4 Ağustos 2020 Salı

Arzu Demir yazdı: AKP İstanbul Sözleşmesi'ne neden düşman?

AKP faşizminin, kadınların, sokakta ya da evde, eylemde ya da toplantıda, ya da tatilde, herhangi bir biçimde bir araya gelmesine tahammülü yok. Polis şiddetinden boşanmak istemeyen erkeğin öfkesine kadar her türlü araç ile kadınların üzerine gidiyor. Çünkü, herkesi kendi çaresizliği ve yalnızlığında boğmak isteyen faşizm, karşısına "kadınlar birlikte güçlü" diye dikilen kadın iradesinden korkuyor. Faşizmin karanlığına karşı "korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz" diyerek çıkan kadınlar, iktidara sonlarını hatırlatıyor.

İstanbul Sözleşmesi, erkek şiddeti karşısında kadınlara hukuki ve maddi koruma sağlıyor. Saray faşizminin İstanbul Sözleşmesi'ne düşman olmasının bir başka nedenini sözleşmenin zorla evlilik ve çocuk yaşta evlilikler ile ilgili düzenlemelerinde de bulmak mümkün.

Amed'de 14 Temmuz günü Rosa Kadın Derneği ile TJA aktivistlerine yönelik gözaltı ve tutuklama saldırısı soruşturmasında hayli önemli bir detay var. Bu detay, faşist şeflik rejiminin, kadınlara karşı bulabildiği her şeyi kullandığının somut bir örneği. Söz konusu ev baskınları sırasında tutuklanan 5 kadından biri de HDP Sur İlçe Eşbaşkanı Hatun Yıldız'dı.

Saray polisinin, kadınların düzenledikleri ya da katıldıkları demokratik eylemleri "yasadışı örgüt üyeliği"nin delili sayması, sahte delil üretmesi, "itirafçı" ya da "gizli tanıklar"ın yalan ve uydurmalarından delil yaratması sıradan. Ancak bu soruşturmada, Hatun Yıldız'ın boşanma aşamasında olduğu Ecevit Yıldız adlı erkeğin de polise göre "bilgisine" başvuruldu. Tahmin etmek zor olmadığı üzere, söz konusu erkek, Hatun Yıldız aleyhine ifade verdi. "Eşim PKK'ye hizmet eden derneklerle çalışıyor" diye konuştu. Tam da, polisin istediği gibi. Saray faşizminin devrimci kadınlara olan düşmanlığı ile bir erkeğin boşanarak kendi ayakları üzerinde duran, özne olan bir kadına düşmanlığı işbirliği yaptı.

Aslında bu detay, mahkum edildiğimiz bu sistemin kadın düşmanlığına dair çokça şey söylüyor. Bu işbirliğinden bakarak, AKP iktidarının, İstanbul Sözleşmesi'ne neden düşman olduğunu anlamak da kolay.

İstanbul Sözleşmesi, erkek şiddeti karşısında kadınlara hukuki ve maddi koruma sağlıyor. Devletin, erkek şiddetini, cinsiyetçiliği ve ayrımcılığı önleyecek yasal düzenlemeler yapmasını gerekli kılarken, erkek şiddetine maruz kalan kadınlara, "yasal ve psikolojik danışmanlık hizmetleri, finansal yardım, konut sağlama, eğitim, öğretim ve iş bulma yardımı" yapmakla yükümlendiriyor. AKP iktidarı, "Mağdur kadın ve çocuklara, kalacakları güvenli yer sağlamak üzere uygun, yeterli sayıda kolayca erişilebilir barınakları da oluşturmak" zorunda. İktidarın "İstanbul Sözleşmesi aile düşmanı" diye bas bas bağırdığı noktalardan biri de burası. Çünkü, milyonlarca kadın, "evlilik" ve "aile" kurumu içinde her gün her türlü şiddete maruz kalıyor. Sırf "boşandığı"nda kendi hayatını yeniden kurma imkanına sahip olmadığı için bu şiddete katlanıyor. Ancak, kadınların, mahkum edildikleri evlilik kurumunu terk etmeleri durumunda, ekonomik-sosyal koruyucu mekanizmalara kolayca ulaşabilmeleri, elbette boşanma kararı almalarını kolaylaştıracaktır.

Saray faşizminin İstanbul Sözleşmesi'ne bu kadar düşman olmasının bir başka nedenini sözleşmenin zorla evlilik ve çocuk yaşta evlilikler ile ilgili düzenlemelerinde de bulmak mümkün. Sözleşmeden aktarırsak: "Taraflar mağdura gereksiz bir parasal veya idari yük getirmeksizin, zorla gerçekleştirilen evliliklerin geçersiz ve hükümsüz kılınabilmesini veya sona erdirilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır." "Taraflar bir yetişkini veya çocuğu kasten evliliğe zorlamanın cezalandırılmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır." Çocukları tecavüzcü erkek ile evlendirerek, cezadan kurtaracak tasarıyı yasalaştırmak isteyen ve tüm iktidarı boyunca 4+4+4 kesintili eğitim yasasından evlilik yaşının düşürülmesine kadar çocukları erken yaşta evlendirmek için sayısız girişim yapan AKP'nin, İstanbul Sözleşmesi'ne düşman olması da normal.

Bu düşmanlığını, sokakta da kadınlara karşı gösteriyor. Sözleşmeye karşı İstanbul'da Abbasağa Parkı'nda forum düzenlemek isteyen kadınlar, polis şiddetine maruz kaldı. Keza, kadınlar, sokaktaki her eylemini, faşizmin engeline rağmen gerçekleştirirken, her adımı da iktidarın saldırısının hedefinde. En son Balıkesir'de ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ile SKM MYK üyeleri "bir evde toplandıkları" için gözaltına alındı. Neyse ki kadın sosyalistler, "adli kontrol" şartıyla serbest bırakıldı.

AKP faşizminin, kadınların, sokakta ya da evde, eylemde ya da toplantıda, ya da tatilde, herhangi bir biçimde bir araya gelmesine tahammülü yok. Polis şiddetinden boşanmak istemeyen erkeğin öfkesine kadar her türlü araç ile kadınların üzerine gidiyor. Çünkü, herkesi kendi çaresizliği ve yalnızlığında boğmak isteyen faşizm, karşısına "kadınlar birlikte güçlü" diye dikilen kadın iradesinden korkuyor. Faşizmin karanlığına karşı "korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz" diyerek çıkan kadınlar, iktidara sonlarını hatırlatıyor.