31 Ocak 2026 Cumartesi

Halklar Kervanı gönüllüleri: Rojava'yı savunmak için enternasyonalist hareketi güçlendirelim

Rojava'ya dönük saldırılara karşı Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden yola çıkan Halklar Kervanı gönüllüleri Josefine Valentin ve Shannon Vanessa, Avrupa devletlerinin saldırılardaki rolüne işaret ederek, Rojava'yı savunmanın herkesin sorumluluğunda olduğunu vurguladı ve Rojava için kadınların öncülüğünde enternasyonalist hareketi güçlendirme çağrısı yaptı.

Suriye'de yönetimi ele geçiren cihatçı Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) yönetiminin Rojava'ya dönük saldırıları sürüyor. Rojava'ya dönük saldırılara karşı Avrupa'nın pek çok ülkesinden gönüllünün katılımıyla kurulan Halklar Kervanında yer alan enternasyonalistler Josefine Valentin ve Shannon Vanessa, Rojava'ya dönük saldırıları ve Halklar Kervanının nasıl bir fikirle yola çıktığını ETHA'ya anlattı.

VALENTIN: BÜYÜK BİR MEDYA AMBARGOSU VARDI

Öncelikle bize kendini tanıtabilir misin?
Ben Josefine. Almanya'dan geliyorum ve Gemeinsam Kämpfen isimli, demokrasi üzerine kurulu ve Kürt kadın hareketiyle de doğrudan ilişki içerisinde bir feminist örgütte yer alıyorum. Yani aslında uzun yıllardır, hem Rojava'daki devrimi inşa etmek, hem de bu fikirle enternasyonalist bir hareket kurmak için çabalayan bütün yoldaşlarımızın emeği ve mücadelesinden ilham alıyorum. Ayrıca Women Defend Rojava (Kadınlar Rojava'yı savunuyor) kampanya grubunun da bir parçasıyım.

Seni Halklar Kervanına katılmak için ne harekete geçirdi? Süreci nasıl örgütlediniz?
En başta hepimiz neler olup bittiğine dair şok içindeydik. Rojava'ya nasıl bu şekilde saldırabilirlerdi? Amaç orada yeni bir islam devleti kurmaktı. Enternasyonalistler ve bu hareketle yakın bağ içerisinde olan örgütlerde yer alan insanlar olarak büyük bir şaşkınlık hissettik ve yaşananlardan çok etkilendik. Tabii ki eylemlere katıldık, orada olan biteni, Golani'nin neler yaptığını takip ettik. Golani Berlin'i ziyaret etmek istediğinde, bunu protesto etmek için Berlin'e gittik. Çok sayıda video ve sosyal medya içeriği ürettik, basınla iletişime geçtik ve tüm dünyayı şu anda Suriye ve Kürdistan'da neler olup bittiğine dair bilgilendirmeye çalıştık. Çünkü buna dair hiçbir yerde bir haber yoktu ve büyük bir medya ambargosu vardı. Devletlerin bu devrimci hareketi, demokrasi ve kadın özgürlüğüne dayanan bu fikri ve praksisi baskılamak için ne gibi silahlar kullanabileceğini görmek akıl almazdı.

HERKESİN ELİNDEN GELENİ YAPMASI GEREKEN TARİHİ BİR AN
Çokça neler yapabileceğimizi tartışıyorduk ve sonra bazı yoldaşlar oraya gitmek bir konvoy örgütleme fikrini önerdi. Çünkü genel seferberlik ilan edilmişti ve herkese Kobanê'ye, Rojava'ya gitme, HTŞ çeteleri, DAİŞ ve Türk devletinin saldırılarına karşı mücadele eden insanları destekleme çağrıları yapılıyordu. Enternasyonalistler olarak bu çağrının bizim için de oraya gitme ve tüm dünyanın gözlerini buraya, özellikle de kuşatma altında olduğunu öğrendiğimiz Kobanê'ye çevirme anlamına geldiğini düşündük. Elbette 2014 yılında Kobanê'nin DAİŞ çetelerine karşı halkın tüm gücüyle savunulduğunu hatırladık. Bunun herkesin gidip odağı buraya çekmesi, tüm güçleriyle bu devrimi savunmak için ellerinden geleni yapmaları gereken tarihi bir an olduğunu düşündük ve bu nedenle oraya gitmek için örgütlendik. Bu ayrıca, dünyanın dört bir yanında bu fikri savunan ve birbiriyle ilişki içerisindeki tüm yoldaşlarımıza da uluslararası bir çağrı anlamına geliyor. Çünkü bu hareketin hepimiz için büyük bir ilham kaynağı ve başarı olduğuna inanıyorum.

