GÜNCELLENDİ: Dargeçit JİTEM davası 'zamanaşımı' gerekçesiyle düşürüldü
Dargeçit JİTEM davası, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin kararı ile "zamanaşımına uğradığı" gerekçesiyle düşürüldü. Dosya, 30 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu 8 Mart 2026 tarihinden üç gün sonra 11 Mart'ta incelenmeye alındı. 30 yıllık hukuksuzluğun üstü bir kez daha "zamanaşımı" ile kapatıldı.
Mardin Dargeçit'te, 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında 3'ü çocuk 7 sivilin gözaltına alındıktan sonra katledilmesi ve uzman çavuş Bilal Batırır'ın öldürülmesine ilişkin açılan Dargeçit JİTEM Davası, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle düşürüldü.
Adıyaman 1. Ceza Mahkemesi, Dargeçit JİTEM davası kapsamında yargılanan, aralarında dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire ve Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz'ın da olduğu 18 sanık hakkında beraat verdi. Kayıp yakınlarının aileleri, 4 Temmuz 2022'de verilen kararı Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşıdı. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını "yerinde" görerek, istinaf talebini reddetti.
ZAMANAŞIMI SÜRESİNİ DOLDURULDUKTAN SONRA DOSYA İNCELENDİ
İnsan Hakları Derneği (İHD) adına dosyayı takip eden Avukat Erdal Kuzu, kararın bozulması talebiyle dosyayı Yargıtay'a taşıdı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, zamanaşımının dolduğu tarih olan 8 Mart'tan üç gün sonra 11 Mart'ta toplanarak, dosyayı inceledi. Yapılan inceleme sonucunda dosyada 30 yıllık "zamanaşımı" süresinin 8 Mart 2026 tarihinde dolduğu savunularak, dosyanın "zamanaşımı"ndan düşürülmesine karar verildi.
Yargıtay, dava devam ederken ölen 3 sanık ile birlikte 15 sanık hakkında, "30 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin bulunduğu, buna göre eylem tarihlerinin esas alınması suretiyle temyiz incelemesi tarihine kadar olağanüstü zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu tespit edildiğinden, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir" ifadelerini kullandı.
MA'nın haberine göre Yargıtay, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18 Nisan 2024'te sanıklar hakkında verdiği "beraat" karanını da bozdu.
30 YILLIK HUKUKSUZLUK
Mardin Dargeçit'te, 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında Davut Altınkaynak (12), Seyhan Doğan (14), Nedim Akyön (16), Mehmet Emin Aslan (19), Abdurrahman Olcay (20), Abdurrahman Coşkun (21), Hikmet Kaya (24) ve Süleyman Seyhan (57) JİTEM tarafından gözaltına alınarak kaybedildi. Bu kişilerin kaçırılmasına tanık olaran uzman çavuş Bilal Batırır da kaybedildi.
Buna ilişkin dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Karakol Komutanı Yardımcısı Haydar Topçam ve Uzman Çavuş Kerim Şahin ile Faruk Çatak, Mahmut Ayaz, Naif Çelik, Ramazan Savcı, Kemal Kaya, Mehmet Acar, Faik Acar, Hüseyin Altunışık, Mehmet Emin Çelik, Sadık Çelik, Fethullah Çelik, Osman Demir, Bahattin Ergel hakkında, "Taammüden öldürme" suçundan soruşturma başlatıldı.
30 Ekim 2014'te soruşturmanın davaya dönüşmesi üzerine Midyat'ta JİTEM'cilerin yargılanmasına başlandı. Daha sonra "güvenlik" gerekçesiyle Adıyaman'a taşınan davanın 13 Mart 2017 tarihinde görülen 7. duruşmasında, dosyanın Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildi. Ankara'daki mahkemenin kabul etmemesi üzerine dosya yeniden Adıyaman'a gönderildi.
