16 Ocak 2026 Cuma

İlham Ahmed: Fırat'ın doğusu için saldırı kararı aldılar

Özerk Yönetim Dış İlişkiler Ofisi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Halep'teki Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırı öncesi yürütülen görüşmelerin HTŞ'nin dayatmaları ve garanti vermemesi nedeniyle sonuçsuz kaldığını söyledi. Fırat'ın batısına doğru kaydırılan saldırıların ardından Fırat'ın doğusunun da hedeflendiğini açıklayan Ahmed'in sözleri, HTŞ, Türk devleti ve emperyalistlerin desteğiyle Rojava devriminin tasfiye edilme saldırılarında önemli bir aşamaya gelindiğini gösteriyor.

Suriye'de cihatçı, faşist Heyet Tahrir Şam (HTŞ) yönetimine bağlı çeteler ile Türk burjuva devleti, Halep'teki Kürt mahalleleri Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê ile Süryanilerin yoğunlukla yaşadığı Benî Zêd'e yönelik 6 Ocak'ta başlayan saldırılar sürüyor. Çetelerin saldırıları nedeniyle onbinlerce sivil yerinden edilirken HTŞ, saldırılarını Fırat'ın batısına doğru ilerletiyor. Suriye Demokratik Güçleri (QSD) kontrolündeki Fırat'ın batısını "kapalı askeri bölge" ilan eden HTŞ çetesi, Dêr Hafir, Meskenê ve Tişrîn barajı çevresine günlerdir saldırılarını sürdürüyor. HTŞ, QSD'ye bu bölgelerden çekilmeyi dayatıyor. Böylece Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin bulunduğu bölgelerin bir kısmında hakimiyet kurmaya çalışıyor.

Türk devletinin tankları, askeri güçleri, SİHA ve dronlarıyla destek verdiği saldırılara ilişkin Kürt Araştırmalar Merkezi ile Target Medya ve Eğitim Örgütü tarafından düzenlenen çevrimiçi basın toplantısında açıklama yapan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Ofisi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Halep'teki Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine dönük saldırılardan önce HTŞ yönetimi ile gerçekleştirilen görüşmelere dair bilgi verdi. Uluslararası taraflarla çatışmaların durdurulması için yoğun temaslar yürüttüklerini ancak HTŞ yönetiminin tutumu ve bölgesel müdahaleler nedeniyle bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını söyleyen Ahmed, 1 Nisan anlaşması çerçevesinde Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê'de varlığını sürdüren asayiş gücünün çıkarılması yönünde yoğun baskı yapıldığını aktardı.

Çatışmaların önünü almak amacıyla alternatif bir öneri sunduklarını anlatan Ahmed, "Asayiş Gücü'nü çekelim ama onun yerine, Halep Güvenlik Gücü içinde yer alsa bile, rejimin 4. tümeni bulunsun. Her iki mahallede halkın korunmasının sorumluluğunu onlar üstlensin dedik. Ateşkesin sağlandığı dönemde görüşmeler bu düzeye kadar vardı. Ancak bu kabul edilmedi. Gücün çıkması yönünde çok fazla ısrar vardı" diye aktardı.

EMPERYALİSTLER SALDIRILARA DESTEK VERİYOR
Uluslararası taraflar diye adlandırdığı emperyalist güçlerin HTŞ ve Türk devletinin saldırılarına ve Rojava devriminin kazanımlarının tasfiye edilmesi hamlesine destek verdiğini gösteren açıklamalarda bulunan Ahmed, önceden Esad rejiminin elinde bulunduğu üç noktaya girdiklerini, buralardan da çekilmelerinin istendiğini söyledi. Çekilme için garanti istediklerini ancak verilmediğini kaydeden Ahmed, "O garanti verilmedi, bu yüzden de Şeyh Maksud'da bu tarz bir durum yaşandı" diye konuştu.

"Eğer uluslararası güçler gözlemci olarak işin içinde olursa, biz ateşkeslere ve geliştirilen inisiyatiflere bağlı kalırız" diyen Ahmed, Şêxmeqsûd sürecinden en az kayıpla çıkmak istediklerini ancak bunda başarılı olamadıklarını söyledi. Ahmed, başarısızlığın nedenini "Şam yönetiminin büyük bir inadı ve üzerlerinde kurulan bölgesel baskılar nedeniyle bu tam anlamıyla başarılamadı" sözleriyle anlattı.

