26 Eylül 2020 Cumartesi

Aydın Akyüz yazdı | 10 Eylül: Tarihi güçlü bir giriştir

Yüzyıl önce 1920 10 Eylül'ünde kurulan TKP, birçok açıdan yeni tarihsel dönemi işaretler. Tarihe güçlü bir giriş büyük bir iddia ve meydan okumadır.

Yüzyıl önce 1920 10 Eylül'ünde kurulan TKP, birçok açıdan yeni tarihsel dönemi işaretler. Tarihe güçlü bir giriş büyük bir iddia ve meydan okumadır.

Emperyalizm ve proleter devrimler çağının şafağı yaşanmaktadır. Ekim devrimiyle başlayan dünya devrim dalgası hâlâ sürmektedir. Emperyalist yağma savaşından yenik çıkan Osmanlı devleti İstanbul'a sıkışmış can çekişmektedir. Ankara'da yeni bir devletin temelleri atılmakta, Türk ulusal mücadelesi sürmektedir. 
II. Enternasyonal sosyal-şovenizm bataklığında çökmüş, III. Enternasyonal kurulmuştur. Osmanlı'da sosyalist hareket ilk iki aşamasını geride bırakarak yeni aşamaya girmenin sancılarını yaşamaktadır.

ERMENİ VE RUM DAMARIN KOPARTILMASI
Osmanlı'da 1880'lerin ikinci yarısında Hınçak Sütyun'un kurulması ve Rum aydın çevrelerinin çıkardığı sosyalist yayınları, sosyalist hareketin başlangıcı sayabiliriz. Sonraki yıllarda Balkanlar ve İstanbul'da Bulgar, Yahudi, Romen ve Sırp örgüt ve çevrelerinin ortaya çıktığını görürüz. 1908'e kadar Türkler ve Müslüman halklardan sosyalizme yönelimin belirgin bir işareti görülmez.

1908 Jöntürk devrimiyle açılan yeni dönemde, 1913'e kadar gerileyerek de olsa süren legal faaliyet yürütme imkânıyla birlikte sosyalist harekette atılım yaşanır. Selanik ve İstanbul başta gelmek üzere aydın ve işçiler arasında sosyalist etki büyür. Yeni örgüt ve çevreler oluşur. Sosyalist etki, Türkler ve Müslüman inancından halkların işçileri ve aydınları içinde de yayılmaya başlar.

İttihat ve Terakki'nin inşa etmeye başladığı yeni baskı rejimi; karşıdevrimci darbesi, soykırım politikaları, 1913-1915 arasında legal sosyalist parti, örgüt ve yayınların yasaklanması, önder ve yöneticilerinin tutuklanması, sürgüne gönderilmesi, Hınçak Sütyun'a yönelik yaygın tutuklama ve 20 önder ve yöneticisinin idamıyla bu dönem kapanır. Emekçi sol harekette kırılma yaşanır. 

EKİM DEVRİMİ VE YENİ DÖNEM
Anadolu ve Mezopotamya'da Müslüman halklardan aydınlar ve işçiler içinde sosyalizme ilgi gecikmeli bir tarzda gelişir. 1908 devriminden sonra özellikle İstanbul'da sosyalizm iddialı çevre ve bireylerin artışı görülür. Ancak reformizmin etkisi güçlüdür. Yeterince yaygınlaşıp devrimci bir damar kök salmadan darbelenir.

Ancak Ekim devriminin dünyada estirdiği devrim ve sosyalizm rüzgârı Anadolu ve Mezopotamya'yı da etkisi altına almış, birçok kentte kendiliğinden biçimde sosyalist çevreler oluşmuştur. Örgütsel dağınıklık ve ideolojik-politik kafa karışıklığı hâkim unsurdur. TKP'nin kurulması, öncelikle bu dağınıklık ve kafa karışıklığına son vermenin iddia ve kararlılığının adıdır.

TKP'nin kuruluşu aynı zamanda 19. yüzyılın sonlarından bu yana sürmekte olan halkçı-devrimci ve halkçı-reformcu sosyalist geleneğin aşılmasının yeni bir eşiğidir.

Balkan uluslarının bağımsızlığını ilan etmesi, buradaki sosyalist birikimin İstanbul ve Anadolu ile etkileşimini sınırlar. Soykırım, tehcir ve baskı politikaları Ermeni ve Rum sosyalist damarını keser. İstanbul ve İzmir'de küçük Rum sosyalist çevreleri, sessizliğe gömülmüştür, sınırlı sayıda Ermeni sosyalist aydını saymazsak, Müslüman olmayan halklardan sosyalistlerin varlığından söz edemeyiz. Üçüncü aşamanın belirgin özelliği Türk ve Müslüman halkların sosyalizme yaygın ilgisidir. TKP'yi oluşturan komünist hareket 1918-1920 yıllarında üç kanaldan gelişir.