JİTEM'İ İTİRAF ETTİ
Dargeçit JİTEM davasında ortaya çıkan delillere ve itiraflara rağmen, katillerin tutuksuz yargılanmasına devam edildi. Mardin İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Muhammet Demirel, şüpheli sıfatı ile 6 Haziran 2013'te verdiği ifadede JİTEM'in varlığını itiraf etmişti. Demirel şunları söylemişti. "O dönem Mardin İl Jandarma Komutanlığı içerisinde ayrı bir binada 'JİT' dedikleri jandarma istihbarat timinin olduğunu, bunların hiyerarşik olarak Mardin İl Jandarma Komutanlığı'na değil, Diyarbakır Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı'na bağlı olduklarını, bu timin toplam 5-6 rütbeli personelden oluştuğunu, ayrıca bunların kullandığı sivil elemanların da olduğunu, bu rütbelilerin kendilerine bağlı çalışmadığını ve genelde kod isim kullandıkları için isimlerini ve faaliyetlerini bilmediğini."
TUTUKLU SAVCIYA YILLARCA ULAŞILAMADI!
Mahkeme, dinlenmesi yönünde karar aldığı dönemin savcısı Adem Kul'a yıllarca "ulaşılamadı". Mart 2017'de "adresine ulaşılamadığı" iddia edilen Kul'un, 21 Temmuz 2016'da Samsun'daki Fethullah Gülen cemaatine yönelik operasyonlar kapsamında tutuklandığı ortaya çıktı. 18 Ocak 2018 tarihine kadar tutuklu olmasına rağmen "adresine ulaşılamadığı" yalanı sürdürüldü. "Etkin pişmanlık yasasından" yararlandıktan sonra tahliye edilen savcı Adem Kul, dosya kapsamında dinlenmedi.
KATLİAMIN RESMİ KOORDİNATLARI DA ORTAYA ÇIKTI
2 Kasım 1995'te dosyaya eklenen tutanak davanın seyrini de değiştirdi. Söz konusu tutanakta silah deposu olduğu bildirilen Dilan (Ulaş) köyü doğusundaki (50-51) koordinatlarından bahsedilirken, Mardin İl Jandarma Komutanlığı söz konusu koordinatların 2 Kasım 1995'teki tutanakta geçen "50-51 koordinatları" ile Nedim Akyön ve Davut Altınkaynak'a ait kemiklerin bulunduğu 2015 tarihli tutanaktaki Dilan köyündeki Pekurt mağaralarının koordinatlarının aynı olduğunu bildirdi.
KOORDİNATLAR, TANIK BEYANLARI VE KAYIPLARIN BULUNAN KEMİKLERİ DELİL SAYILMADI
Yerel mahkeme delillere, katledilen 7 kişinin kemiklerinin bulunmasına rağmen tanık beyanlarının "yalnızca duyuma dayandığını" savundu. Resmi makamlar tarafından mahkemeye gönderilen cevap yazılarının sanıklar aleyhine olduğu iddiasında bulunan mahkeme, resmi yazıların "tanık beyanlarını doğrular nitelikte olmadığını" iddia etti. Mardin İl Jandarma Komutanlığı tarafından 2015'te dosyaya gönderilen ve "cinayetlerin resmi koordinatları" olarak tanımlanan yazıya ise hiç değinilmedi. Söz konusu kararda, Mehmet Tire'nin yaralandığı güne ait tutanaklara dikkat çekilerek, katliamın yaşandığı Dilan köyünün doğusundaki (50-51) koordinatların Nedim Akyön ve Davut Altınkaynak'a ait kemiklerin bulunduğu Pekurt mağaralarının koordinatları ile aynı olduğu belirtildi.
'SOMUT DELİL YOK' İDDİASIYLA BERAAT KARARI VERİLDİ
Hayat Altınkaynak ile gözaltına alınarak annesinin gözü önünde işkence edilen Davut Altınkaynak hakkında "resmi kayıtlarda herhangi bir gözaltı işlemine rastlanmadığı" ve "Somut delil olmadığı" iddia edilerek, katiller hakkında beraat kararı verildi. Gaziantep Bölge Mahkemesi de "kararların yerinde" olduğunu savunarak, katiller hakkında verilen beraat kararını onayladı.