30 Haziran 2022 Perşembe

Genç kadınlar örgütlüyken güçlü

Genç kadınların yalnızca sorunları olan ve bunlardan yakınan, pasif, etkisiz özneler olmadıklarını, aksine pek çok toplumsal mücadelenin en ön safında yer aldıklarını, hakları için mücadele eden, erkek egemen devleti yıkma iradesi, isyanı ve öfkesine sahip özneler olduğunu bu konferans bir kez daha gösterdi. Erkek devletin yalıtma, yalnızlaştırma politikalarına karşı genç kadınlar ancak örgütlüyken güçlü. Örgütlülüğümüz ise bizler için özsavunma ve cesaret kaynağı. Taleplerimizi ancak genç kadınların örgütlülüğünü yükselterek, erkek egemenliğinin karşısına birbirimize güç verdiğimiz kadın örgütlülüğümüzle dikilirsek kazanabileceğimizi çok iyi biliyoruz.

'Özgürlük için isyanı yükselt' şiarıyla 2 Nisan günü İstanbul'da düzenlediğimiz 4. Genç Kadın Konferansı'nı geride bıraktık. Türkiye ve Bakur Kürdistan'ın pek çok kentinden genç kadınların katılımıyla gerçekleşen konferans, genç kadın mücadelemizde yeni dönemin ana hatlarını çizdi.

Konferansa varan yola, 1 Temmuz'da haklarımızı ve yaşamımızı savunmak için barikatları yıkışımızdan, 25 Kasım ve 8 Mart'ta zapt ettiğimiz sokaklardan; liselerde, kampüslerde, fabrikalarda süregiden direnişlerden aldığımız cüret ile çıktık. Türkiye ve Bakur Kürdistan'ın büyük kentlerinde, emekçi semtlerde, kampüslerde, liselerde, kısacası genç kadınların var oldukları her alanda onlara giderek, Özgür Genç Kadın'ın sözünü, çağrısını aktarıp, onların sözünü, sorunlarını, fikirlerini kolektif hafızamıza katarak, konferans iradesini genç kadınların coşkusu ile ilmek ilmek örgütleyerek vardık 2 Nisan'a.

İçinden geçtiğimiz emperyalist küreselleşme çağında erkek egemenliği saldırılarını yoğunlaştırırken, kadınlar da dünyanın dört bir yanında direnişi yükseltiyor. Afganistan'dan Şili'ye, Polonya'dan Rojava'ya kadınlar, emekleri, hakları ve hayatları için erkek egemenliğine isyan bayrağını yükseltiyor. AKP-MHP faşist rejiminin hüküm sürdüğü coğrafyamızda da durum pek farklı değil. Faşist şeflik rejimi, cinsel politikalarıyla kadınların mücadeleyle kazanılmış haklarına, yaşamlarına, özgürlüklerine saldırıyor. Bu kuşatmaya karşı kadınlar, sokaklardan adliyelere, kampüslerden zindanlara, haklarımızdan ve yaşamlarımızdan vazgeçmeyeceğimizi haykırıyor, kadın özgürlük mücadelesini yükseltiyor. Bugün kadın hareketi, faşizme karşı en direngen ve kitlesel toplumsal hareketlerden biri.

Faşizmin bu kadın düşmanı politikalarının özel olarak yoğunlaştığı kesimlerden biri de genç kadınlar. Genç kadınlar olarak bizler bu genel resmin bir parçası olmakla birlikte, özgün sorunlar yaşıyoruz. Bu sorunları tespit etmek, bilince çıkartmak, gündemleştirmek, fakat hepsinden önemlisi, kadın özgürlük mücadelesinin yeni döneminde genç kadınlar olarak özgül sorunlarımızı örgütlülüğümüzü yükselterek çözüme kavuşturabilme ihtiyacımız, konferansı örgütleyişimizin zeminini oluşturdu.

Konferans, bu izleği takip ederek "Yaşanan kadın devrimidir" ve "Faşizm ve genç kadınlar" başlıklarıyla iki ana konuyu gündemine aldı. Bu konular etrafında, tartışmanın çerçevesini çizer nitelikte sunumların ardından açık kürsü ile tartışmalar zenginleştirildi. İlk başlıkta, dünyada ve coğrafyamızda kadın hareketinin durumu ve olanakları, Güney Amerika'dan Ortadoğu'ya kadın özgürlük mücadelesinin yöntemleri, mücadele başlıkları, talepleri, kazanımları ve gelecek dönem imkanları konu edildi. Coğrafyamız özelinde erkek devletin son dönemde yoğunlaşan saldırıları, İstanbul Sözleşmesi'ni savunma mücadelemiz, kadın hareketinin olanakları, zaafları ve kadın yoksulluğu tartışıldı.

