29 Ağustos 2025 Cuma

K. Bagheri yazdı | Susuzluk, açlık ve ayaklanma arasında: İran'daki kriz derinleşiyor

Siyasi baskılarla paralel olarak İran'da çevre krizi de derinleşiyor. Ülkenin su rezervleri tarihi bir dip seviyeye indi. Resmi veriler, birçok barajın kapasitesinin yüzde 20'sinden daha az su tuttuğunu gösteriyor. Yağış miktarı geçen yılki 247,6 mm'den yalnızca 147,4 mm'ye düştü, bu da yüzde 41'lik bir azalma demek. 

İran'da siyasi olarak mücadele eden kadınlar ve aktivistler için durum dramatik bir şekilde kötüleşiyor. Birçok tanınmış kadın hakları savunucusu ve insan hakları aktivisti yoğun devlet baskısı altında, hatta idam cezasıyla karşı karşıya. 

Sharifeh Mohammadi, Pakhshan Azizi ve Vrishe Moradi, İran İslam Cumhuriyeti'nin yargı sistemi tarafından idama mahkum edildi. Onların "suçu"; baskıya karşı durmaları, kadınların ve emekçilerin haklarını, ayrıca toplumsal adaleti savunmaları. Onlar yalnızca kendileri için değil, aynı zamanda zor koşullar altında yaşayan ve çalışan herkes için onurlu bir yaşam talep ediyorlar.

Siyasi tutuklu Elaheh Fouladi de akut yaşam tehlikesi içinde. 2020'den bu yana muhalif gruplarla sözde bağlantıları nedeniyle cezaevinde bulunuyor. Şu anda kötü şöhretli Qarchak Hapishanesi'nde tutuluyor ve ağır bir kalp hastalığı nedeniyle sağlık durumu ciddi şekilde kötüleşmiş durumda. Kritik sağlık koşullarına rağmen yetkililer ona uygun tıbbi tedavi sağlamayı reddediyor. 

Öğrenci ve aktivist Motahereh Gounei de kısa süre önce 21 ay hapis cezasına çarptırıldı. Cep telefonu "suç unsuru taşıyan içerikler" gerekçesiyle el konularak tutuldu.

Bu vakalar, ülke çapında yaşanan baskı dalgasını sembolize ediyor. İran hükümeti halk arasında korku yaymak için giderek daha fazla kamuya açık idamlara başvuruyor. Ağustos ayında ayrıca Tahran'da siyasi mahkumlara ait toplu mezarlar yıkıldı. Bu, toplumun hafızasına yönelik bilinçli bir saldırı niteliğinde.

Siyasi baskılarla paralel olarak İran'da çevre krizi de derinleşiyor. Ülkenin su rezervleri tarihi bir dip seviyeye indi. Resmi veriler, birçok barajın kapasitesinin yüzde 20'sinden daha az su tuttuğunu gösteriyor. Yağış miktarı geçen yılki 247,6 mm'den yalnızca 147,4 mm'ye düştü, bu da yüzde 41'lik bir azalma demek. 

Bunun nedenleri yalnızca iklim değişikliği değil; aynı zamanda on yıllardır süren rant temelli politikalar ve yanlış planlamalar da etkili oldu. Sanayi tesisleri su kıtlığı olan bölgelere yerleştirildi, sürdürülebilir sulama sistemleri ihmal edildi. Eylül 2020 ile Temmuz 2021 arasındaki dönemde neredeyse tüm büyük nehir havzalarında yağış miktarı uzun yıllar ortalamasının belirgin şekilde altında kaldı. Ocak 2021, 1983'ten bu yana en kurak ocak ayı olurken; ekim ayı da son kırk yılın en kurak ekim ayıydı.

Bu gelişme tarım üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. İran'daki buğday tarlalarının yaklaşık üçte biri sulamaya bağımlı ve hasatlar büyük risk altında. Özellikle bir zamanlar su zenginliğiyle tanınan petrol bakımından zengin Huzistan eyaleti ağır darbe alıyor. Bugün bölge halkı kuruyan nehirlerden, elektrik kesintilerinden ve katlanılamaz yaşam koşullarından şikayet ediyor. Su kıtlığına ve Karun Nehri'nin yok oluşuna karşı protestolar artıyor, uydu görüntüleri su seviyesindeki keskin düşüşü belgeliyor.

Siyasi baskılar, ekonomik buhran ve ekolojik felaketin birleşimi İran'ı çöküşün eşiğine sürüklüyor. Yönetim baskı ve iktidarı koruma politikasına sıkı sıkıya sarılırken, halkın hoşnutsuzluğu giderek büyüyor. Protestoların ve uluslararası kamuoyunun dikkatinin mağdurların durumunu iyileştirip iyileştiremeyeceği ise belirsizliğini koruyor.