4 Ağustos 2020 Salı

Bir kıvılcım Saray rejimini tutuşturabilir

Çalışmaları kitlelere doğru yaymak, kitle çalışmasında envai biçim kullanarak derinleşmek, biriken kitle öfkesini açığa çıkartacak ve harekete geçirecek pratikler geliştirmek hattından öncü bir konumlanma içinde olmak, kitlelerde moral yükseltme ve kazanma duygusu yaratacak örnekler açığa çıkartmak, dönemin en önemli güncel görevdir.

Faşist rejim, 20 Temmuz 2015 Suruç katliamından bu yana daha net ve belirgin biçimde olmak üzere, sınır içinde ve sınır dışında çöktürme planı denilen savaş, katliam, baskı ve zor siyaseti yoluyla yönetmeye çalışıyor. Saray'ın faşist içişleri sözcüsü Soylu, bu durumu "bu konsept en az 5 yıl sürecek" diyerek bir zaman da vermişti. Her baharda ağzını açtığı zaman, gerillaya dönük "bu sene inlerine gireceğiz ve bu işi bitireceğiz" diyerek rakam vermeye devam etti. 5 yıldır aynı nakaratı tekrarlayıp durdu. Sonuç ortada.

Kentlerde ve dağlarda gerillanın can feda mücadelesi rejimin tüm teknik imkânlarına, üstünlüklerine, önemli düzeyde kayıplara rağmen sürüyor. Birleşik devrim hareketi dağlardaki mücadeleyi kentlere de taşıdı. Komünist kent gerillaları, bütün zorluklara rağmen kentlerde önemli bir mücadele yürütüyorlar. Dağlarda yeni alanlara açılıyorlar.
 
Fiili meşru mücadele cephesinde de durum farklı değil. Gözaltı, tutuklama, katliam, işkence, kaçırma-kaybetme, kayyum atama, kadın hareketine, LGBTİ+'lara dönük saldırganlığın tırmandırılması ve gündeme getirilen cinsiyetçi yasalar, baskı ve zorbalık siyasetine karşı Kürt halkımızın mücadelesi başta olmak üzere, işçi sınıfı ve emekçiler, kadınlar, gençlik, ekoloji hareketi gibi toplumsal mücadele kuvvetleri beş yılda önemli bir direniş ve mücadele geliştirdi. Tüm bu faşist politikalara rağmen Saray rejimi mücadeleci kuvvetleri teslim alamadı, baş eğdiremedi. Teslim almak bir yana rejimin biriken sorunlarını daha da ağırlaştırdı. Toplumun değişik kesimlerinde ciddi öfke ve patlama öğeleri birikti. Bu tablo kapitalizmin varoluşsal krizinin değişik tipte sonuçlarıyla da birleşerek rejimin içindeki iktidar mücadelesini de derinleştiriyor.

Geride kalan bu beş yıl, siyasal mücadele bakımından bir kez daha gösterdi ki, masa başında yapılan hiçbir planın gerçek hayatta karşılığı yok. Saray dehlizlerinde, MGK toplantılarında alınan kararların hükmü de bir yere kadar. İşçi sınıfı ve ezilenlerin, Kürt halkımızın ulusal özgürlük mücadelesinin, kadın ve gençlik hareketlerinin de bütün bu politikalar ve planlar karşısında iradesi ve gücü var. Kürdistan'a dört bir koldan saldırıyor, Rojava'ya ve Güney Kürdistan'a işgal hareketleri düzenliyor, gerillanın fedai savaşçılığıyla karşılaşıyor, ilerleyemiyor, istediği sonucu alamıyor. Kentlerde bu politikalarına gerillanın ve milislerin eylemleriyle karşılık alıyor.

Devrimci-yurtsever harekete, emekçi sola, ses çıkartan tüm ilerici anti-faşist aydın bireylere, değişik kesimlerden toplumsal mücadele güçlerine, yer yer CHP içindeki anti-faşist karakterdeki bireylere, gazetecilere dönük gözaltı, tutuklama, tehdit ve şantaj uyguluyor ama susturamıyor, biat ettiremiyor. Her yerden ve her kesimden o ya da bu düzeyde, şu ya da bu biçimler altında itirazlar yükseliyor. Bu, yeri geliyor pandemi döneminde işçi sınıfının ölüme gönderilmesine karşı geliştirilen mücadelede, yeri geliyor gençliğin polis-bekçi terörüne karşı geliştirdiği militan pratiklerde, yeri geliyor kanal İstanbul mücadelesinde sokak gücü olarak ortaya koyuyor. 