İlki, SB'de hazırlık faaliyeti yürüten, İstanbul, Anadolu ve Mezopotamya'yla bağlantısını koparmayarak düzenli propagandacı, örgütçü ve propaganda materyali yollayan M. Suphi önderliğindeki komünist harekettir. İkincisi, İstanbul'da Ethem Nejat önderliğindeki Kurtuluş Aydınlık örgütüdür.

ETHEM NEJAT VE AYDINLIK GRUBU
Çerkez halkından olan Ethem Nejat, 1918'e kadar İttihat ve Terakkici Türk ulusalcısı iken eğitimi için gittiği Almanya'da Spartakist hareketle ilişkiye geçerek sosyalizme yönelir. Paris'te sosyalizmden etkilenmiş Şefik Hüsnü ile birlikte Berlin'de Mayıs 1919'da Kurtuluş dergisini çıkarırlar; aynı ay içinde İstanbul'a dönerek dergiyi çıkartmaya devam ederler. Eylül 1919'da Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası'nı (TİÇSF) kurarlar. Kurtuluş kapatılınca Aydınlık'ta yayınlarını sürdürürler. İstanbul'da, içinde Rum aydın ve işçilerinin de bulunduğu gruplarla birleşme çabaları başarıya ulaşmaz. TKP'nin Kuruluş Kongresi'ne TİÇSF adına Ethem Nejat katılır.

SB'DEN ANADOLU-MEZOPOTAMYAYA KOMÜNİST BİR ÖNDER M. SUPHİ
Çerkes halkından olan M. Suphi, burjuva karşıdevrime yönelen İttihat ve Terakki'den ayrılarak Milli Meşrutiyet Fırkası kurucuları arasında yer alır. Eğitim gördüğü Paris sürecinin etkisiyle "daha çok burjuva sosyalizmiyle beslenen Türk ulusalcı görüşlere sahiptir". Politik faaliyetlerinden dolayı Temmuz 1913'de Sinop'a sürgün edilir. Arkadaşlarıyla birlikte Mayıs 1914'te firar edip Kırım'a oradan da Bakü'ye geçer. Firardan sonra politik faaliyetini çıkardığı gazeteler aracılığıyla kesintisiz sürdürür. Emperyalist savaşın başlamasıyla Çarlık tarafından "yabancı ve düşman kişiler" kategorisindeki insanlarla birlikte önce Kaluga'ya oradan da Ural'a sürgün edilir.

Sürgünden sonra devrimci örgütlerle ve Bolşeviklerle tanışarak Marksist devrimciliğe yönelir. 1915'te Bolşeviklere katılır. Esir Osmanlı askerleri arasında çalışma yürütür.

Ekim devriminden sonra Moskova'ya geçer; İdil-Ural bölgesinde Türk Tatar-Başkır komünistleriyle birlikte haftalık Yeni Dünya gazetesini çıkarmaya başlar. Daha çok Türk ve Müslümanlar arasında çalışır, Temmuz 1918'de Moskova'da Türk Sosyalistleri Birinci Kongresi toplanmasına, Moskova ve çevre kentlerinde Türk ve Müslümanların komünist örgütlenmesine önderlik edenler arasındadır. Kasım'da toplanan Müslüman Komünistler Birinci Kongresi'nde yer alır. Milletler Halk Komiserliği'ne bağlı olarak kurulan Doğu Halkları Merkezi Bürosu'nun Türk seksiyonu başkanı olur. 1918 Aralığında Uluslararası Devrimciler toplantısına, 1919 Mart'ında da III. Enternasyonal'in ilk kongresine katılır. Sonuncusuna TKP kurucu önderlerinden İsmail Hakkı da yer alır.

1919'da tekrar Kırım'a geçen M. Suphi, Müslüman Komünistler Ülke Bürosu açar. Kırım Haberleri adında gazete çıkarmaya başlar; Sovyet Anayasası'nı ve devrim programlarını çevirip broşür olarak yayınlar. Kırım'dan kaçakçı kayıkçılar aracılığıyla, İstanbul ve Anadolu'ya gazete, broşür, propagandacı, örgütçü ve devrim öncesi esir düşmüş eski askerleri göndermeye başlar. Nisan sonunda geçtiği Odessa'da aynı faaliyetleri sürdürür. Müslüman Komünistler Merkezi Heyeti'nden iki yöneticiyi propaganda ve örgütleme faaliyeti için İstanbul'a yollar. Komünist Manifesto'yu Türkçeye çevirir.

Suphi, Türkistan'a geçerek faaliyet alanı Çin'den Anadolu ve Mezopotamya'ya kadar olan Beynelminel Şark Tebligat Şurası'nı kurar. Şura, 34 örgütçüyü Anadolu ve Mezopotamya'ya gönderir.

Mayıs 1920'de Bakü'ye geçer. Burada daha önce İttihatçılar tarafından kurulan Türkiye Komünist Fırkası'nı (TKF) dağıtarak, ittihatçılardan tarafından arındırılmış olarak yeniden kurar. Artık M. Suphi'nin dikkatinin ve çalışmalarının merkezi Anadolu ve Mezopotamya devrimidir. Bakü'den başka İstanbul, Zonguldak, Trabzon, Rize, Nahçivan, Kuzey Kafkasya ve Kuzey Anadolu'ya propagandacı ve örgütçüler yollayarak yerel örgütler kurdurur. Bakü'den Anadolu'ya gönderilmek üzere 400 askerden oluşan Türk Kızıl Ordusu'nu oluşturur.