Konferansın esas gövdesini oluşturan ikinci başlıkta ise genç kadın hareketinin geçmiş deneyimlerine ve güncel durumuna, genç kadınların yakıcı sorunları, talepleri ve örgütlü mücadelenin yükseltilmesine yoğunlaşıldı. Bu başlıkta, erkek egemenliğinin ve erkek devletin makbul kadınlık dayatması, kaybedilen, katledilen genç kadın oranının hızla artışı ve failleri koruyan erkek yargı, iş yerlerinde karşı karşıya kaldığımız mobbing, Kürt kadınları üzerindeki inkarcı sömürgeci cinsel politika, üniversiteli genç kadınların barınma ve hijyenik ped gibi haklarının gaspı, kayyum rektörler ve cinsiyetçi akademi işbirliğiyle kapatılan kadın toplulukları ve CİTÖK'ler, liseli genç kadınların aile baskısı ile cinsiyetçi idare ve yönetmelikler arasındaki sıkışmışlığı, yaşam tarzımıza müdahale, cinsel yönelimlerimize yönelik saldırılar ve benzeri pek çok sorun masaya yatırıldı. Özellikle öne çıkan konulardan biri, liselerde ve kampüslerde LGBTİ+'lar ve genç kadınların yaşadıkları cinsel şiddetti. Özellikle ortaokul ve liselerde kadınlar ve LGBTİ+'lara yönelik öğretmen, erkek öğrencilerin cinsel şiddetinin oldukça yoğun yaşanması ve bu durumun normalleştirilmeye çalışılması, faillerin korunması mücadelede yönelmemiz gereken önemli bir gündem olarak karşımızda durduğunu gösterdi. Cinsel şiddetin genç kadınlar ve LGBTİ+'ları sindirme politikası olarak işlev gördüğüne de dikkat çekildi.

Genç kadınların yalnızca sorunları olan ve bunlardan yakınan, pasif, etkisiz özneler olmadıklarını, aksine pek çok toplumsal mücadelenin en ön safında yer aldıklarını, hakları için mücadele eden, erkek egemen devleti yıkma iradesi, isyanı ve öfkesine sahip özneler olduğunu bu konferans bir kez daha gösterdi. Erkek devletin yalıtma, yalnızlaştırma politikalarına karşı genç kadınlar ancak örgütlüyken güçlü. Örgütlülüğümüz ise bizler için özsavunma ve cesaret kaynağı. Taleplerimizi ancak genç kadınların örgütlülüğünü yükselterek, erkek egemenliğinin karşısına birbirimize güç verdiğimiz kadın örgütlülüğümüzle dikilirsek kazanabileceğimizi çok iyi biliyoruz. Pek çok genç kadının konuşmasında erkek egemenliğinin kadınları yalıtarak ve yalnızlaştırarak güçsüzleştirmeye çalışmasına karşın cins bilincimizi yükseltmemiz ve bu bilinci örgütlememizin, yani genç kadın örgütlülüğünün her birimizi nasıl güçlendirdiğini vurgulaması da bu bilincin geliştiğini gösteriyor.

Bu arayış çerçevesinde, hem genç kadın hareketinin hem de Özgür Genç Kadın'ın geçmiş dönemdeki örgütlenme pratikleri, 90'larda liselerde bekaret kontrolüne karşı yürütülen mücadelede elde edilen kazanımlar, üniversiteli genç kadınların yurt örgütlenme deneyimlerinden Şule Çet ve Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları deneyimlerine dek bütün bunları hatırlayarak kolektif hafıza ve ufkumuzu tazelemiş olduk. Özgür Genç Kadın'ı var olduğumuz her alanda somut hedefler ve işleyen mekanizmalar ağı olarak örgütlemek, genç kadınlar için bir mücadele odağı haline gelmek, özgürlüğümüzü kazanmak için örgütlenerek özneleşmek kazanımlarla ilerlememizi sağlayacaktır.

Coşkuyla gerçekleşen 4. Genç Kadın Konferansımızın genç kadınların söz ve eylem iradesini bir araya getirmek, genç kadın hareketine yeni ve koparıp alan bir tarz kazandırmak ve önümüzdeki dönemde kadın özgürlük mücadelemizde yürüyeceğimiz yolun köşe taşlarını döşemek gibi konularda ufuk açan bir etkiye sahip olduğunu söylemek gerekir. Şimdi önümüzde, konferanstan aldığımız enerjiyle genç kadın yoksulluğunun, erkek şiddetinin, kadın düşmanlığının kaynağı olan erkek egemenliğine karşı genç kadınların özgürlük mücadelesini yeni bir düzeye taşımak var. Konferans, bu yolu yürürken yenilenmek ve güçlenmek için iradesini ortaya koydu. Yolumuz açık olsun.

*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 8 Nisan tarihli 57. sayı Özgür Genç Kadın köşesi.