4 Haziran 2020 Perşembe

Orhan Çelebi yazdı: Mevsimlik işçilerin durumu kötüydü, şimdi daha beter

Sayıları milyonları bulan mevsimlik tarım ve inşaat işçileri işe gidemeyeceği için yaşamlarını nasıl sürdürecekler? Bu sayıya çocukları da eklediğimizde milyonlarca emekçi aç kalacak. Çünkü bu yıl çalışamayacaklar.

Aralık 2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve şu anda 205 ülkede on binlerce insanın yaşamına neden olan koronavirüs yayılarak devam ediyor. Dünya devletlerinin virüs karşısında çaresiz kaldığı, her geçen gün artan ölüm vakaları ve daha ne zaman son bulacağı belli olmayan bir süreç. On binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın virüsü kapmasına ve henüz etkisinin ne olacağı belli olmayan onlarca önlemle yaşam alışkanlıklarında değişikliğe yol açtı. Emperyalist ve kapitalist devletlerin virüs karşısında gerçek bir çözüm üretemediklerini görüyoruz. Büyük bir aymazlıkla ölümleri seyretmeye devam ediyorlar.

Virüsten milyonlarca emekçi etkilendi. Milyonlarca işçi ve emekçi işsiz kaldı. Evine ekmek götüremez hale geldi.

Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs ülkemizde de yayılarak devam ediyor. Tüm şehirlerde görülen virüs vakaları, var olan ekonomik krizi derinleştiriyor. Ama hükümetin üretime devam politikası işçilerin ve çalışmak zorunda kalan emekçilerin yaşamını hiçe saymakta. İnsanların yaşam hakkı ellerinden alınıyor.

Ülkemizdeki diğer bir gerçek de koronavirüs nedeniyle 200 bine yakın mevsimlik tarım işçisinin içinde bulundukları durumdur. Kayıt dışı mevsimlik işçiler ile ailelerini de hesaba kattığımızda bu oran 2 milyona yaklaşıyor.

En fazla mevsimlik tarım işçisi bulunan ilk beş il, sırasıyla 9 bin 777 işçi ile İzmir, 8 bin 582 işçi ile Mersin, 7 Bin 956 işçi ile Adana, 7 bin 108 işçi ile Denizli ve 5 bin 977 işçi ile Balıkesir. En az mevsimlik işçi bulunan ilk beş il ise 3 işçi ile Hakkari, 26 işçi ile Iğdır, 27 işçi ile Bitlis, 33 işçi ile Kırıkkale ve 38 işçi ile Bingöl oldu.

Resmi kayıtlara göre veriler böyle olsa da ama gerçek rakamın bunun on kat daha fazlası olduğudur. Çünkü yüz binlerce emekçi geçimini sağlamak, karınlarını doyurmak, çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak için kentlerini, köylerini her yıl aylarca terk etmek ve yaban ellerde çok zor koşullarda ve en düşük ücretle çalışmak zorunda kalıyorlar. Hiçbir sağlık güvencesi olmayan, derme çatma çadır ve kulübelerde kalan, kaldıkları yerlerde elektrik, temiz su dahi olmayan bu mevsimlik tarım işçileri, bir de gittikleri yerlerde ırkçı saldırılara maruz kalıyorlar. Bu işçilerin yüzde 90'ı Kürt illerinden kalkıp Karadeniz'de fındık, Ege bölgesinde zeytin, Malatya'da kayısı, Adana, Antalya, Mersin gibi illerde narenciye ve sebze, Antep'te fıstık toplamak zorunda. Burada yaşayan ırkçı faşistler tarafından horlanıyor, dışlanıyor veya saldırıya maruz kalıyorlar. Çalışmaya gittikleri birçok yerde yer yer ücretlerini alamadan tehdit edilerek memleketlerine gönderilmektedir. Çalışmaya gittikleri yerlere eş ve çocuklarını beraber götürmek zorundalar. Çünkü çocuklar da onlarla yaşamak zorunda. Sağlıksız koşullarda kalan çocuklar, hastalanma ve kronik rahatsızlıklara yakalanıyorlar. Hiçbir sosyal aktivitesi olmadan bebek ve çocuk yaşta mevsimlik işçi olup çıkıyorlar. Tek geçim kaynakları bu olan mevsimlik tarım işçileri koronavirüs nedeniyle bu yıl çalışmaya gidemeyecekler. Milyonlarca mevsimlik işçinin hakkını savunacak bir örgütlenmeleri yok.  Aynı şartlar yine batı illerinde inşaatlarda çalışmaya gidecek olan işçiler için de geçerlidir. Çünkü şehirlerarası yolculuk yasaklandı. Tüm valilikler, işçilerin başka şehirlere gitmelerini ve kendi şehirlerine gelmelerini yasaklayan kararlar aldılar.

Şimdi temel soru şu; sayıları milyonları bulan bu mevsimlik tarım ve inşaat işçileri işe gidemeyeceği için yaşamlarını nasıl sürdürecekler? Bu sayıya çocukları da eklediğimizde milyonlarca emekçi aç kalacak. Çünkü bu yıl çalışamayacaklar. Siyasi iktidarın bu soruya vereceği cevap ne olacak? Bir taraftan üretimin kesinlikle aksamaması gerektiğini söyleyen bir devlet diğer taraftan açlıkla yüz yüze olan milyonlarca emekçi. Zaten fabrikalarda çalışmak zorunda kalan insanların yaşamları büyük bir risk altında. İşten atılırım korkusuyla ölümüne işe gitmek zorunda olan milyonlar. Bir taraftan da koronavirüs nedeniyle hiçbir koşulda çalışamayacak olan milyonlarca yoksul Kürt emekçisi. Diğer taraftan da devletin 'tarım alanında üretimi artırmamız gerekiyor. Dışa bağımlılığı azaltmamız gerekiyor. Çiftçilerimize desteği artırmaktayız' söylemleri var olan gerçeği değiştirmiyor.

Mevsimlik işçilerin de geleceklerinin güvencesi yok. Çalışmaya gittikleri her yerde bu işçilerin yaşam alanlarının sağlıklı olup olmadığından tutalım, sağlık güvencesine ve verilen ücretlerin yeterli olup olmadığına kadar denetlenmesi ve güvence altına alınması gerekiyor. İşçilerin kalacakları yerlere prefabrik evler, elektrik ve temiz su getirmesi zorunluluğu konulmalıdır. Tarım alanlarına gerekli destekler vermeli, her yıl milyonlarca emekçinin başka şehirlere gidip çalışma zorunluluğunu ortadan kaldırmalıdır. Bu insanlar kendi topraklarını işleyerek yaşamlarını sürdürebilirler yeter ki bu imkan sağlansın.

Şimdi sayıları milyonları bulan mevsimlik işçilerin sesi olmak için onlarla dayanışmayı büyütelim.

* HDP Dersim Mazgirt'e bağlı Akpazar (Peri) Beldesi Belediye Eşbaşkanı