13 Temmuz 2020 Pazartesi

Park direnişinden onur ve özgürlük isyanına kısa bir kronoloji

Gezi isyanı saray faşizminin kabusu olmayı sürdürüyor. Yaşasın Gezi, Yaşasın Taksim direnişi...

2013 yılının 27 Mayız günü, sabahın sahibi ansızın çıkageldi ve kentin orta yerinde toplanma bayrağı açtı. Binlerce insan Taksim Meydanı'na ve Gezi Parkı'na aktı.

Gezi direnişinin öncesi vardı elbette. Aslında perdeyi kadınlar açmıştı. Başbakan Erdoğan'ın "Her kürtaj bir Uludere'dir" söylemiyle başlatılan kürtaj yasağı kadınları sokağa dökmüştü.

AKP'nin muhafazakâr yaşam tarzını dayattığı gençler ile mezhepçi söyleminin hedefindeki Alevilerde toplumsal öfke yükseliyordu.

Kentsel dönüşüm projelerinin evsiz bıraktığı kent yoksullarının da tepkisi de giderek artıyordu.

2013 yılı 1 Mayıs'ı da Gezi direnişine giden yolda önemli bir kavşaktı. Taksim'de miting yapmaları yasaklanan emekçiler o gün boyu Taksim Meydanı'nı kuşattı, polis ile çatıştı.

Adım adım Gezi isyanına doğru giden olaylar serisinin ilki 27 Mayıs gecesi yaşandı. İş makineleri gece yarısına doğru Gezi Parkı'na girdi ve beş ağacı söktü. Haberi alan 20 kişilik grup müdahale ederek ağaç kıyımını durdurdu. Ardından da parkta doğa nöbetine başladı.

Belediyenin ertesi günkü yıkım girişimi de BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in iş makinelerinin önüne geçmesiyle engellendi.

29 Mayıs günü Başbakan Erdoğan, İstanbul Boğazı'na yapılacak olan 3. köprünün temel atma töreninde yaptığı konuşmada, Gezi Parkı aktivistlerini hedef aldı, "Ne yaparsanız yapın, biz karar verdik" dedi.

30 Mayıs günü sabaha karşı saat 05.00 sıralarında polis, parka baskın düzenledi.  Zabıtalar nöbet çadırlarını ateşe verdi, parkta kalanlar zorla dışarıya çıkarıldı. 
Polis saldırısı, tepkileri daha da büyüttü, insanlar Gezi Parkı'na gelmeye başladı.
30 Mayıs akşamı Taksim Dayanışması basın açıklamasını yapılacağını duyurdu. Binlerce insan Taksim'e aktı.
Polis saldırısı 31 Mayıs sabahı sürdü. Direnişçiler parktan zorla çıkarıldı.

Ancak halktaki öfke giderek artıyordu.  31 Mayıs günü, direnişin ayaklanmaya evrildiği dönüm noktası olmuştu.

Artık geri dönüş yoktu. Fay hattı kırılmıştı ve Merkez üssü Taksim Gezi Parkı olan toplumsal deprem, bütün coğrafyayı ve iktidarı sarsa sarsa en ücra yerlere kadar ulaşacaktı. "Her Yer Taksim Her Yer Direniş" sloganı dalga dalga yayıldı.
1 Haziran sabahı yine barikat başlarında karşılandı. Gün dönümü park direnişinin bir onur ve vicdan ayaklanmasına evrilişinin tablosunu sunuyordu. Halkın kıyameti kopmuştu!

İsyanın ana damarlarından Ankara'da eylemlerin ana hedefi Kızılay oldu. Kentteki çatışmalar sırasında, genç bir işçi olan Ethem Sarısülük, polis Ahmet Şahbaz tarafından yakın mesafeden sıkılan kurşunla başından vuruldu. Sarısülük komaya girdi.

İlk ölüm haberi ise 2 Haziran gecesi Ataşehir 1 Mayıs Mahallesi'nden geldi. Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi.

Hatay'daki Gezi eylemlerinin yoğunlaştığı Armutlu Mahallesi'ndeki direnişte 3 Haziran gece yarısına doğru Abdullah Cömert başına isabet eden gaz fişeği nedeniyle yaşamını yitirdi.

4 Haziran günü Başbakan'ın yurt dışına çıkmasının ardından siyasi tansiyon biraz düşer gibi oldu. Başbakan Vekili Bülent Arınç yumuşak mesajlar vermeye çalıştı.

