8 Ağustos 2022 Pazartesi

Kobanê Davası: Tanıklar polisin kadrolu elemanları

Kobanê davasının bugünkü oturumunda HDP'li siyasetçiler iktidarın talimatlarıyla tanıklık yapan iftiracıların polisin kadro elemanları olduğuna dikkat çekti, bu ifadelerle HDP'nin itibarsızlaştırılmak istendiğini vurguladı. 

DAİŞ'in Kobanê'ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen eylemleri gerekçe göstererek başlatılan Kobanê kumpas davasına bugün devam edildi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski eş genel başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 21'i tutuklu 108 kişinin yargılandığı davanın 15'inci duruşması Sincan Hapishane Kampüsü'nde Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görüldü.

ADIBELLİ: TANIKLAR YALAN SÖYLÜYOR
HDP eski MYK üyesi Meryem Adıbelli, duruşma periyotlarının savunma haklarını engellediğine dikkat çekerek değiştirilmesini istedi. Açık ve gizli tanıkların ifadelerindeki çelişkileri hatırlatan Adıbelli, mahkeme heyetine seslenerek, "Yalan üstüne yalan söylediklerini siz de gördünüz. Bize atılan iftiraların içinden nasıl çıkacaksınız" diye sordu.

'TANIKLAR EMNİYETİN KADROLU ELEMANLARIDIR'
Tanık Kerem Gökalp'in kendisinin kırsalda eğitim aldığını iddia ettiğini hatırlatan Adıbelli, "Ancak duruşmada beni tanımadı. Savcı ise böyle bir şey yaşanmamış, yalan beyanlar ortaya çıkmamış gibi bu iddiaları yeniden mütalaasına koyuyor. Savcının elinden bir reçete var ve herkese aynı ilacı yazıyor" dedi. Adıbelli, açık ve gizli tanıkların hepsinin polisin kadrolu elemanı olduğunu söyledi, "Bu ifadelerle aslında HDP'yi itibarsızlaştırmak istiyorlar" dedi.

Adıbelli, ifadelerin alındığı savcılık odasının emniyet odasına dönüştüğünü belirtirken, tanık Baran'ın da bunu teyit ettiğini hatırlattı ve "Tanık Baran, ifadesinin kendisine ait olmadığını ve polislerin hazırladığını söylemişti" ifadelerini kullandı.

'HEYETİN SAVUNMALARA MÜDAHALE ETMESİ KABUL EDİLEMEZ'
Duruşma, verilen aranın ardından avukat beyanlarıyla devam etti. İlk olarak söz alan avukat Cemile Turhallı Balsak, mahkeme heyetinin ara kararla siyasetçilerin savunmalarını bir gün ile sınırlandırdığını hatırlatarak, kararın değiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Mahkeme heyetinin savunma içeriklerine de müdahale ettiğini ifade eden Balsak, "Siz burada kimi yargılıyorsunuz. Siyasetçileri yargılıyorsunuz. HDP'yi yargılıyorsunuz. Siyasetçilerin savunmaları da HDP'den bağımsız ele alınamaz. Yargı muhalefeti yargılamanın bir aracı haline geldi. Savunma içeriğine müdahale edilmesi kabul edilemez. Eğer bu kadar ciddi ithamlarla yargılıyorsanız bir zahmet dinleyeceksiniz, müsemma göstereceksiniz. 3 Ağustos 2014 yılında DAİŞ Şengal'de bulunan Êzidîlere yönelik katliam gerçekleştirdi. DAİŞ'in emiri o saldırılardan önce Êzidî halkının malları ve kadınlarının helal olduğuna dair bir ferman düzenledi. İşte bu DAİŞ, 6-8 Ekim protestolarının müsebbibidir. Böylesine tarihsel bir trajedi var ve bu trajedinin Kobanê'de yaşanma ihtimali var. Bunun önüne geçmek için  demokratik, barışçıl bir tepki gösterilmiş. Karşılığında gelin görün ki yargılanan taraf birinci derecede mağdurlardan biri olan HDP oldu" diye konuştu.

'SAVCI MÜTALAASI YASAL DEĞİL'
Avukat Mahsuni Karaman da mahkeme heyetinden yalan beyanlarda bulunan tanıklar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. İddia makamının hazırladığı mütalaanın yasal olmadığını vurgulayan Karaman, "Savcı, elde bir şey kalmayınca mahkemenin önüne HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tutuksuz yargılandığı birleşen dosyalara dair birtakım parçalar koymaya çalışıyor. Bu mütalaa açıkça 'Demirtaş'ın tahliye olmaması gerekiyor' düşüncesiyle ortaya çıkmış bir mütalaadır. Bu gayret hukuk dışıdır" diye belirtti.

'MAHKEME AİHM KARARLARINI TANIMIYOR'
Avukat Çiğdem Kozan da DTK hakkında mütalaada sunulan iddialara karşın AİHM'in DTK hakkında illegal bir örgüt olmadığına dair verdiği kararı hatırlattı ve mahkeme heyetinin AİHM kararlarını tanımadığını vurguladı.

Tanıkların gizli tanık olma koşullarını hatırlatan Kozan şöyle devam etti: "Biz bu dosyada tanıkların gerekçe sunmadan gizli tanık olma isteği sonucu gizli tanık olarak dinlendiğini gördük. Somut bir gerekçe ise yok. Burada açık tanıklar da dinlendi ancak hiçbir sorun yaşanmadı. Tanık Merdan Rüştü Ovalıoğlu'nun Demir Çelik ile ilgili açık tanık olarak bir ifadesi var ancak sonrasında burada gizli tanık olarak ifade veriyor. Bir tanık kendi keyfine göre bir dosyada açık başka bir dosyada gizli tanık olabilir mi? Bu dosyada gizli tanıkların gizli tanık olma koşulları işte tam bu noktada. Tanıkları bizden kaçırarak dinlemenizin nedeni hasbelkader sorularımıza cevap verirse dosyanıza zarar verme ihtimalidir."

'TANIKLIK BERAATIN ANAHTARI'
Tanık Kerem Gökalp'in tüm siyasetçiler hakkında beyanda bulunduğunu aktaran Kozan, "Kendisine siyasetçilerin isimlerini okudunuz ancak kimseyi tanımadığını söyledi. Teşhislerde ise bambaşka şeyler söylemiş. Tanık 225 ise Akat Ata hakkında 'özel görevlendirilmiş bir kişidir' demiş. Özel görev nedir? Hiçbir açıklaması yok. Bu tanıkların bu ifadelerden menfaatleri var. Tanık Ovalıoğlu'na nasıl bir menfaat sağlanacak henüz bilmiyoruz ama tanık Gökalp'e sunulan menfaati gördük. Bu dosyada tanıklık yapmak kendileri için beraatın anahtarı" dedi.

ÇELİŞKİLİ TANIK İFADELERİ
Akat Ata hakkında "kadro" diyen Tanık 225'in "bir kadro örgütün ideolojik eğitiminden geçer" sözlerini hatırlatan Kozan, tanık Gül Tanrıverdi'nin ise yargılananların hiçbiri hakkında "eğitim verdi" beyanının bulunmadığını söyledi. Kozan, mahkeme heyetine "225 gizli tanık, Tanrıverdi açık tanık. Hangisinin beyanına güveneceğiz" sorusunu yöneltti.

Mahkeme heyeti, ara kararını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi.