Direnişin safına Rojava devrimini savunmaya
Tüm emekçi sol hareketimiz, bir kez daha Kobanê direnişi ruhuyla Rojava serhildanları saflarında kenetlenip halkların birleşik genel direnişini yükseltmelidir. İşgalci savaş ve soykırım ancak Kobanê ruhuyla ayağa kalkan halkların birleşik gücüyle durdurulabilir. Öyleyse direnişin safına, Kürdün omuz başına, Rojava devrimini savunmaya.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin ve özellikle Rojava'nın tasfiye edilmesi saldırısı adım adım örgütlendi. Şam'a DAİŞ artığı cihatçı çeteler koalisyonu olan HTŞ'nin atanıp iktidarın katiller sürüsünün başı Golani'ye teslim edilmesiyle, Rojava devriminin tasfiye sürecinin başladığını söyleyebiliriz. 10 Mart mutabakatı Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimini yeni Suriye devletine entegre ederek dönüştürme yoluyla tasfiyesini konseptleştiriyordu. ABD'nin patronajlığında mutabakat ve karşılıklı tanınma kapsamıyla biçimlendirilen entegrasyon süreci belli bir gerilim, lokal çatışmalar ve görüşmelerle ilerledi. 10 Mart mutabakatının uygulanmaya geçmesi için belirlenen bir yıllık hazırlık ve geçiş sürecinin sonuna gelirken QSD ile HTŞ arasında ocak ayı başında 10 Mart anlaşması görüşmesi yapıldı. Bu görüşme, entegrasyon formatının değiştiğinin açığa çıktığı bir moment oldu. HTŞ tarafından Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimine tek yanlı yeni bir entegrasyon olan tasfiye ve teslimiyet şartları dayatıldı. Askeri çözümle "entegrasyon"a geçildi. Bu kritik dönüm noktasını hazırlayan ve belirleyen ABD ve sömürgeci Türk burjuva devletidir.
Sömürgeci Türk devleti, başından beri Rojava devrimini ve toplam kazanımlarını yok etmek için askeri, siyasi, diplomatik seferberlik içinde çalıştı. Devrimi tasfiye etmenin fırsatlarını kolladı. HTŞ'yi besleyen, koruyan, silahlandıran ve güden devletlerden biri olmanın verdiği imkanla Rojava devrimini tasfiye etmek için bütün yolları ve imkanlarını kullandı. 10 Mart mutabakatını kendi azami sömürgeci ve yayılmacı çıkarları için şekillendirmeye çalıştı ve sonunda bu emeline ulaştı. Çünkü ABD emperyalizmiyle yeni zeminde çıkarları örtüştü.
HTŞ'nin başında olduğu yeni Suriye'nin ABD ve AB emperyalizminin yanında mali-ekonomik sömürge ülke olarak saf tutmasıyla birlikte, ABD'nin QSD'ye yaklaşımı değişti. Öteden beri Rojava/Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimini siyasi olarak tanımayan ABD, QSD'yle geçici askeri ittifakını bitirmenin imkanını HTŞ'nin emperyalist blokla işbirliği ve siyonist İsrail'e biat etmesiyle yakaladı. HTŞ, DAİŞ karşıtı koalisyona katılınca ABD, QSD'yi HTŞ'ye entegre etme siyaseti izledi. Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, başından beri bu yönde hareket etti ve yeni teslimiyet ve tasfiyeye dayalı askeri yolla entegrasyon siyasetinin kanlı yolunu döşedi.
6 Ocak'ta Paris'te ABD'nin onayı ve Türkiye'nin de dolaylı dahil olduğu İsrail ile HTŞ arasında varılan anlaşmayla Rojava devriminin tasfiyesini hedefleyen uluslararası saldırı konsepti devreye sokuldu. Paris anlaşmasıyla İsrail, Golan Tepelerini ilhak etme ve Suriye'nin güneyini nüfuz alanı olarak kabul ettirme karşılığında HTŞ iktidarını onayladı. Siyonizm karşısında diz çöküp Golan Tepelerini İsrail'e bırakan emperyalizm ve siyonizm kuklası HTŞ, bu rezil diz çöküşün üstünü örtmek ve iç çelişkileri savuşturmak amacıyla QSD'yi düşman hedef haline getirip işgal savaşını başlattı. 6 Ocak'ta cihatçı HTŞ önce Halep'teki iki özerk yönetim mahallesine 40 bin cihatçı katil ordusuyla boyun eğdirme saldırısına girişti. QSD'yi test eden ve iki mahallede işgal provası yapan cihatçı çete QSD'nin 10 Mart anlaşmasına uyarak Halep'ten çekilmesini fırsata çevirdi. HTŞ çeteleri, sömürgeci Türk burjuva devletinin de askeri gücünü arkasına alarak Kuzey ve Doğu Suriye'nin yönetimi altındaki toprakları işgale girişti. Dêrazor, Reqa, Tebqa, Tişrîn barajı bir yay gibi kuşatmaya alındı.
Bugün Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin, hem topraksal hem de siyasal ittifak bileşimi düzleminde önemli darbe aldığını kabul edebiliriz. Çünkü Özerk Yönetimin en büyük ittifak gücü olan Dêrazor ve Reqa'daki kimi Arap aşiretler saf değiştirerek cihatçı Şam hükümetine katıldı. Bu momentte Rojava devriminin başlangıcındaki akitlerine bağlıklarını ilan eden Hesekê bölgesindeki Arap ulusal ittifak güçlerinin hala Kürt halkıyla ittifakını koruması siyaseten çok anlamlıdır.
Rojava devrimini yok etmek için her yolu kullanmaktan geri durmayan sömürgeci Türk burjuva devleti, DAİŞ'in dönüştürülmüş güncel sürümü olan cihatçı HTŞ eliyle halkları birbirine boğazlatma girişiminde bulunmuştur. DAİŞ'in yaptığı gibi HTŞ de Arap aşiretlerini Kürt halkının soykırımına kışkırtmış ve katliamların suç ortağı yapmaya çalışmıştır. ABD ve Türk devletinin halklar arasında bir çatışmayı körükleme ve halkları birbirine boğazlatma girişimi QSD'nin, Kürt demokratik hareketinin çabasıyla boşa çıkarılmıştır.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk bölgesinin büyük bölümü ABD emperyalizmi ve sömürgeci Türk burjuva devletinin yönettiği, DAİŞ artığı HTŞ çetesi marifetiyle işgal edilip dağıtılmıştır. Sömürgeci Türk devleti tankıyla, İHA ve SİHA'sıyla, istihbarat gücüyle, diplomasiyle, bu işgalci savaşın asli bir bileşeni ve yöneten aktörlerden biri olmuştur. Bilindiği gibi Kuzey ve Doğu Suriye Özerk bölgesi belirli bir aşamada Rojava devriminin genişlemesi olarak gelişti. Rojava'dan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk yönetimine geçildi.
Bugün özerk yönetim bölgesi, Rojava devrimi ve Kürt ulusunun bulunduğu Hesekê ve Kobanê'ye daralmıştır. Dolayısıyla, bugünkü ittifak Kürt, Arap, Süryani, Ermeni halklarının Rojava devriminin başlayıp gelişmesinin belli bir aşamasında eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye dayalı, DAİŞ'in soykırımcı imha saldırlarına karşı özsavunma temelinde yaptıkları demokratik ve özerk yönetim ittifakıdır. Rojava devrimi ana üssüne çekilerek emperyalist ve sömürgeci güçlerin yok etme savaşına karşı tarihsel varoluş direnişin bayrağını göndere çekmiştir. Emperyalizmin ve sömürgeci Türk burjuva devletinin kanlı maşası cihatçı faşist HTŞ'nin Rojava'yı işgal etme saldırısını ağır bedeller ödeyerek püskürtmüştür. Kürt halkı ve YPG, tümüyle haklı, meşru varlık savaşıyla DAİŞ artığı HTŞ'nin arkasındaki sömürgeci Türk devletinin Rojava'yı işgal ve soykırımla ortadan kaldırma saldırısını durdurmuştur.