BU SADECE BİR MEKANI SAVUNMAKLA İLGİLİ DEĞİL
Ve bence bu sadece bir mekanı, bir bölgeyi savunmakla ilgili bir şey değil. Biz "Jin, jiyan, azadi" fikrine, kadın özgürleşmesine odaklanan uluslararası bir hareket inşa etmek istiyoruz. Bu yüzden bu; bu fikre inanan herkese bütün güçleriyle bu devrimi savunmaları için bir çağrı. Böyle bir çağrı yaptık ve dünyanın dört bir yanından sayısız insandan cevap aldık, Yunanistan'dan, Ukrayna'dan, Sırbistan'dan, Amerika'dan, İngiltere'den... Yani çok hızlı bir şekilde çok sayıda insan dahil olmak istedi ve örgütlemeye başladık. Sanırım amaçlarımızdan biri de dünyanın her yerinde, harekete bağlı yoldaşlar olarak birlikte sahip olduğumuz uluslararası gücü hissetmekti. Bir araya geldik ve dayanışmanın ne kadar büyük olduğunu, bu devrimi savunmanın zamanı geldiğini gördük.

Bunu yaparken basına da odaklandık. Çok sayıda gazeteciyle görüştük, insanları bilgilendirebilmek ve medya ambargosunu aşmak için sosyal medyaya çok fazla çaba gösterdik. Ana hedefimiz ise şu anda sokaklarda mücadele eden ve bedenleriyle devrimi savunan insanlara güç ve moral verebilmek. Onlara, fiziksel olarak orada olamasak da yanlarımızda olduğumuzu ve bu devrimi savunmak için elimizden gelen her şeyi yaptığımızı, elimizden geleni verdiğimizi hissettirebilmek.

AVRUPA ÜLKELERİ SADECE KENDİ ÇIKARLARINI ÖNEMSİYOR

Senin de bahsettiğin gibi, Almanya hükümeti Golani'yi Berlin'e davet etmişti, bu ziyaret son anda iptal edildi. Almanya'nın Suriye'ye dönük politikaları bu bağlamda nereye oturuyor?
Bence şu anda yaptıkları her şey ve şansölyenin Golani'yi Berlin'e davet etmesi büyük bir utanç. Avrupa Birliği de Golani'yi desteklemek için 620 milyon euro vermeye karar vermişti. Bu, siyasetçilerin demokrasi ve özgürlüğe odaklanmadığının bir göstergesi. Onlar sadece ekonomik çıkarlarını, kendi çıkarlarını önemsiyor. Yani özellikle Almanya'da, Almanya'nın ve -tabii ki Türkiye'nin de, çünkü Türkiye'nin de Suriye'deki "geçici hükümette" çıkarları var- HTŞ yönetimiyle yakın bağına karşı ayağa kalkmak ve tepki göstermekle sorumluyuz.

BÜYÜK BİR HAREKETİ İNŞA EDELİM

Peki, son olarak yapmak istediğin bir çağrı var mı?
Herkese bu devrimi savunmak ne yapabilirlerse yapmaları, bulundukları yerlerde örgütlenmeleri ve bu devrimin idealleri, orada şu anda hangi değerlerin savunulduğu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaları çağrısı yapıyorum.

Çünkü bu sadece bir yerle alakalı değil, bu, dünyanın her yerindeki insanlar için bir özgürlük vizyonu olan kadınların özgürleşmesi, ekolojik yaşam ve demokrasi idealiyle ilgili. O yüzden her yerde örgütlenerek Rojava devrimi fikrine bağlı büyük bir enternasyonal hareket inşa etmenin görevimiz olduğunu düşünüyorum. Ve herkese sokaklara çıkmaları, diğer örgütlerle bağlantılar kurmaları, "Jin, jiyan, azadi" fikrine, kadın özgürlüğüne, halkların iradesini yok etmeye çalışan milliyetçi devletlerle mücadeleye odaklanan büyük bir ağ ve hareket inşa etmeleri çağrısı yapıyorum.

KADINLAR OLARAK DEVRİMİ SAVUNMA ZAMANI
Ayrıca, Halkların Kervanının en güçlü yanlarından birinin de bu organizasyonun büyük ölçüde en öne çıkan ve "evet, şimdilik büyük bir planımız olmasa da örgütleneceğiz ve elimizdeki her şeyi vereceğiz" diyen kadınlar tarafından örgütlenmiş olması olduğunu düşünüyorum. Bu bence kadınların eğer gerçekten kendilerine ve kendi güçlerine inanırlarsa her şeyi yapabileceklerini, "Jin, jiyan, azadi"nin devrimin, hayatlarımızı savunmanın büyük bir parçası olması gerektiğini gösteriyor.

Bu durum şu anda özellikle kadınlara dönük bir sokağa çıkma çağrısı çünkü şimdi hapishanelerden serbest bırakılan DAİŞ'in ideolojisi dünyanın dört bir yanındaki kadınlara dönük bir saldırı. Yaşam hakkımız için, şiddet olmadan yaşama hakkımız için mücadele eden kadınlar olarak şimdi sokaklara çıkma ve Rojava'daki devrimi savunma zamanı, çünkü kadınların özgürlüğü, toplumun özgürlüğünün de bir belirleyicisidir. Yani gerçekten ayağa kalkmamız, cins kırımına, tecavüz saldırılarına, faşizme, cihatçı ideolojilere karşı örgütlenmemiz gerekiyor.

