4 Haziran 2020 Perşembe

Nehir Doğan yazdı: Sokağa çıkma yasağı neyin çözümü?

Salgın nedeniyle eskisinden daha tehlikeli hale gelen ve virüs kadar hızlı yaşam hakkımızı elimizden alan erkek şiddeti karşısında evdeki kadını nasıl koruyacak sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi? Daha şimdiden katledilen kadınların ardından söylenen "Bana virüs bulaştırdı" sözü yeni bir şiddet bahanesi olarak kayıtlara geçti bile.

Covid-19 salgını tüm dünyada hızla yayılırken kapitalist sistem, salgını durdurmanın sorumluluğunu da sistemi ayakta tutmanın yükünü de işçilerin, emekçilerin ve kadınların sırtına yüklemiş durumda. Bilim insanlarının açıklamalarına göre salgını durdurmaya yarayacak aşı ve hastaları ölümden kurtaracak tedavi en iyi ihtimalle bir yıl gibi bir sürede bulunacak. Burjuva hükümetlerin eli kolu bağlanmış durumda. Bir taraftan salgının yayılma hızını düşürecek şeyin herkesin karantinada olması yani evde kalması olduğu gerçeği diğer tarafta ise kapitalist sistemin ayakta kalması için üretimin devam etmesi 'gerçeği'.

AKP; medya, polis, sanat ve siyaset aracılığı ile sürekli evde kalma çağrısı yaparken diğer taraftan da toplumda yoğun bir "sokağa çıkma yasağı ilan edilsin" beklentisi var. Bu iki çağrı ve talep birbiriyle çelişki halinde. AKP, salgının yayılma hızının düşürülmesi için üretimin dışında kalanların evde kalmasını istiyor. Her türlü riske rağmen üretimin devam etmesini ise işçi ve emekçilerin ölmesinden daha önemli görüyor.

Evde kalanlar 'sorumlu-makbul vatandaş' kabul edilirken çalışmak zorunda olanlar yani evde kalamayanlar ise salgını önemsemeyen, ölümle dalga geçen 'sorumsuz vatandaş' ilan ediliyor. Çalışırken virüs kapan işçi ve emekçiler hasıraltı ediliyor, evde kalan erkeğin şiddetini yaşayan kadınların ise adı bile anılmıyor.

İşçi sınıfını ve kadınları bu salgından koruyacak olan şey ne sadece evde kalmak ne de sokağa çıkma yasağını uygulamak. AKP, eğer işçileri, emekçileri ve kadınları evde güvenli bir şekilde tutmak ve gerçekten salgının yayılma hızını düşürmek istiyorsa, buna uygun tedbirler almak zorundadır. İnsanlar, açlık ve işsizlikle yüz yüze kalmadığı durumda tabi ki evde kalır. Bunun için ne özel kamu spotlarına gerek kalır ne de sokağa çıkma yasağı beklentilerine. İşten atmaların yasaklanması, sağlık ve gıda sektörü dışında herkesin ücretli izinli olması, kira ve fatura ödemelerinin salgın boyunca devlet tarafından ödenmesi, işsizlere işsizlik maaşı bağlanması ve ev emekçisi kadınlara ücret ödenmesi bunun başlıca koşullarıdır. Bu koşulların sağlanmadığı durumda sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi işçi ve emekçilerin açlığa mahkum edilmesi demektir. Milyonlarca emekçi ve günlük veya haftalık yevmiye ile hayatını devam ettirebiliyor. Bu insanların açlık ve fatura-kira-mutfak masrafı gibi ihtiyaçları gözetilmeden alınacak sokağa çıkma yasağının nasıl bir çözümü olacak? Bu olsa olsa doğrudan virüs sebebiyle değil açlıkla ölüme mahkum etmek olur. Salgından hemen önce "Açım" diyerek intihar eden işçi ve emekçiler hala hafızalarımızda taptaze dururken salgının yoksulluk, açlık ve işsizlik sorununu ortadan kaldırdığını söyleyebilir miyiz? Bu haliyle sokağa çıkma yasağı, zaten evde kalabilenler dışında kimin sorununu çözecek?

Ya da salgın nedeniyle eskisinden daha tehlikeli hale gelen ve virüs kadar hızlı yaşam hakkımızı elimizden alan erkek şiddeti karşısında evdeki kadını nasıl koruyacak sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi? Daha şimdiden katledilen kadınların ardından söylenen "Bana virüs bulaştırdı" sözü yeni bir şiddet bahanesi olarak kayıtlara geçti bile. Kadınlar için evdeki erkek şiddeti bu kadar hayati ve tehlikeli iken sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinde kadınlar nereye gidecek? Karakollar başvuru almazken, savcılar suç duyurusu başvurularına bakmazken, koruma kararları ertelenirken, sığınma evleri doluluk nedeniyle başvuru kabul etmezken şiddet anında kadınlar ne yapacak? Açıklanan veriler evin kadınlar için hiç de güvenli olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Mart ayında 25 kadın katledildi, 46 kadın erkek şiddetine maruz kaldı, 83 kadın seks işçiliğine zorlandı ve 23 çocuk cinsel istismara uğradı. Devletin resmi yayın organı AA bile, kadına yönelik şiddetin %38 arttığı haberleri geçiyor.

Sözün özü; gerçek önlemler alınmadığı sürece sokağa çıkma yasağı kadınları şiddetten korumayacağı gibi, daha da artırıcı bir etken olacaktır.

Zorunlu sektörler dışında üretimin durdurulduğu, tüm çalışanların ücretli izinli sayıldığı, açlık ve kira derdine düşülmediği, evde kadını erkek şiddetinden koruyacak önlemlerin alındığı her koşulda işçiler, emekçiler ve kadınlar zaten evde olacaktır. Bunun için yapılması gereken sokağa çıkma yasağı ilan etmek değildir. Devletin, sosyal devlet olarak kapitalist üretimi değil halk için üretimi esas almasıdır. Bunun olmadığı koşullarda uygulanacak sokağa çıkma yasağı yaratılan toplumsal eşitsizliği, adaletsizliği, açlığı, yoksulluğu ve erkek şiddetini daha da büyütecektir.

AKP'ye sokağa çıkma yasağı çağrısı yapmak yerine üretimden gelen gücümüzü kullanarak yaşam grevini örgütlemek ve evde kalmamanın bir tercih değil bu sistemin bize dayattığı zorunluluk olduğunu anlatmak gerekiyor.