ABD emperyalizmi ve sömürgeci Türk burjuva devleti, bu tasfiyeci saldırının arkasındaki asıl güçlerdir. ABD-Trump yönetimi Rojava'yı tasfiye saldırısının baş mimarıdır. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin tasfiye edilmesi ABD emperyalizminin bölgeyi yeniden dizayn etme ve devrimci dinamiklerden arındırma stratejik planının bir parçasıdır. Bölge halklarının katledilmesini azmettiren Rojava'da soykırımın kapısını açan faşist Trump başkanlığındaki haydut ABD emperyalizmidir. Sömürgeci Türk burjuva devleti ve saray cuntası, emperyalizmin yeni ordusu HTŞ bu tasfiyeci saldırının uygulayıcısıdır. ABD, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, Katar, İsrail ve sömürgeci Türk burjuva devleti, faşist cihatçı HTŞ eliyle uygulanan bu emperyalist tasfiye saldırısının suç ortaklarıdır. AB emperyalistleri Ortadoğu'nun bu kanlı dizaynının destek kuvvetleridir.
Emperyalistler, cihatçı çeteler, sömürgeciler, işgalciler ve onların uşakları, Rojava devrimini tasfiye etmek, devrimin kazanımlarının kökünü kazımak için birleşip saldırıyor. Rojava bir kez daha ezenler ve ezilenleri, ilericileri ve gericileri, sömürgecileri ve antisömürgecileri, emperyalistleri ve antiemperyalistleri, kadın özgürlüğünü bayraklaştıranlarla kadın köleliğini dayatanları saflaştırıyor.
Şimdi emekçi sol hareketimiz ve halklarımız Kobanê direnişinde olduğu gibi Rojava direnişinin safında yerini endişesiz, tam ve güçlüce almalıdır. Gün, faşist HTŞ ve ağababalarına karşı Kürt ulusunun yanında yer alma günüdür.
Çünkü bugün, çağımızın ve ezilen insanlığımızın Ortadoğu'daki en ileri kazanımı olarak varlık hakkını emperyalizme, sömürgeciliğe, DAİŞ'e ve tüm gericiliğe karşı söküp almış olan Rojava devrimi soykırımcı bir işgal ve yok etme savaşının eşiğindedir. Tehdit, somut ve büyüktür. Halep'te Ziyad Heleb ve öncü fedailerin yükselttiği direniş bayrağı şimdilerde tüm Rojava halklarının elindedir. Direniş, tüm Kürdistan parçalarından bir serhildan yangınına dönüştü. Başûr, Bakur ve Rojhilat direniş mevzisi Rojava'yla birleşti. Rojava'nın dostları tüm dünyada DAİŞ artığı HTŞ ve haydut ABD, sömürgeci Türk devletine karşı sokakları tutuşturuyor.
Enternasyonalist direnişin ve dünya halklarının sahiplenmesiyle, Kürt halkı başta olmak üzere değişik halklardan binlerce insanın kanıyla kurulmuş olan Rojava devrimi, tüm dünya ezilenlerinin kazanımıdır. DAİŞ'e karşı tarihi Kobanê direnişiyle 21. yüzyılda ezilenlerin direnme, kazanma ve kendi kaderini eline alma pratiği ve bilincinin mevzisidir. Bugün emperyalizme ve dünya gericiliğine karşı direnmenin ve dövüşmenin cephesidir Rojava. Önümüze dikilen günün acil devrimci görevi sarih ve somuttur. Dört parça Kürdistan'da tam bir seferberlik halinde Rojava devriminin yardımına koşan Kürt ulusunun yanında saf tutup direnişi büyütmeli ve soykırımcı işgal savaşını durdurmalıyız. Tüm emekçi sol hareketimiz bir kez daha Kobanê direnişi ruhuyla Rojava serhildanları saflarında kenetlenip halkların birleşik genel direnişini yükseltmelidir. İşgalci savaş ve soykırım, ancak Kobanê ruhuyla ayağa kalkan halkların birleşik gücüyle durdurulabilir. Öyleyse direnişin safına, Kürdün omuz başına, Rojava devrimini savunmaya.
*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 16 Ocak tarihli 253. sayısında yayımlanan başyazısı.