26 Eylül 2020 Cumartesi

Fransa'da işçi sınıfı 17 Eylül'de grevde: Nerede kalmıştık, On est là*

Fransa'da yarın, ulaşım sektöründe yer alan işçi ve emekçiler Macron hükümetine karşı greve çıkacak. Grevin en önemli talebi mezarda emeklilik yasasının geri çekilmesi. İşçi sınıfı mücadeleyi, direnişi ve dayanışmayı genel grev ile taçlandırabilirse ve elbette her kesimden ezilenler bu grevi direnişle güçlendirirse mezarda emeklilik yasasını geri çektirme mücadelesinin ikinci raundu da kazanılacaktır.

Dünyayı sarsan Covid-19 pandemisi toplumsal, siyasal, ekonomik tüm yaşam koşullarını değişime zorladı. Temel bir sorun olarak, emekçilerin sağlık hakkından yararlanması oldukça zorlaştı.

Fransa'da pandemi öncesi Macron hükümetinin dayattığı mezarda emeklilik yasa tasarısına karşı işçi ve emekçilerin direnişi, sağlık emekçilerinin grevleri ve bir yılı aşan Sarı Yelekliler hareketi ile hükümet arasında mücadelenin yükseldiği bir süreç yaşanıyordu.

Mezarda emeklilik yasasa başta olmak üzere hak gasplarına karşı, işçi sınıfının en örgütlü ve mücadeleci alanı olan, Fransız Ulusal Demir Yolları SNCF başta olmak üzere, Paris ve çevresinde toplu taşımayı düzenleyen RATP, Fransız hava yolu şirketi Air France, polisler, doktorlar, hemşireler, sağlık emekçileri ve acil servis çalışanları, öğrenciler, öğretmenler, memurlar, avukatlar, tarım işçileri, postane çalışanları, taksi ve nakliye şoförleri, elektrik üretim ve dağıtım şirketi – EDF, otomotiv üreticisi Renault ve rafineri çalışanlarının da aralarında olduğu milyonlarca işçi ve emekçi greve gitti.

İŞÇİLER SOKAKLARI TERK ETMEDİ
Sendikaların ve işçi sınıfının kararlı duruşu, halkın yüzde 70'i aşan desteğini almasına karşı neoliberal sağcı Macron hükümeti, antidemokratik 49.3 nolu anayasal maddeyi devreye sokmuştu. Buna rağmen emekçiler sokakları terk etmedi. Ancak, karantina önlemleri çerçevesinde toplu gösterilerin yasaklanması, ardından geçici sokağa çıkma yasağının uygulanmasıyla eylemlere ara verildi. Sadece sağlık sektöründe malzeme yetersizliğinin giderilmesi ve çalışma koşullarının düzeltilmesi, ücretlere zam  yapılması talebiyle, tüm toplumsal kesimlerin destek verdiği eylem yapılmıştı. 

Karantina sürecinin bitmesi ve alınan pandemi önlemlerinin gevşetilmesi, yoksulluk  ve  işsizliğin artması, hükümetlerin beklemeye aldığı emekçi düşmanı politikaları yeniden hayata geçirme hamleleri işçi ve emekçileri tekrar sokağa dökmeye başladı.

SARI YELEKLİLER YENİDEN SOKAKLARDA
Fransa'da Sarı Yelekliler pandemi sonrası ilk kitlesel eylemlerini 12 Eylül Cumartesi günü gerçekleştirdi. Olağanüstü polis ablukası altında yapılan eylemlere yönelik saldırıda yüzlerce kişi gözaltına alındı. Binlerce kişi, pandemi sürecinde milyarları tekellerin cebine akıtan hükümetin istifasını talep etti, sosyal adalet istedi ve polis şiddetini protesto etti. 

