30 Eylül 2020 Çarşamba

Elbette bir gün dönecekler, çünkü anahtarlar yüreklerinde

Bu nedenle anahtarlar, Filistinlilerin sürgündeki evlerinin süs eşyası, boyunlarına taktıkları kolye, eylemlerinin bayraklarıdır. Anahtarlar, eve giden yolu gösterir. Bir gün dönülecek evi hatırlatır ve kuşaktan kuşağa aktarır.
Mahmut Derviş, Filistin halkının umutlarının, acılarının, özlemlerinin, gidişinin ve de dönüşünün  şairidir. "Oraya Aidim Ben" şiiri, "Bir gün dönme umudu"nun hiç son bulmadığı "ora"yı, "evi" anlatır.
 
"Ben oraya aidim. Birçok hatıralım var. Ben de doğdum herkes gibi
Bir annem var, çok pencereli bir evim,
Kardeşlerim, dostlarım ve hapishane hücrem var, soğuktan
İnsanı tir tir titreten pencereli…
Tüm sözcükleri öğrendim ve parçalara ayırdım onları,
Bir tek sözcük çıkarabilmek için aralarından: Ev."
 
Bir gün dönmek; asla son bulmayan bir umut, bir düş.
 
Bu nedenle anahtarlar, Filistinlilerin sürgündeki evlerinin süs eşyası, boyunlarına taktıkları kolye, eylemlerinin bayraklarıdır. Anahtarlar, eve giden yolu gösterir. Bir gün dönülecek evi hatırlatır ve kuşaktan kuşağa aktarır.
 
Hayatta kalmak için terk etmek zorunda kalmak, bu coğrafyanın kaderi. Ermeniler, Çerkesler, Kürtler ve Araplar hep göç etmek zorunda kaldı. Ermeni halkını Osmanlı'nın, Çerkes halkını Rusya'nın soykırımı yollara düşürdü. Benim tanık olduğum çeyrek asrı aşan dönemde göç etmek Kürtlerin hayatlarının olağan akışının bir parçası gibi. Geride bıraktıkları evlerinin, köylerinin üzerinden yükselen dumanlar ise hafızalarında kalan görüntülerin "en naif"i.
 
Araplar da özellikle Suriye savaşı ile birlikte kitleler halinde göç yollarına düştü. Sadece Türkiye'de 2 milyonu aşkın Suriyeli Arap'ın yaşadığı tahmin ediliyor. Avrupa'nın en büyük mülteci grubunu da Suriyeliler oluşturuyor.
 
Ve Filistinliler, vatanları İsrail işgali altında küçüldükçe, kopan tespih taneleri gibi dünyanın her yerine dağıldılar. Filistin coğrafyası Edip Cansever'in "Mendilimdeki Kan Sesleri" şiirindeki tasvir ettiği memleket gibi değil mi?
 
"Ve dağılmış Pazar yerlerine memleket."
 
Filistin halkının sürgününde, 14 Mayıs 1948 tarihi önemli bir tarih. Çünkü İsrail devleti, resmi olarak bu tarihte kuruldu. Bu bağımsızlık ilanının ardından 48 Arap-İsrail savaşı başladı ve savaş İsrail'in, Filistin yurdunu katliamlarla işgal etmesinin yanı sıra yüz binlerce Filistinlinin topraklarını terk etmesiyle sonuçlandı. 
 
14 Mayıs, Filistin halkının kolektif hafızasında Felaket Günü, başka bir ifadeyle "Nakba" olarak yer alırken, Filistin bir gün kavuşulacak sevgilinin hayali oldu. 
 
"Ve ant içerim ki,
Bir mendil işleyeceğim yarına kadar,
Gözlerine sunduğum şiirlerle süslü
Ve bir tümceyle, baldan ve öpücüklerden tatlı:
"Bir Filistin vardı,
bir Filistin gene var!"*
 
Bir Filistin hala var.
 
Mart ayından bu yana Filistin halkı, Gazze sınırında geri dönüş için eylemde. İsrail devleti, hala devam eden bu eylemler sırasında 50'nin üzerinde Filistinliyi katletti. Günlerdir Filistin topraklarında intifada görüntüleri yaşanıyor. Filistin halkı yine direniyor. Üstelik dün olduğu gibi; tanklara karşı taşlarla. 
 
O taşın gücü ve anlamını Mahmut Derviş; "Fani Kelimeler Arasından Geçenler" şiirinde çok güzel anlatır. 
 
"Siz o fani kelimeler arasından geçenler.
Alıp götürün adlarınızı, gidin buradan.
Sahip olduğunuz saatlerden kurtarın zamanımızı,
Çekin gidin buradan.
Çalın denizin maviliğinden
Hafızanın kumundan
Çalmak istediğiniz ne varsa
İstediğiniz resmi alın
Ve anlayın o hiçbir zaman anlamayacağınızı
Toprağımızdan tek bir taşın
Nasıl da kurduğunu 
Semamızın tavanını."
 
O taşlar geri dönüş umudunu büyütüyor.
 
Filistinliler elbette bir gün dönecek; evlerini terk etmek zorunda kalan tüm mazlumlar gibi.
 
Ve işte o gün Hanzala, yüzünü bize dönecek.
 
Bir gün herkes evine dönecek. Çünkü terk etmek zorunda bırakıldıkları evlerinin anahtarları ve anıları kalplerinde.
 
 
* Mahmud Derviş'in Filistinli Sevgili şiirinden.