5 Ağustos 2020 Çarşamba

Kapitalizm ve virüsler

Koronavirüsü yenidir, ancak materyalist araştırmacılar son yıllarda virüsler ve kapitalizm arasındaki tehlikeli bağlantıya defalarca dikkat çekti.

Koronavirüsü yenidir, ancak materyalist araştırmacılar son yıllarda virüsler ve kapitalizm arasındaki tehlikeli bağlantıya defalarca dikkat çekti. Salgın ve pandemilerin sosyal doğası ile ilgili önemli tezlerin bir özeti:

Rob Wallace ve Mike Davis son on yıllarda virüslerle en esaslı biçimde ilgileniyorlar. Davis, hastalıkların tarihsel arka planı hakkında, örneğin "Kuş Gribi: Salgın Üretimi Üzerine" kapsamlı yazılar yazmıştır. Wallace'ın "Farming Pathogens" (Tarım Patojenleri) bloğu, yıllarca küresel gıda üretim zincirleri ile grip virüsü arasındaki bağlantıyı ele aldı. Bu katkıların büyük bir kısmı 2016 yılında "Big Farms Make Big Flu" kitabında da yer aldı. Her iki yazar da farklı odaklara sahip üç merkezi tezi takip ediyor: Birincisi, virüslerin küresel yayılması, kapitalist küreselleşme ve toprak tutma süreçleriyle hızlanıyor. Sonuç olarak, kapitalizm viral salgın riskini arttırır. İkincisi, kapitalist tarım, özellikle neoliberal yeniden örgütlenmesinden sonra ölümcül virüs üretimine katkıda bulunur. Üçüncüsü, sınıf toplumunun pandemilerin ele alışı ve sonuçları üzerinde bir etkisi vardır.

KÜRESEL ZİNCİRLEME
İşçilerin ve metaların kitlesel hareketlerinin yanı sıra gittikçe artan genel seyahat hareketlerinin ortaya çıkan virüslere set çekmek için hiçbir faydası olmadığı gerçek banal bir bilgidir. Ancak Wallace için, küreselleşmiş kapitalizmin şimdiye kadar yerel olarak yalıtılmış sistemleri nasıl tahrip ettiğini ve bunları dünya pazarına nasıl bütünleştirdiğini gözlemlemek daha önemlidir. Örneğin, bir virüs suşu (virüsün farklı alttürlerinin, aralarında genetik farklılıklar bulunan grupları, çn) sınırlı bir ekosistemde izole edilirse, bu tür sistemlerin yok edilmesiyle diğer konakçılara geçer ve hızla yayılır. Wallace, bu mekanizmayı okumaya değer bir röportajda özetliyor.[1] Bunun bir örneği, meyve yarasalarından kaynaklandığı düşünülen Ebola'dır. Bir yandan, yaşam alanlarındaki daralma hayvanlardan insanlara bulaşma olasılığını artırır. Öte yandan, ormansızlaşma ve arazi kapma, genellikle virüsün yeterince yayılmasını önleyen doğal sınırları azaltır. Önceki yaşam alanlarının daralması virüsleri mutasyon olasılığını da arttırır. Basitçe söylemek gerekirse, Wallace belirleyici bir duruma işaret ediyor. Sınırlı yaşam alanında, virüsler yeni bulaşma olanakları veya daha hızlı yaşam döngüleri yoluyla yeni koşullara uyum sağlar. Kural olarak, daha kısa yaşam döngüleri evrimsel bir avantaj sağlamaz. Bununla birlikte, virüs zayıflamış konakçılarla karşılaşırsa, hangi virüs suşunun yaşam ve bulaşma süresi daha hızlıysa virüs suşu daha iyi yayılabilecek.

SONUÇLARDAN ÖNCE KAR
Virüslerin yayılmasının bir diğer bileşeni siyasi başarısızlıklardır. Küreselleşmiş üretim zincirlerine rağmen, birkaç ülkenin ekonomik performansı belirli ekonomik sektörlere bağlıdır. Özellikle gıda endüstrisinde, en küçük söylentiler satışları vurmak için yeterlidir. Son yıllarda kuş gribinin çeşitli salgınlarının gösterdiği gibi, sermaye için yeni virüs salgınlarını en başından beri örtbas etmek savaşmaktan daha iyidir, fakat potansiyel ve gerçek felaketlerin gizlenmesi, reel sosyalist ülkelerde de yaygın olan bir özellikti.

