi. Ancak bunun Kürt halkının Rojava'daki kazanımlarını savunmamak anlamına gelmediği ifade edilen konuşmada, "Rojava'daki yönetime karşı savaş işçi ve emekçilere karşı savaştır" denildi.
Almanya'da 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında Spartakistlerin sosyal demokratlardan çok geç kopuştuğu ve bunun da devrimin yenilgisini koşullandırıldığı kaydedilen konuşmada, "Günümüzde de savaşları engellemenin yolu işçi sınıfı öncülüğünde devrimlerdir. Yapılması gereken yarına hazırlanmaktır" denildi.
BİH: UMUDU DAHA FAZLA BÜYÜTMELİYİZ
BİH adına yapılan konuşmada, kapitalizmin bir varoluşsal kriz içerisinde olduğu ve kendi sınırlarına dayandığı, bu nedenle saldırı politikalarını değiştirdiği vurgulandı. 2008 krizinden beri kadın, çocuk, mülteci emeğinin çok daha fazla kullanıldığı, düşük ücretli, emek yoğunluklu bir sürecin içerisinde olunduğu kaydedilen konuşmada, işçi sınıfı ve ezilenlerin kazandığı, sendikal haklar başta olmak üzere çok sayıda hakkın gasp edildiği vurgulandı. 3. emperyalist paylaşım savaşına koşar adımlarla gidildiği kaydedilen konuşmada, "Dünyada emperyalizm kendisini yeniden dizayn etmek, sömürülmemiş hiçbir toprak bırakmamak, herkesi mülksüzleştirmek için her türlü yol ve yöntemi kullanmaya başladı" denildi.
Kapitalist devletlerin önceki emperyalist paylaşım savaşlarının sonuçlarından öğrendiği vurgulanan konuşmada, bugün emperyalist güçlerin yeni bir devrim odağı yaratmamak için çok daha fazla saldırganlığın, büyük bir faşizm dalgasının uygulanma aşamasında olduğu kaydedildi. Bu aşamada Filistin'den Lübnan'a, Hindistan'dan Rojava'ya devrim ocaklarının tek tek tasfiye edilmek istendiği kaydedilen konuşmada, "Rojava'ya baktığımızda da büyük bir direnişle sağlanan bir gerçeklik varken bütün emperyalistlerin ortaklığında o kazanıma bir saldırı söz konusu" denildi. Bu tabloda işçi ve emekçilere, devrimcilere umudu daha fazla büyüme görevi düştüğü kaydedilen konuşmada, Rojava'nın bir devrim odağı olarak sahiplenilmesi gerektiği ifade edildi.
PDD: İŞÇİ HAREKETİNİN YÜKSELMESİYLE EMPERYALİZMİ DURDURABİLİRİZ
PDD adına yapılan konuşmada, 3. emperyalist paylaşım savaşının başladığı ve tarafların ABD ve Çin olduğu vurgulanarak, emperyalizmin doğasında aşırı kar hırsı ve eşitsiz gelişim yasası olduğu, bu nedenle savaştan kaçınamayacağı söylenildi. Emperyalistlerin paylaşılmış toprakların yeniden paylaşımını amaçladığı vurgulanan konuşmada, savaşları durdurmanın tek yolunun devrimler olduğu söylendi. Konuşmada, "Bize de düşen savaşın doğrudan içinde olan ya da olmayan bütün ülkelerde, kendi ülkemizde sınıf mücadelesini yükseltmek. Ancak işçi hareketinin yükselmesiyle emperyalist politikaları durdurabiliriz" dendi.