Atılım Gazetesi Başyazısı /Bu görkemli direnişi boğamazsınız
Atılım Gazetesi bu haftaki "Bu görkemli direnişi boğamazsınız" başlıklı başyazısında ESP merkezli sosyalist kurumlara yönelik siyasi kırım saldırısını analiz etti.
Mahkeme salonları ve bekleme odalarından yankılanan umut ve direnç yüklü sloganlar, zafer yüklü tok sesler yayılıyor varoşlara, fabrikalara, atölyelere, okullara, amfilere. Bu sesleri susturamazsınız. En büyük hakikattir direniş. Kendisini sosyalist, devrimci, ilerici sayan kişiler, kurumlar, işçi sınıf ve emekçiler, ezilenler, bütün uluslardan ve inanç topluluklarından halklarımız ve birçok ülkelerin önde gelen direnen güçleri kuşkusuz bu mesajı alacaktır, almaktadır da! Rejim aparatlarının yalanları, manipülasyonları, algı ve psikolojik savaş yöntemleri sökmedi; ne 3 Şubat saldırısı sıradandır ve ne de boğamadığınız görkemli direniş! Adliye saraylarını sarsan direnişin halklaşarak saltanatınızı, düzeninizi sorgulaması kaçınılmazdır. Direniş hakikattir, hakikati taşıyanlar tutsak düşebilir ama teslim alınamazlar, asla biat etmezler. Hakikat taşıyıcılarını "iç cepheyi güçlendirme" faşist sömürgeci stratejisinin hizasına sokmaya da hiç kimsenin gücü yetmez!
3 Şubat ev ve büro baskınları, talan, gözaltı ve tutuklama terörü rejimin korkusunu gizleyemiyor. Saldırıya uğrayan her kurum güç yetiremeyeceğiniz toplumsal kesimlerin özlem ve taleplerinin sözcüsü ve militanıdır. Ayağını bastığı siyasi zeminin kaymakta oluşunu fark eden AKP-MHP faşist rejimi halk nezdinde inandırıcılığını, halkın rızasını alma güç ve yeteneğini kaybediyor, bölgesel uluslararası gelişmelerle de birleşince kendisini güvende hissetmiyor, beka sendromu yaşıyor. "İç cepheyi güçlendirme" stratejisinin temelinde işte bu korku var ve bu korku, "İç cepheyi güçlendirme" amacıyla buluşmayan güçlere karşı "sürece karşı çıktılar" terörüne dönüşüyor. 3 Şubat saldırısı işte bu stratejinin somut bir uygulaması; "olay siyasi", siyasi sınıf mücadelesinin ta kendisi bu! Rejim geliştirdiği "iç cepheyi güçlendirme" stratejisinin temel bir boyutu olan kimlik kazanamayan "sürece" karşı çıkanları faşist terörle ile hizaya sokmak istiyor. Olan esasen budur!
Süreç bağlamında ilk adım geçen yıl, devrimci sosyalistlere 21 Ocak saldırısıyla atılmıştı. Demek ki, o yeterli olmadı, korkuları dinmedi ki, 3 Şubat saldırısı düzenlendi. Bu son saldırı şunu netleştirdi; verili durum içerisinde devrimci sosyalistler, şeflik rejiminin siyasi karargahlarında yapılan değerlendirmelere göre, devletin "iç cepheyi güçlendirme" stratejisini etkileme kapasitesine sahip siyasi bir güç, gelişmeleri etkileyen anlamlı bir siyasi kuvvet kabul ediliyor. Bu niceliğe dair verilerden öte apaçık nitelikle ilgili bir durumdur. Devrimci sosyalist siyasi varlığı olduğu kadar ama ondan da çok devrimci sosyalist çizgiyi, onun halklarımıza sunduğu seçeneği tasfiye etmeyi amaçlıyor; hedefte birleşik devrim stratejisi var.