Küreselleşmiş pazarda başarısızlıklar sadece devletleri değil, şirketleri de etkiliyor. Wallace, Tayland et tekeli CP Grubu örneğini vermektedir. Çin çiftliklerinden birinde kuş gribi vakaları ortaya çıktığında, Japonya ilgili bölgeden kanatlı hayvan ithal etmeyi durdurmaya karar verdi. Buna karşı, CP Tayland bu sefer Tayland'da üretim tesislerinde üretimi hızlandırarak ve Japonya'ya ihracatı artırarak bundan faydalandı. Sonuç çıkarma yerine, yeni sürdürülebilirlik yerine, her şey daha önce olduğu gibi devam etti ve kuş gribi kümes hayvanları için en büyük tehlikelerden biri olmaya devam ediyor ve sürekli olarak mutasyon geçirme tehlikesiyle karşı karşıya.

NAFTA GRİBİ
Wallace, 2009 H1N1 domuz gribi düpedüz "NAFTA gribi" olarak adlandırıyor. Mike Davis'in tezine değiniyor. Bu, diğer şeylerin yanı sıra, domuz gribi suşunun neredeyse on yıllardır nasıl değişmediğine işaret etti, ancak mutasyonlar 1998'den beri patladı.[2] Wallace'ın tezine göre, bu bir tesadüf değil, küreselleşmenin yeni bir evresiyle bağlantılı. 1994 yılında uygulanan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması NAFTA tarım, özellikle domuz endüstrisi üzerinde temel etkiye sahipti. Tedarikçiler küresel pazarda merkezileştirildi. Daha küçük işletmeler devralındı, endüstriyel olarak tutulan hayvanların sayısı giderek arttırıldı. Virüslerin daha hızlı mutasyona uğradığı ve yayılabileceği temel oluşturuldu. Bu, daha önce virüs ve mutasyon olmadığı anlamına gelmez. Daha ziyade Wallace, virüslerin potansiyelini etkileyen neoliberal dönüşümlerle ilişkili et üretimi ve tarımsal ticaretteki değişikliklere işaret ediyor.

SAĞLIK VE SINIF TOPLUMU
Medyada her gün korona salgını vesilesiyle sayılar ele alındığında, genellikle bir yanlış anlama vardır: virüslerin statik ölüm oranı yoktur. İnsanlara göre tehlike değişmesine rağmen, virüslerin arz ettiği tehlike büyük ölçüde sağlık hizmetlerine erişime bağlıdır. Ve bu, hem küresel eşitsizlik bakımından hem de yerel olanaklar bakımından sınıf toplumunda farklı şekilde dağılmıştır. Başka bir deyişle, kapitalist toplumlarda meydana gelen bir virüs her zaman sınıfsal bir karaktere sahiptir, çünkü kaçınılmaz olarak virüsler mevcut toplumsal yapılar içinde kendisini var eder ve hareket eder. Davis'in açıkladığı gibi bunun iyi bilinen bir örneği İspanyol gribidir. İspanyol gribi, diğer ölümcül grip türlerinden daha yıkıcıydı, çünkü o dönem dünya da mevcut sağlık durumu vahimdi. Hindistan gibi fakir veya sömürgeleştirilmiş ve açlıktan ölümün yaygın olduğu bölgelerde, dünyanın diğer bölgelerine göre çok daha öldürücü idi. Ne yazık ki, bu korona salgınında durum farklı olmayacak. Daha fazla oksijen cihazı ve tıbbi bakımı olan ülkeler pandemiye daha iyi yanıt verebilir. Ancak sağlığa erişim de burada karmaşık bir konudur. Sadece hastane ve doktor sayısını değil, aynı zamanda, örneğin, evde grip semptomları ile kimin evde kalabileceğini ve olası ücret kaybını telafi edebileceği sorusunu da etkiler.

OLASI PERSPEKTİF
Davis öncelikle sağlık ve emeklilik sektörlerinde reformlar ve özelleştirmelerin geri çekilmesi çağrısında bulunurken, Wallace'ın başka bir perspektifi var. Geleneksel tarıma geri dönmeyi red ederken, çok sayıda insanı beslemek zorunda kalma gerçeğine, Marksist biyolog Richard Levin'e ve 1990'lardaki Küba tarım reformlarını örnek alan çiftliklerin yerel kolektiflere teslim edildiği ve çeşitlendirdiği bir alternatif öneriyor. Yerel üretim ve tüketimin biyolojik ve doğal haşere kontrolünü güçlendireceği ve potansiyel konakçıları virüslere karşı daha az eğilimli hale getireceği umulmaktadır.

KAYNAK
Mike Davis, Kuş gribi: Salgın Hastalıkların Sosyal Üretimi Hakkında
Rob Wallace, Büyük Çiftlikler Büyük Grip Yarattı
Rob Wallace, Coronavirus: Tarım endüstrisi milyonlarca ölümü riske atacak.

[1] https://www.marx21.de/coronavirus-gefahren-ursachen-loesungen/
[2] https://socialistworker.org/2009/04/27/capitalism-and-the-flu

* https://aufbau.org/index.php/online-zeitung/2750-kapitalismus-und-viren sitesinde yer alan yazıyı Nilgün Aslan çevirdi.