26 Şubat 2021 Cuma

Ankara'da üniversite öğrencileri: Bundan sonrası hepimizde

Üniversite öğrencileri, Türkiye genelinde başlatılacak olan "Bundan sonrası hepimizde" kampanyasının başlangıcını Ankara'dan verdi. Açıklamayı okuyan Gülveren, "Üniversitelerimizdeki tüm kayyumların istifa etmesi için üniversite dayanışmaları olarak bir kampanya başlatıyoruz" dedi.

Üniversite öğrencileri, SES Ankara Şubesi'nde Türkiye genelinde yürütecekleri "Bundan sonrası hepimizde" kampanyasını kamuoyuna deklare etti.

Açıklamayı okuyan Yağmur Alaz Gülveren, 1 Ocak 2021'de Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi'ne Melih Bulu'nun hukuksuzca atandığını hatırlattı.

Gülveren, Bulu'nun üniversiteye atandığı ilk zamanlarında "Metallica" dinliyorum diyerek öğrenciler ile ilişki kurmaya çalıştığına dikkat çekti ve "Kamufle etmeye çalıştığı saraydan atanma kayyum kimliği, onu Boğaziçi kampüsünü polis ablukası altına aldıran, öğrencilerin evlerinin kapılarını gece operasyonlarıyla kırdırtan bir konuma getirdi hızlıca" dedi.

Yaşananların ardından "toplumsal tepki" yaşanmayacağını düşünen Erdoğan ile Bulu'nun aksi bir durumla karşılaştığını kaydeden Gülveren, "Bütün kampüslerden yankısı hiç sönmeyecek bir 'Kayyum rektör istemiyoruz'" şeklinde konuştu.

'MESELE YALNIZCA BOĞAZİÇİ DEĞİLDİR'
600'den fazla kişinin Boğaziçi ile dayanışma eylemlerinde gözaltına alındığının altını çizen Gülveren, konuşmasını şöyle sürdürdü: "2 arkadaşımıza çıplak arama uygulandı, 24'ü aşkın arkadaşımıza ev hapsi verildi, 11 arkadaşımız devlet tarafından rehin tutuldu/tutuluyor. Açık açık söylüyoruz: Üniversitelerdeki tüm rektörler birer kayyumdur. Ve üniversitenin bütün bileşenleri demokratik yollarla söz sahibi olmadıkça bu durum baki kalacaktır. Melih Bulu'nun kayyum olarak atanması üniversitelerimizi özgürleştirmek adına başlayan direnişimize bir kıvılcım olmuştur; akademiye takılan kelepçelerin üniversite kapılarımıza da somut olarak takılmasıyla üniversitelerimizi özgürleştirme istediğimiz yeniden, kuvvetlice ortaya çıkmıştır. Evet, mesele yalnızca Boğaziçi'nin meselesi değildir."

Meselenin tüm öğrencilerin kimlikleri ve renkleriyle var olabilecekleri özgür, toplumsal bilim üreten üniversiteler olduğunu kaydeden Gülveren, gençliğin düzen içinde sönmeyeceğini ve kampüsleri savunacağını sözlerine ekledi.

Protesto sürecinde başlayan linç kampanyasının karşılık bulmadığını, öğrencilerin haklılığını bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Gülveren, üniversitelerin siyasî iktidarın arka bahçesi olmayacağını, öğretim görevlilerinin ihraç edilemeyeceğini ve okul klüplerinin kapatılamayacağını söyledi.

'DÜŞMANIMIZ BİR, MÜCADELEMİZ ORTAK'
Gülveren, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bizler, hem çalışıp hem okumak zorunda kalıp işte ve kampüste sömürülmek; kyk borçlarına mahkum olmak istemiyoruz.

"Bizler, belediyelere kayyum atayan ve Kürt halkının iradesini yok sayan işgalci zihniyeti istemiyoruz. Bizler, direnen işçileri coplayan, 8 Mart'ta kadınların önüne set çeken polisi kampüslerimizde istemiyoruz.

"Bizler, söz; yetki ve kararın üniversite bileşenleride olduğu demokratik üniversiteler ve özgür yaşamlar istiyoruz.

"Taleplerimiz gücünü haklılığından, üniversite üniversite örgütlenen, büyüyen dayanışmalardan alıyor. LGBTİ+'ları nefret söylemleriyle hedef göstererek direnişe saldıranlara karşı gökkuşağını kuşanmalı, sesimizi 'Öyle mi Alay Komutanı' diye haykıran madencilerin sesine katmalı, kadın iradesini savunmalıyız. Bizler üniversite dayanışmaları olarak düşmanımızın bir, mücadelemiz de ortak olduğu bilinciyle tutuklu bulunan/ ev hapsindeki arkadaşlarımızın serbest bırakılması ve üniversitelerimizdeki tüm kayyumların istifa etmesi için üniversite dayanışmaları olarak bir kampanya başlatıyoruz."

Yüreği Boğaziçi direnişiyle atanlara seslenen Gülveren, "Bundan Sonrası Hepimizde diyerek kampanyanın startını veriyoruz. Bugün Bulu sadece bir'dir, bugün her bir üniversite iktidarın antidemokratik politikalarının bir görünümü olan kayyumlarla kuşatılmıştır. Bugün Boğaziçi kayyum atanan ne ilk ne de son üniversite olmuştur. Bunun bilinciyle üniversitelerimizde söz hakkımızı kazanmak, bilimsel eğitim talebimizi yükseltmek ve özgür yarınları kurmak için yan yana olmalıyız" dedi.

'GÜCÜMÜZ MEŞRULUĞUMUZDANDIR'
Açıklamanın ardından Hacettepe Dayanışması adına söz alan Fulya Demir, baskıların beyhude olduğunu ifade ederek, "Gücümüz meşruluğumuzdandır" dedi.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi dayanışması adına Zeynep Kurt ise "yaşanan hukuksuzluğun tam karşısındayız" dedi ve söz, yetki, karar hakkı için mücadele edeceklerini söyledi.

Ankara Üniversitesi Dil Yarın Coğrafya Fakültesi dayanışmasından Mahmut Demir de Boğaziçi ile başlayan isyan ateşini büyüteceklerini söyledi.

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Emir Parlak da direnişi ilk günden itibaren sahiplendiklerini kaydetti ve "Öğrenci arkadaşlarımızın ve halkımızın doğru haber alma hakkı için çaba sarf ettik" dedi.

Ankara Üniversitesi Mülkiye dayanışmasından Ertürk Soysal, siyasetin nesnesi değil öznesi olduklarına dikkat çekti.