SAĞLIK EMEKÇİLERİ DE SARI YELEKLİ OLDU
Sağlık krizinin en ağır yaşandığı Fransa'da dünün kahramanları olan sağlık emekçileri de Sarı Yelekli oldu. Açılmasına izin verilmeyen, devlet yardımından muaf tutulan diskotek çalışanları da pankartları ile eylemde yerini aldı.

Kapitalizmin mevcut ekonomik krizi ve ardından yaşanan sağlık krizini yönetemeyen Macron, kabine değişikliği ile yeniden kan toplamaya çalışsa da önümüzdeki süreçte kan kaybetmeye devam edecek gibi gözüküyor.

İŞÇİ VE EMEKÇİLER MACRON HÜKÜMETİNE ZOR GÜNLER YAŞATACAK
Macron'un atadığı yeni başbakan Jean Castex'in kabinesinde yer verdiği İçişleri Bakanı Gerald Darmanin tecavüz davası ve Adalet Bakanı Eric Dupond-Moretti ise kadın düşmanı demeç ve davranışları ile kadın örgütlerinin hedefinde olmaya devam edecek. Artan işsizlik, yoksulluk, alım gücünde düşüş, sağlık krizine çözüm üretememe, mezarda emeklilik yasasını tekrar meclise getirme ve pandemi bahanesiyle milyarları tekellere aktarma politikaları Macron hükümetine zor günler yaşatacak. Zira işçi sınıfı ve ezilen kesimler yeni grev ve direnişlere hazırlık yapıyor. Önümüzde ki süreçte halkı, işçi ve emekçileri de zor günler beklemektedir. İşten atmaların ve esnek çalışmanın daha da yoğunlaşacağı bir döneme doğru gidiliyor. Hükümet ekonomik krizin faturasını işçi ve emekçilerin sırtına acımasızca yüklemeye devam edecektir.

17 EYLÜL'DE GREV VAR
Burjuvazinin temsilcisi Macron hükümetinin ezilenlere yönelik saldırı politikalarına karşı Sarı Yelekliler'in sokak hareketindeki ısrarı önemlidir. Önümüzdeki süreçte sağlık emekçilerinin birlik ve beraberlikleri, işçi, emekçi ve gençlik sendikalarının emeklilik yasası karşısındaki tutarlı duruşları, 17 Eylül'deki otobüs ve demiryolu işçilerinin (RATP-SNCF) genel grevine ve yürüyüşlere yansıyacaktır.

GREVİN TALEPLERİ
CGT, 17 Eylül'deki grev taleplerini asgari ücretin 1800 Euro olması, emeklilik ücretlerinin artılması olarak sıraladı. Bunların yanı sıra, kadın ve erkekler için ücret eşitliğinin sağlanması ile birlikte büyük şirketlerin de ücret eşitliğini pratiğe geçirmesi bağlamında yoğun takibe alınması, haftalık mesainin 32 saat, emeklilik yaşının 60 ve emeklilik maaşının en az asgari ücretin yüzde 70'i oranında olması. Eğitim, kültür, sağlık ve toplu taşımanın ücretsiz olması, kamu hizmetinin iyileştirilmesi, sosyal demokrasinin sağlanması, çevrenin korunması  ve toplu pazarlık koşullarının geliştirilmesi vb...

Geniş bir yelpazeyi kapsayan talepler etrafında tüm kesimlerin ortak mücadeleyi örme ve büyük direnişler, genel grevler örgütleme zemini var. 1995'teki genel grev ile mezarda emeklilik yasasını çöpe atan Fransa işçi sınıfı, bu kesintilere ve emeklilik yasasında kalan haklara karşı yeni grev dalgasını yükseltme potansiyeli taşımaya devam ediyor. İşçi sınıfı mücadeleyi, direnişi ve dayanışmayı genel grev ile taçlandırabilirse ve elbette her kesimden ezilenler bu grevi direnişle güçlendirirse mezarda emeklilik yasasını geri çektirme mücadelesinin ikinci raundu da kazanılacaktır.

* Buradayız