Bütün aktarımlardan şu sonuç çıkar ki; M. Suphi çok iyi bir propagandacı örgütçü önderdir. Öyle ki adım attığı, bir kaç hafta kaldığı yerlerde bile ilk iş olarak gazete çıkarır veya var olanın şubesini açar; propagandacı ve örgütçü eğitir; var olan örgütlere katkı vererek etkinleştirir veya yeni örgütler kurar. Ekim devriminden sonra Kırım'dan Moskova İdil-Ural bölgesine, Orta Asya'dan Kafkasya'ya Anadolu-Mezopotamya'ya kadar adeta seyyar bir propagandacı, eğitmen ve örgütçü gibi çalışır; sürükleyici bir rol oynar. Bu durum, tek başına M. Suphi'nin katledilmesinin bile ne kadar büyük bir önderlik boşluğuna yol açacağını açıklar.

ANADOLU VE MEZOPOTAMYA'DA DURUM
Bir yandan M. Suphi tarafından Anadolu ve Mezopotamya'ya gönderilen örgütçüler tarafından yürütülen çalışmalar, diğer taraftan kendiliğinden örgütlenmeler yaygınlaşır. M. Suphi'nin gönderdiği örgütçüler, her çevre ile temasa geçmeye çalışsalar da mevcut mekanizmalar hepsine yetişmelerini mümkün kılmamıştır. Bakü'den hareketi merkezileştirmenin ve yönlendirmenin de araçları örgütlenmemiştir.

BMM kurulmuş, tam hız kazanırken merkezi bir irade olma ihtiyacı kendini dayatır. Bu ihtiyacın ürünü olarak Ankara ve çevre vilayetlerdeki gizli örgütlenmiş birimler, 14 Temmuz 1920'de toplanıp TKP adı altında güçlerini, merkezileştirirler. Örgütlenme çalışmalarına Sovyetlerin Ankara'da bulunan ilk resmi temsilcisi Şerif Manatov da destek verir.

Ancak bu merkezileşme İstanbul, İzmir ve Aydın'dan Erzurum'a, Adana'dan Karadeniz vilayetlerine kadar yaygın örgütlenmeleri kapsamaktan uzaktır. Bu gerçeğin bilinciyle kendisini Bakü'de toplanacak kongreye kadar geçici bir oluşum olarak tanımlar.

10 EYLÜL 1920: TARİHSEL BİR UĞRAK
Parti kongre hazırlığı aylar önce başlar. Delegeler 1-7 Eylül arası toplanan Doğu Halkları Kurultayı'na katıldıktan sonra parti kongresi toplanır.

Kurultay'a Türkiye ve Kürdistan'dan ilgi büyüktür. M. Suphi etkindir. Ülkeden kaçan İttihatçı önderliğin ve Ankara Hükümeti heyetinin demagojileriyle yapmaya çalıştıkları yanılsamaların önüne geçer; onların burjuva niteliklerini sergileyerek komünistlerle aralarındaki çizgiyi kalınlaştırır; komünist etkiyi güçlendirir.

10 Eylül 1920'de toplanan TKP Kongresi'ne, 51'i Türkiye ve Kürdistan teşkilatlarından, kalanları Kafkasya'da bulunan 71 delege katılır. İstanbul, Ankara, Eskişehir, Zonguldak, Ereğli, Samsun, Rize, Erzurum, Kars, İnebolu, Konya ve Sivas teşkilatları delege göndermeyi başarmışken, İzmir ve Adana delegeleri savaş koşullarından kaynaklı Bakü'ye ulaşmayı başaramaz. TKP, on beş örgütün birleşmesiyle kurulur.

Program ve Tüzük oluşturulduktan sonra seçime gidilir. MK'ya M. Suphi, E. Nejat, İsmail Hakkı, Hilmioğlu Hakkı, Nazmi İbrahim ve Süleyman Nuri seçilir. 

TKP programı, politik ve örgütsel birikimi, iddiaları ve önderlik birikimiyle yeni tarihsel dönemin devrimci ihtiyaçlarını karşılayabilecek temele ve dinamiklere sahiptir. Uluslara kaderini tayin etmek hakkı, eşitlik ve özgürlük vadeden anti-şovenist bir içeriğe sahiptir.

TKP, kendini devrimci bir çizgide inşa edip kurumsallaşmasını tamamlayamadan önderliği katledilir. Şefik Hüsnü önderliğinde reformcu ve sosyal şoven bir partiye dönüşür. Bu yüzden 50 yıl sonra yeniden dirilen devrimci hareket, reformcu geleneği mahkûm ederken devrimci Marksist dönemi sahiplenir. Marksist-Leninist komünistler de kendilerini M. Suphi TKP'sinin devamı sayar, o mirasa sahip çıkar.