5 Ağustos 2020 Çarşamba

Birleşik Metal-İş: Ne İstanbul Sözleşmesi'nden ne de hayatlarımızdan vazgeçeriz

İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin açıklama yapan Birleşik Metal-İş Sendikası Kadın Komisyonu, "Ne İstanbul Sözleşmesi'nden ne kazanımlarımızdan ne de hayatlarımızdan vazgeçeriz" diye belirtti.

DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Kadın Komisyonu, İstanbul Sözleşmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, "Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet ve taciz artarak devam ediyor. Şule Çet, Ceren Özdemir, Özgecan Arslan, Emine Bulut ve son olarak da Pınar Gültekin ve daha nice kadınlar tanıdıkları, bildikleri, en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldüler" diye hatırlatıldı.

AKP Hükümetinin, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzaya açılan ve Türkiye'nin ilk imzacısı olduğu Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nden yani İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasını gündeme getirdiği ifade edilen açıklamada, "Kadına yönelik şiddet bir insan hakkı ihlalidir ve kadınların en temel haklarının erişimi ve kullanılmasının önünde engeldir. Kadın erkek eşitliğini kabul etmeyen gerici zihniyet, şimdi biz kadınların en önemli kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi'ne savaş açtı. Hükümet yanlısı medyanın desteği ile yalan yanlış bilgilerle kamuoyunda bilgi kirliği yaratıp, sözleşme maddelerini çarpıtıyor" diye belirtildi.

İstanbul Sözleşmesi'nin, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çeken, bunun kadına yönelik bir ayrımcılık olduğunu vurgulayan ve kadına yönelik şiddetin temelinde bu eşitsizlik olduğunu belirten en geniş kapsamlı uluslararası bağlayıcılığı olan hukuki bir metin olduğu vurgulanan açıklamada, "Sözleşme yaşamın her alanında, ev içi dahil kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi yönünde yasa yapıcılara ve uygulayıcılara sorumluluklar yüklüyor. Ev içlerini biliyoruz, kadınların eşleri, babaları, kayın babaları, abileri tarafından en fazla şiddete uğradığı alanlardan biridir" denildi.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
"Sözleşme şiddetin olduğu yerde özel yaşam kavramının ortadan kalktığını, burada artık kamunun sorumluluğunun başladığını anlatıyor bize. Devletleri de kadına yönelik şiddet karşısında tutum almaya, yasalar çıkarmaya, takip mekanizmaları oluşturmaya davet ediyor.

"İstanbul Sözleşmesi 'Önleme, Koruma, Kovuşturma ve Destek' politikalarından oluşan temel bir yaklaşımı besliyor. Şiddeti ortaya çıkaran toplumsal cinsiyet eşitsizliğini besleyen geleneksel, kültürel tüm normlarla mücadele edilmesini öngörüyor. Şiddete uğrayan kadınların korunmasını, suçluların cezalandırılmasını, kadınların maddi- manevi desteklenmesini, tıbbi destek verilmesini zorunlu kılıyor.

"Kadınlar tarih boyunca yakıldılar, taşlandılar, namus cinayetlerine kurban gittiler. Hâlâ da erkek şiddeti son bulmuş değil. Kadınların tarihi aynı zamanda hayatta kalma mücadelelerinin tarihidir. Çok yol kat ettik, asla elde ettiklerimizden vazgeçmeyiz. Ne İstanbul Sözleşmesi'nden ne kazanımlarımızdan ne de hayatlarımızdan vazgeçeriz."