VANESSA: DEMOKRATİK ÖZYÖNETİM GERÇEK BİR UMUT KAYNAĞI

Öncelikle bize kendini tanıtabilir misin?
Benim adım Shannon, 29 yaşındayım ve Almanya'dan bir öğrenciyim. 

Halklar Kervanına katılmaya nasıl karar verdin?
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'nin cihatçı çeteler, sözde yeni Suriye rejimi ve Türk devleti tarafından ağır saldırılar altında olduğunu ilk gördüğümde kendimi çok uyuşmuş ve umutsuz hissettim. Çünkü benim için Rojava'daki demokratik özyönetim insanlık için gerçek bir umut kaynağı. Krizler çağında yaşıyoruz; faşizm yükseliyor, iklim felaketine doğru gidiyoruz ve çok sayıda insan, insanlığın farklı bir şekilde örgütlenebileceğine ve gittiğimiz yönde radikal bir değişiklik yapabileceğimize inanmıyor. Ama Rojava projesi, insanlık olarak birlikte yaşama biçimimizi, yönümüzü değiştirebileceğimizin canlı bir kanıtı. Onlar ekoloji, cinsiyet eşitliği, doğrudan demokrasi, çoğulculuk temelinde, birden fazla kültür ve inançla birlikte yaşıyorlar.

AVRUPA'NIN ORTADOĞU'DA BÜYÜK BİR SORUMLULUĞU VAR
O yüzden Rojava'ya dönük saldırıları gördüğümde çok umutsuz hissettim ve ne yapacağımı bilemiyordum. Halkların Kervanının insanlığı savunmak için yaptığı çağrıyı gördüğümde, Avrupa'nın merkezinde yaşayan insanlar olarak ne yapmamız gerektiğini anladım. Çünkü apaçık bir şekilde Avrupa'nın Ortadoğu'da olan bitenlerde büyük bir sorumluluğu var. Ve Avrupalı politikacılar ve devletler buna ilişkin bir şey yapmıyor. Bu, Avrupa'nın merkezinde yaşayan bizlerin, toplumun harekete geçmesi, duruma dikkat çekmesi ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'ni desteklemesi gerektiği anlamına geliyor.

HEP BİRLİKTE DAHA BÜYÜK BİR ŞEYİN PARÇASIYMIŞIZ GİBİ HİSSEDİYORUM

Yolculuk senin için nasıl geçti, neler yaşadın?
Benim için bu kervanla birlikte olmak gerçekten çok özel. Avrupa'da, pek çok farklı ülkelerden insanlarla Kürt halkıyla dayanışma ortak amacıyla yan yana gelmek de çok özeldi ama şimdi İstanbul'dayız. DEM Parti'den insanlarla ve başkaca pek çok insanla tanıştık. Hep birlikte daha büyük bir şeyin parçasıymışız gibi hissediyorum. Hepimiz bir toplumun, tüm farklılıklarıyla ve dünyayla birlikte uyum içinde yaşamanın bir yolunu bulma konusunda güçlü iradeye sahip parçalarıyız. Bu yolculuktan çok etkilendim ve aynı anda çok sayıda duyguyu hissediyorum. Rojava'da yaşananlar yüzünden üzgünüm ama ayrıca bütün bu ilham verici insanlarla tanıştığım ve enternasyonal bir biçimde bir araya geldiğim için de umutlu ve güçlü hissediyorum.

ENTERNASYONALİZMİN ANLAMI DA BU: SINIRLAR ÖTESİ BAĞLAR KURMAK

Peki, son olarak yapmak istediğin bir çağrı var mı?
Sanırım insanlara Rojava'nın, Kürt halkının bize gösterdiği hem acı, hem de mücadele ve umutla bağ kurmaya çalışma çağrısı yapmak isterim. Bütün jeopolitik olayların gerçekten çok boğucu olduğu bir zaman diliminde yaşıyoruz ve pek çoğumuz ne yapacağımızı bilemediğimiz için gözlerimizi kapama eğilimi gösteriyoruz. Ama herkesi gözlerini açmaya hepimiz için daha iyi bir yaşamı kurmaya, örgütlenmeye çalışan insanları aramaya davet ediyorum. Çünkü bize gerçek umut verecek ve bizi gerçekten iyi hissettirecek olan şey bu: Başka bir hayatın mümkün olduğunu ve çoktan başladığını görmek. Ve sanırım benim için enternasyonalizmin en büyük anlamı da bu: Sınırların ötesinde bağlar kurmak ve birbirimizin hem acısını hissetmek, hem de birbirimizden ilham almak.