5 Haziran'da Taksim Dayanışması üyeleri, Başbakan Vekili Bülent Arınç ile görüşerek taleplerini iletti.

Talepler şöyleydi:
Topçu Kışlası projesinin iptal edilmesi
AKM'nin yıkım planından vazgeçilmesi
Halkın itiraz ettiği doğayı ve kent yaşamını tahrip eden projelere son verilmesi
İstanbul, Hatay ve Ankara'nın vali ve emniyet müdürlerinin görevden alınması
Gaz bombası kullanımının yasaklanması
Türkiye genelindeki meydanlarda gösterilere yönelik fiili engellemelerin sonlandırılması.
 
9 Haziran günü Taksim'de yüz binlerin katıldığı bir miting yapıldı. Meydan, "Bu daha başlangıç mücadeleye devam" sloganıyla inledi.

11 Haziran sabahı Taksim'e yönelik polis saldırısı başladı.  Ertesi gün park ve meydan yeniden toparlandı. Devrim müzesi, kütüphane, bostan, mutfak ve market yeniden düzenlendi. Park merdivenlerinde oturma eylemi başlatıldı. Park çevresinde güvenlik amacıyla insan zinciri oluşturuldu. Parka dönük saldırılar coğrafya genelinde protesto edilmeye devam ediyordu. 

Eylemlerin bir an önce sonlanmasını isteyen Başbakan Erdoğan, 13 Haziran gecesi Taksim Dayanışması heyeti ile görüştü. 

Heyet,  ortak bir karar almak üzere Gezi Parkı'na döndü. Parkın 7 farklı yerinde eşit söz hakkı temelinde forumlar yapıldı. Bu sırada bir ölüm haberi daha geldi. Ankara'da 1 Haziran günü polis tarafından silahla vurularak komaya giren Ethem Sarısülük yaşamını yitirmişti.

15 Haziran Cumartesi günü isyan için yeni bir dönüm noktası oldu. Başbakan Erdoğan Ankara Sincan'da düzenlediği mitingde; Taksim'in boşaltılması talimatını verdi.

Erdoğan'ın gözdağının ardından çok şiddetli bir polis saldırısı başladı.

Harbiye-Mecidiyeköy hattındaki müdahaleye jandarma birlikleri de katılmıştı.

Yüzlerce insan hastanelere kaldırıldı. Bütün coğrafya genelinde protestolar yükseldi. İstanbul'un semtlerinde ve Taksim civarındaki direniş ertesi günün sabahına kadar kesintisiz sürdü. Eylemciler barikatları aşa aşa, çatışa çatışa alana ulaşmaya çalışıyordu.

Emekçi semtlerde de eylemler şiddetleniyordu. Ezilenler ilçe ilçe, semt semt direniyordu. İşte bu semtlerden Okmeydanı'nda, sabah ekmek almak için evden çıkan 14 yaşındaki Berkin Elvan başından gaz fişeğiyle vurularak komaya girdi ve aylarca yaşam mücadelesi verdi.

17 Haziran'da sendikaların Taksim'de miting yapma çağrısıyla meydan yeniden kuşatmaya alındı. Polis, Taksim'e çıkan bütün yolları kapatmıştı. Direnişçiler tüm kararlılıklarına rağmen Taksim'e giremedi. Böylece 15 Haziran'daki saldırıdan sonra Taksim'de alan hakimiyeti ve komün deneyimi son buldu.

18 Haziran sabahı ise ev ve kurum baskınları yaşandı. Siyasi iktidar Gezi İsyanının intikamını almak için harekete geçmişti. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya gibi illerde isyan süresince öne çıkan Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin (ESP) üye ve yöneticilerinin evleri ile parti binaları basıldı ve çok sayıda sosyalist gözaltına alınarak tutuklandı. Etkin Haber Ajansı'da polis tarafından basılarak talan edilen kurumlardandı.

Aynı gün Ankara'da Ethem Sarısülük'ün vurulduğu yerde "Duran Kadın" eylemi başladı. 

Sonraki günler ve haftalar boyunca eylemciler ve Taksim Dayanışması Taksim'e ve Gezi Parkı'na çıkma ısrarını sürdürdü. 

10 Temmuz günü bir ölüm haberi daha geldi. 2 Haziran gecesi Eskişehir'de öldüresiye dövülerek komaya sokulan 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz 37 günlük yaşam mücadelesini 10 Temmuz'da kaybetti.

O günlerde yaşama savaşını sürdüren Berkin Elvan ise 11 Mart 2014 tarihinde yaşamını yitirdi.