Gezi-Haziran onur ve özgürlük başkaldırısı, Kobanê serhildanı, 19 Mart gençlik başkaldırısı akıllarından çıkmıyor; devrimci öncüsüyle buluşmuş bir kitle başkaldırısından korkuyorlar. Tam da böyle olduğu içindir ki, 3 Şubat saldırısı aynı zamanda antifaşist hareketin yükseliş potansiyelinin realize olması olasılığı bulunan Mart-Mayıs (8 Mart, 19 Mart, Newroz, 1 Mayıs gibi özgün mücadele) sürecinde devrimci hareketi darbeleyerek, örgütsüzleştirerek, iradesizleştirmek, zayıf düşürmek amacını da taşıyor. Yanı sıra kuşkusuz Ankara'da yapılacak 7-8 Temmuz NATO zirvesine emperyalist efendileri için güvenlikli bir Türkiye sunmak da bu tipten hesaplama ve planlamalara dahildir. Devrimci hareketin İstanbul'u 2004 NATO zirvesine dar ettiğini unutmuş olamazlar. Devrimci hareketin yürüttüğü güçlü antiemperyalist kampanya nedeniyle zirvenin neredeyse iptal edileceğini zamanın İstanbul valisi açıklamıştı. 2004 NATO zirvesinin iptali direkten dönmüştür. Korkuları, devrimci yıldızlarımız Denizler 6 Filoyu İstanbul'dan defettiğinden beri kaimdir.
3 Şubat saldırısı tarihsel eşiktir. Saldırının tarif edilen politik niteliği bir an olsun gözden kaçırılmamalıdır. Devrimci sosyalist çizgi ile sınıf düşmanı arasındaki ilişkinin nitelik seviyesiyle damgalıdır. An'da bütün bir tarihi kızıl bir şerit gibi izleyen ve özetleyen, bugünü yaratan sosyalist devrimci çizgi ve birikim söz konusudur. Bu Marksist Leninist çizginin onlarca defa yüzleştiği kapsamlı ya da sıradan faşist devlet teröründen herhangi birisi değil. "Zaten faşist gözaltı ve tutuklama terörü hiç gündemden düşmüyor ki", "Bu bilinen bir durum", "Biz bu saldırılara alışkınız", "ESP'ye periyodik saldırılardan biri bu" vb. formüllerde ifade bulan düşünceler ile 3 Şubat saldırısını ele almak, açıklamaya çalışmak kesin gerçeğin aslına uygun değildir, hatalıdır.
Siyasal sınıf mücadelesinin sağlamasından devrimci sosyalist çizgi başı dik çıktı. Son saldırı devrimci duruşun, devrimci sosyalist çizginin doğrulanmasıdır. Nereden bakarsanız bakın "iç cepheyi güçlendirme" halkası, faşist şeflik rejiminin kendisini tahkim etme, ömrünü uzatma stratejisinin tam merkezinde duruyor. Ve devrimci sosyalistler bu açıdan devletin teslimiyet dayatmasını teşhir eden bir oyunbozan olarak görülüyor.
Durum devrimcidir. Tutuklanan devrimci sosyalistlerin direnişi, sloganları konuşmaları her yere kavga bilinci, direnç ve umut taşıyor. Durum devrimcidir; şaşkınlık, kaos, belirsizlik yok, duraksama yok, mağduriyet, sızlanma yok, bekle gör söz konusu bile değil! Saldırının çap, kapsam ve niteliğine karşın sahadaki güçler bu kritik anın devrimci görevini layıkıyla omuzlamayı, tutsak devrimcilerin direnişine yanıt olmayı hakkıyla başarmışlardır. Durum devrimcidir, bütün cephelerin saldırıyı tereddütsüz ayakta karşılaması ve keza siyasal direnişle yanıtlama duruşu çok değerli bir düzeyin kazanılması demektir.