TÜRK DEVLETİNİN MANİPÜLASYONU
Halep'te en fazla hakimiyet kuran gücün Türk devleti olduğunu ve Ankara'nın HTŞ yönetimiyle yoğun bir görüşme trafiği yürüttüğünü söyleyen Ahmed, şöyle devam etti: "Orada barış hamlesi yürümesine rağmen çok sert açıklamaları ortaya çıkıyor. Sürekli 'Orada İsrail ajanları var' deniliyor. Şam hükümeti Paris'te İsrail ile masaya oturduğunda, Fransızların ev sahipliğinde anlaşmalar yapıldığında Türkiye'nin gözünde 'ajan' olmuyor. Sahada İsrail'le temas ettiğimize dair tek bir somut nokta yok. Buna rağmen bu söylemler saldırılara gerekçe yapılıyor. 'Sınırımızda İsrail'i görmek istemiyoruz' diyorlar. Ama İsrail, Şam tarafına kadar girmiş."

Ahmed, bazı Arap devletlerinin İsrail'le açık ittifak içinde olduğunu hatırlatarak, "Buna rağmen Türk yetkililer bu söylemleri bahane olarak kullanıyor" dedi.

ABD'nin tehlikeyi gördüğünü savunan Ahmed, "Suriye'nin, içinde her türlü aşırılığın bulunduğu bir Savunma Bakanlığının eline geçmesinin çıkarlarına nasıl etki edeceğini biliyorlar. Bu yüzden Amerikan kamuoyunun daha güçlü biçimde harekete geçmesi gerekiyor" diye konuştu.

'HALEP'E SALDIRI SONRA HTŞ İLE HİÇBİR TEMAS OLMADI'
Halep saldırıları sonrası HTŞ ile ne doğrudan ne arabulucular aracılığıyla herhangi bir temas olmadığını açıklayan Ahmed, "Gerek 10 Mart müzakereleri gerekse yerleşim yerlerinde savaşın durdurulmasına dair sunduğumuz inisiyatiflere de cevap gelmedi" dedi. Bu tutumun kabul edilmez olduğunu belirten Ahmed, "Evet ya da hayır. Sessizlikle geçiştirmek ve kamuoyunu kandırmak bir hatadır" diye konuştu.

HTŞ'nin elinde bulunan Şam yönetiminin "tekçi, merkeziyetçi bir iktidar" hedeflediğini vurgulayan Ahmed, "Bu yüzden siyasette adım atılmıyor, askeri alanda istenen entegrasyon gelmiyor ve müdahaleler oluyor" diye ekledi.

HAKAN FİDAN'A TEPKİ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın QSD'ye yönelik dün yaptığı açıklamalara ilişkin değerlendirmede bulunan Ahmed, "Bazı Türk yetkililerin çıkıp konuşmalar yapması şunu gösteriyor: Eğer başka bir şekilde bu saldırıların içinde değillerse bile, esasen bu açıklamalarıyla saldırıların içindeler" değerlendirmesinde bulundu. Oysa ki, saray medyası Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine dönük HTŞ çetesinin saldırılarına Türk devletinin tanklarıyla katıldığına ilişkin görüntüleri yayınlamıştı.

HTŞ çetesi ve Türk devleti saldırılarını Rojava devrimini tasfiye amacıyla Fırat'ın batısına kaydırmışken, "Biz bir kez daha büyük bir savaşın önünü açmaktansa, her türlü inisiyatife açığız. Halkımızın yaşamının, haklarının ve güvenliğinin garanti altına alındığı bir çerçevede neden savaşı isteyelim? Bu süreç sonuç vermezse büyük bir kaosa yol açar" açıklaması yapan Ahmed'in, birleşik ve ademimerkeziyetçi bir Suriye talebini yinelemesinin ardından müzakereden yana olduklarını söylemesi dikkat çekti.

'FIRAT'IN DOĞUSU İÇİN SALDIRI KARARI ALINDI'
HTŞ'nin Dêrazor'a doğru ilerlemesinin daha geniş bir planın parçası olduğunu vurgulayan Ahmed, "Şam iktidarı saldırı kararını verdi. Fırat'ın doğusu için de bu karar alındı. Dêrazor'a kadar gelmeleri, niyetlerinin daha ileri gitmek olduğunu gösteriyor. Bu, Şam'ın ve aynı zamanda bazı bölgesel güçlerin de kararıdır. Suriye dosyası üzerinde hem uluslararası güçler hem de bölgesel güçler arasında çok çetin bir mücadele yaşanıyor" dedi.