Gençliğe geleceksizlik ve dindar nesil dışında bir şey vermeyen diktatör, gençliğin oylarını kazanmak için yaptığı youtube programında dislike oluyor, gençlikten programa "oy moy yok" yorumları yağıyor, ters tepip diktatörü vuruyor. Program, diktatörle büyüyen bir neslin, onun şahsında faşist saray rejimine tepki ve öfkesine dönüşüyor. Yotube'de program yapan faşist şef, işine yaramadığını görünce Youtube, Twitter, Netflix gibi sosyal medya kanallarını kapatma tehdidini savuruyor. Diktatörün kalemşoru Abdulkadir Selvi ise "Gençler, şimdiden uyarayım dislike atan dislike'lanır" diyerek itiraz edenleri tehdit etmeyi sürdürüyor.

HDP'nin yürüyüşünü, tüm baskı, zorbalık ve yasaklara rağmen engelleyemiyor. Tersine yürüyüşün her kolu, her uğrak yeri halkla buluşma, umut ve inanç tazeleme noktasına dönüşüyor. Faşist baskı perdesi aralanıyor.

Kıdem tazminatının gasp edilmesine karşı işçi sınıfı saflarında mücadele eğilimi giderek gelişiyor. Olası tepkileri ön gören faşist şef 'sendikalar ve işverenler arasında anlaşsın' diyerek saray rejimi için mümkün olduğunca az zararla yasayı geçirmek istiyor. İşçi sendikaları yaygın uyarı eylemleri örgütlüyor.

Baroların "çoklu baro" yasasına karşı 80 ilden Ankara'ya yürüyüşünü, baskı ve zorla engellemeye çalışıyor ama gün geçtikçe kitlesel eylemlerin ve mitinglerin açığa çıkmasına, yasaya karşı mücadelenin saray rejimine karşı bir mücadele mevziisine dönüşmesini engelleyemiyor. Avukatların duruşu ve mücadelesi kitle hareketine güç ve moral aşılıyor.

Yeniden hız verdiği siyasi operasyonlarda, işkenceci Esat Oktay'ın köpekle işkence mirasına sahip çıkarak, Kürt kadınlarına işkence yapıyor, sonra da bu fotoları yayarak mücadeleci kesimlere mesaj veriyor. Fakat nafile, kadınların mücadelesi durmuyor.

Gençliğin yaklaşık iki aydır değişik mücadele gündemleri etrafında sokakta geliştirdiği birleşik mücadele pratikleri, Suruç için adalet kampanyası çalışmaları ekseninde yapılan kitlesel çalışmalarla daha da büyüyor.
Bütün bu örneklerden görüleceği üzere, pandemi döneminin 'eve kapanan' ruh hali ve pratiği toplumsal mücadele güçleri bakımından iyice dağılıyor, mücadele eğilimi daha fazla gelişiyor.

Saray rejimine karşı değişik kesimlerden toplumsal öfke birikiyor ve kendisini değişik gündemler etrafında dışa vuruyor. "Artık devrimciler konuşacak" çıkışının, Kadıköy'de polis-bekçi terörüne karşı geliştirilen militan duruşun, HDP'nin ve baroların yürüyüşlerinin anti-faşist ilerici kitlelerde nasıl sonuçları olduğunu yakın zamanlarda görmüş olduk.

Tüm bu verilerden çıkan sonuç şudur ki biriken bu gerilim ve öfke tablosu içinde şu ya da bu mesele faşist saray rejimini tutuşturacak rol oynayabilir. Dolayısıyla, Saray rejimine karşı gelişen her devrimci demokratik hareketle ilişkilenme, içinde konumlanma, güç verip ileri taşıma, bu hareketleri birleştirme ve faşist Saray rejiminin çöktürme planını yenilgiye uğratma görevi günceldir.

Devrimci sosyalistler ve sosyalist gençlik gerek mevcut gündemlerle, gerekse de başlayan ve süregiden adalet kampanyası ile bu görüş açısına göre ilişkilenmelidir. Çalışmaları kitlelere doğru yaymak, kitle çalışmasında envai biçim kullanarak derinleşmek, biriken kitle öfkesini açığa çıkartacak ve harekete geçirecek pratikler geliştirmek hattından öncü bir konumlanma içinde olmak, kitlelerde moral yükseltme ve kazanma duygusu yaratacak örnekler açığa çıkartmak dönemin en önemli görevlerindendir.

* Atılım Gazetesi, 3 Temmuz 2020 tarihli 434. sayı