Durum devrimcidir; emekçi sol hareket ağırlıklı bölümüyle saldırıyı doğru okudu ve durumun gerektirdiği sahiplenici-direnişçi tutumu ikircimsiz "Umut Biziz, Buradayız, Dimdik Ayaktayız" duruşuyla ortaya koydu. Hemen herkes Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Sosyalist Kadın Meclisleri ve diğer devrimci sosyalist kurumlara saldırının temel nedeninin devletin "iç cepheyi güçlendirme" stratejisi olduğunun ayırdındaydı. Keza faşist terörün aynı zamanda bütün emekçi sol hareketi hedeflediği herkes için açıktı. Sınıf düşmanı, ESP, SKM ve diğer devrimci sosyalist kurumlara saldırdı, ama açık tutum alan genişleyen bir antifaşist direniş ve dayanışma cephesini de karşında buldu. Bu zeminde AKP-MHP faşizmine karşı mücadeleyi büyütmek bütün antifaşist güçlerin sorumluluğudur.
Yeni bir paylaşım savaşı hazırlıklarının açıkça yürütülmekte olduğu koşullar altında "burjuva demokrasisinin kaleleri"nde bile burjuva yasallığın güvenilmezliği daha I. Emperyalist Paylaşım Savaşı patlak verdiğinde açığa çıkmıştı. ESP, SKM ve sosyalist kurumlara yönelik örgütsel varlığı ve devrimci siyasal çizgiyi tasfiye etmeyi hedefleyen 3 Şubat saldırısı emekçi sol hareketin yasallıkla kendisini sınırlandıran bölüklerine bir gecede tasfiye edilebilirsiniz mesajı vermekte, güncel olarak "iç cepheyi güçlendirme" siyasetiyle buluşmayanın başına nelerin gelebileceğini hatırlatmaktadır. Bu aynı zamanda Marksist Leninist komünistlerin yasallıkla sınırlandırılmış devrimcilik anlayışına karşı yürüttüğü ideolojik mücadelenin siyasi önemini ve yerindeliğini vurgulamaktadır.
Devrimci hareket döneme damgasını vuran kimliksiz, kişiliksiz süreci izleyerek ya da destekleyerek değil faşist saray rejiminin tasfiye ve teslimiyet dayatmasını etkisizleştirip yenilgiye uğratarak birleşik devrim çizgisinde ilerleyebilir. Bu bağlamda hiç kuşkusuz güncel politik mücadelenin yakıcı görevleri içerisinde yer alan Kürt ulusal demokratik talepleri saflaştırıcı, ayrıştırıcı önemini korumaktadır. Sosyal şovenizmle sistematik mücadele de bu çizginin ayrılmaz bir yol arkadaşı olmaya devam etmektedir.
Tarihte hep böyle olmuştur, devrimci ilerleyiş karşı devrimi daha kapsamlı bir şekilde harekete geçmeye zorlar, koşullandırır. Devrimci diyalektiğin gereği odur ki, devrim de karşı devrimin kapsamlılaşan saldırılarını üstesinden gelerek gelişip ilerler. Bu devrimci öncünün gelişiminin de yasallığıdır. Sınıf düşmanı ağır bir darbe indirdiğinden emin. Dostları, siper yoldaşları da bunun farkında. Durum devrimcidir çünkü devrimci sosyalistler yeni nitelik düzeyi ile gerçekleşen faşist saldırının üstesinden gelecek kapasiteye sahip oldukları gibi, işçi sınıfı ve emekçilerin, ezilenlerin, halklarımızın bereketli devrimci toprağı da bunun olanaklarını taşımaktadır. Şimdi deneyimlerin damıttığı ustalıkla, tutsak yoldaşlara karşı sorumlulukları ihmale izin vermeksizin yerine getirme önceliği ile 3 Şubat saldırısının üstesinden gelme çizgisinde bir bütün olarak an'ın devrimci görevlerini omuzlama zamanı.