Tecavüz faili ve istismarcı Ayhan Şengüler'in yargılandığı dava 14 Ekim'de ertelendi
Kendisine tecavüz eden ve zorla evlendirildiği Ayhan Şengüler'in üç yaşındaki kızı Hifa İkra'ya cinsel istismarda bulunması üzerine adalet mücadelesine başlayan ve 2 Mart'ta kızıyla birlikte şüpheli şekilde hayatını kaybeden Fatmanur Çelik'in ölümünün ardından istismar davasında ilk duruşma görüldü. Kadın örgütlerinin davaya müdahil olma talebi reddedilerek duruşma 14 Ekim'e ertelendi.
Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler'in hakkında üç yaşındaki çocuğu Hifa İkra'ya cinsel istismarda bulunması sebebiyle devam eden davanın duruşması bugün İstanbul Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
Kızına yönelik cinsel istismar davası sürerken adalet nöbetine başlayan ve hayatını kaybetmesi durumunda bunun bir intihar olmayacağını ifade eden Fatma Nur Çelik ile kızı Hifa İkra 2 Mart'ta Zeytinburnu sahilde şüpheli şekilde ölü bulunmuş, 4 Mart'ta toprağa verilmişti.
Anne ile kızının katledilmesinin ardından görülen ilk duruşma bugün basın ve izleyiciye kapalı şekilde görüldü. Mahkeme İstanbul Barosu'nun dosyadaki gizlilik kararının kaldırılması ve kadın örgütlerinin dosyaya müdahil olma taleplerini reddetti.
Savcı, mirasçıların dosyaya davet edilmesi ve sanık Ayhan Şengüler hakkında bir sonraki celseye zorla getirilmesini talep etti. Mahkeme zorla getirme kararının ilerleyen günlerde incelenmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 14 Ekim'e erteledi.
Birçok kadın örgütü, hukuk örgütü ve barolar adliye önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Duruşma öncesi bir araya gelen kadınlar "İstismar görmezden gelindi, failler korundu. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra için adalet" pankartı açtı. "Erkek adalet değil gerçek adalet" , "Koruma aklama failleri yargıla", "Fatmanur Çelik isyanımızdır" sloganları atan kadınlar açıklamada Fatmanur Çelik İkra ve cinsel istismara, erkek şiddetine maruz kalan ancak koruyucu, önleyici mekanizmalara erişemeyen tüm kadınlar ve çocuklar için burada olduklarını belirtti.
'HESAP SORUYORUZ'
Açıklamada zorla evlendirilen Fatmanur Çelik ve kızı İkra'nın Ayhan Şangüler tarafından cinsel şiddet ve istismara maruz bırakıldığı belirtilerek, "Erkek egemenliğinden güç alan devletin, bizim hayatlarımızı değersiz görmesine, cezasız politikalarla failleri ödüllendirmesine, tarikatlarla iş birliği yaparak faili korumasına sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz" denildi.
'BAKANLIK DOSYAYI SÜRÜNCEMEDE BIRAKTI'
Fatmanur'un hem kendi uğradığı tecavüzün hem de kızının uğradığı cinsel istismarın hesabını sormak için bu adliye önünde nöbet tuttuğunu hatırlatan kadınlar açıklamada şunları söyledi: "Mekanizmaların işletilmesi için ilgili kurumlara başvurdu, faili koruyan tarikat ve devlet işbirliğiyle mücadele etti. Dosya, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın elindeydi. Fakat bakanlık dosyayı sürüncemede bıraktı.
'MÜTAALA FAİL AKLAMAYA HİZMET ETTİ'
Yetmedi verilen tahliye mütalaası faili aklama, Fatma Nur ve Hifa'yı korumasız bırakmaya hizmet etti. Bugün burada sadece adalet talep etmiyoruz. Bu politikalarla hayatı çalınan her bir kadın ve her bir çocuk için hesap soruyoruz.''
'FATMANUR VE HİFA'NIN KATİLİ DEVLET KURUMLARI'
Duruşma sonrası yapılan açıklamada konuşan Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği Temsilcisi Müjde Tozbey ise, "Fatmanur ve Hifa öldürüldüler. Ancak onların katili yalnızca tecavüzcü koca ve baba değil. Aynı zamanda onları korumayan devlet kurumları da sorumludur" dedi.
'BENİ VE KIZIMI KORUYUN DEDİ'
Tozbey, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nı da sorumluluk almamakla eleştirerek, Fatmanur'un defalarca korunma talebinde bulunduğunu hatırlattı. Tozbey, "Adliyede oturma eylemi yaptı. 'Beni ve kızımı koruyun, öldürüleceğiz' dedi. Ancak bugün maalesef aramızda değiller" dedi.
'25 KEZ BABAN SANA DOKUNDU MU DİYE SORULDU'
Yargılama sürecini anlatan Tozbey, şunları söyledi: "Hifa'ya 25 kez 'Baban sana dokundu mu?' diye soruldu. Birçok erkeğin bulunduğu ortamda kendisini ifade etmeye çalıştı. Buna rağmen söyledikleri yeterli görülmedi. Fatmanur ve Hifa artık kendilerini savunamıyor. Aileleri de onları savunmuyor. Bu nedenle bizlerin davaya katılmasını istedik. Ancak mahkeme bunu da reddetti."
'DURUŞMAYA KADAR HAYATTA KALACAĞIMI ZANNETMİYORUM DEMİŞTİ'
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, "En büyük adalet saraylarından birisinin önünde, isminde adalet olan bir sistemde adalet nöbeti tutuluyordu. Fatma Nur, '5 Mayıs'taki duruşmaya kadar hayatta kalacağımı zannetmiyorum' demişti. Bugün Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa Nur aramızda değil" ifadelerini kullandı.
'ADALET BİLİNÇLİ OLARAK GECİKİTİRİLİYOR'
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan Gülsüm Kav, adaletin bilinçli olarak geciktirildiğini ifade ederek şunları söyledi: "Yapılması gereken şey sanık hakkında derhal tutuklama kararı verilmesi, etkin bir soruşturmanın başlatılması ve dosyaların hızla birleştirilmesiydi. Ancak biz tam tersine bir tabloyla karşı karşıyayız."