17 Ocak 2026 Cumartesi

Mezopotamya Su Forumu sonuç bildirgesi açıklandı

Diyarbakır'da 17-19 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen 2. Mezopotamya Su Forumu'nun sonuç bildirgesi Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi'nde açıklandı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde, 17-19 Ekim 2025 tarihleri arasında Diyarbakır'da gerçekleştirilen 2. Mezopotamya Su Forumu'nun sonuç bildirgesi Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi'nde açıklandı. Basın toplantısına belediye meclis üyeleri, ekoloji aktivistleri ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı. Bildirgenin Türkçesini Çiğdem Akkaya, Kürtçesini ise Agit Özdemir okudu.

Forumun sonuç bildirgesinde, Dicle ve Fırat nehirlerinin özgür akışının engellenmesinin yalnızca ekolojik bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal adalet ve barış meselesi olduğu vurgulandı. Bildirgede, Mezopotamya'nın binlerce yıllık su hafızasına dikkat çekilerek, suyun bu coğrafyada yalnızca bir doğal varlık değil; kültürel, inançsal ve toplumsal yaşamın kurucu unsuru olduğu ifade edildi. 

'BARAJLAR, PROJELER VE MADENCİLİK EKOLOJİK YIKIMA YOL AÇIYOR' 
Bildirgede barajlar, HES projeleri, madencilik faaliyetleri, güvenlikçi uygulamalar ve sermaye odaklı kalkınma politikalarının Dicle ve Fırat havzasında derin bir ekolojik yıkıma yol açtığı vurgulandı. İran'ın Kürt bölgesinde bin 300 baraj ve 120 bin sondaj kuyusunun yeraltı sularını tükettiği, Türkiye'de ise Munzur, Zilan, Botan, Murat, Dicle ve Zap vadilerinin baraj projeleriyle tahrip edildiği ifade edildi.

'GAP, EKOSİSTEMİ YOK EDİYOR'
Bildirgede, Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) merkezi ve sermaye odaklı yapısının suyu metalaştırdığı belirtilerek, bu yaklaşımın küçük köylü tarımını tasfiye ettiği, geniş vadileri sular altında bıraktığı ve ekosistemleri yok ettiği kaydedildi. Aşağı havzalarda toprak verimliliğinin düştüğü, tuzlanmanın arttığı ve geçimlik üretimin çöktüğü belirtilirken, bu sürecin zorunlu göçü ve sosyo-ekolojik tahribatı derinleştirdiği ifade edildi.

'SU, TEMEL BİR YAŞAM HAKKIDIR' 
Suyun piyasa ilişkilerine ve devletlerin tekeline terk edilmesine karşı çıkılan bildirgede, suyun temel bir yaşam hakkı olduğunu vurgulandı. Bildirgede, Dicle ve Fırat için ulusal ve uluslararası düzeyde hak temelli hukuki mücadele yürütüleceği duyuruldu.

Sonuç bildirgesinde Silvan ve Cizre barajları başta olmak üzere devam eden ve planlanan mega baraj projelerinin durdurulması çağrısı yapıldı. Ekolojik tahribata yol açan ve ömrünü doldurmuş barajların sökülmesi gerektiği belirtilirken, madencilik, hidrokarbon aramaları, kaya gazı sondajları ve suyu kirleten sanayi faaliyetlerinin sonlandırılması istendi.

'SU KOMÜNLERİ KURULMALI' 
Endüstriyel tarım yerine agroekolojik üretim ve gıda egemenliği yaklaşımının benimsenmesi gerektiği ifade edilerek, bu modelin hem su varlıklarını koruyacağı hem de halkların kendi kendini besleme gücünü artıracağı vurgulandı. Forumda, su diplomasisinin devletlerin ve şirketlerin tekelinden çıkarılması gerektiği vurgulandı. Bildirgede, köylerden kentlere uzanan su komünlerinin kurulması ve bu yapıların federasyonu niteliğinde bir Mezopotamya Su Meclisi oluşturulmasının temel hedef olduğu açıklandı. Diyarbakır, Süleymaniye, Basra, Musul, Bağdat ve Heseke gibi nehir kentleri arasında dayanışma ağlarının kurulması çağrısı yapıldı.

'YEREL YÖNETİMLER AKTİF ROL ALMALI' 
Yerel yönetimlerin rolüne işaret edilen sonuç bildirgesinde, "Nehir kıyısındaki kentlerin ve yerleşkelerin yerel yönetimleri diplomasi süreçlerinde ve su ile ilgili politikalarda aktif rol almalıdır. Nehirlerin geleceği uzak merkezlerden gelecek direktiflere bırakılamaz. Bu geleceği suyun aktığı yerlerde yaşayan halkların iradesi belirlemelidir. Yerel yönetimler bu nedenle suyu koruyacak kolektif yapıların iradesini esas almalıdır. Bu yapılar halkların söz hakkını temsil eden meşru yapılar ve diplomasi süreçlerini tabandan örgütleyen güç olacaklardır" denildi. 

Sonuç bildirgesinde, kadınların su mücadelesindeki öncü rolüne dikkat çekilerek, ekofeminist perspektifle Kadın Su Diplomasisi Çalışma Grubu kurulacağı duyuruldu. Patriyarkal politikaların su krizini derinleştirdiği ifade edilerek, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ekolojik adaletin ayrılmaz parçası olduğu vurgulandı.

BİR SONRAKİ FORUM IRAK'TA DÜZENLENECEK
Bildirgenin sonuç bölümünde, Mezopotamya Su Ağı'nın büyütüleceği ve bir sonraki Mezopotamya Su Forumu'nun Güney Irak'ta düzenlenmesi için hazırlıklara başlanacağı açıklandı. Katılımcılar, Mezopotamya bataklıkları, göller, sazlıklar ve tüm canlı yaşamının korunması için enternasyonal dayanışmanın güçlendirileceğini belirtti.

Sonuç bildirgesinde, "Suyun özgürlüğü barışın temelidir. Nehirleri özgürleştiren halklar, yaşamı ve barışı büyütür. Suyu özgürleştiren halklar, yaşamı özgürleştirir, barışı büyütür" çağrısı yer aldı.