4 Haziran 2020 Perşembe

'Açlık, işsizlik ve salgın düzenine karşı 15-16 Haziran ruhuyla direnelim'

Tüm Çalışanlar İçin Sağlık Platformu, tüm içiş ve emekçileri hakları için sokaklara çıkmaya çağırdı, "Açlık, işsizlik ve salgın düzenine karşı 15-16 Haziran ruhuyla direnelim" dedi.

Tüm Çalışanlar İçin Sağlık Platformu, 15-16 Haziran büyük işçi direnişine ilişkin açıklama yaptı. 

2019’un son aylarında Çin’de başlayan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılarak pandemi boyutuna varan Covid-19’un dünyada yüzbinleri, Türkiy’de ise binleri bulan can kayıplarına neden olduğu hatırlatılan açıklamada, salgının ne zaman sona ereceğine ve ne tür sonuçlara yol açacağına dair kimsenin kesin bir yargıda bulunamadığı kaydedildi. Açıklamada; “Ancak kesin olan bir şey var ki pandemi süreci, içinde yaşadığımız dünyanın ve ülkenin keskin sınıf ayrımlarıyla belirlendiğini  bir kez daha gözden kaçırılamayacak bir biçimde ortaya çıkardı” denildi.

'HÜKÜMETLER SERMAYE VE PATRONLAR İÇİN MUSLUKLARI AÇTI'
 Pandemi  sürecinin ilk anlarından itibaren harekete geçen hükümetler sermayeyi, patronları kurtarmak için hazine musluklarını sonuna kadar açtığını ancak işçilere, yoksullara ve emeğiyle geçinenlere adeta bir atık muamelesi yaptığı vurgulanarak, “Bir avuç patronun çıkarları üzerine inşa edilmiş ekonomilerini ayakta tutmak için, işçiler açlık kırbacıyla fabrikalara yollanarak salgının kucağına atılmıştır. Covid-19 bu koşullar altında bir işçi-yoksul hastalığı biçimini almıştır. İşçilerin ve yoksulların salgına yakalanma ve hayatını kaybetme oranının ortalamadan 4-5 kat fazla olduğu istatistiklere yansımıştır” diye kaydedildi. 

Pandeminin dünya ve Türkiye’de kurulu ekonomik düzenlerin içine girdiği kriz sarmalını büyüterek işçileri, emekçileri, insanlığı genel bir yıkımın eşiğine doğru sürüklediğine dikkat çekilerek, şunlar belirtildi: "Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de siyasi iktidar adı konulmamış bir sürü bağışıklığı politikası izlemektedir. Kamuoyuna yansıyan salgın oranlarının güvenilirliğini bir yana bırakacak olsak bile  salgına tıbbi bir çözüm bulunmadan başlatılan ‘normalleşme’ planlarının ne menem bir şey olduğu ya da olacağı görülmektedir. Salgınla içiçe geçen ekonomik yıkımın faturası emekçilere çıkarılmaktadır. İşsizlik dalgalarının eşi benzeri görülmemiş boyutlara varması, yoksulluğun genel bir görünüm haline gelmesi, işsiz ordularının ve yoksulluğun basıncıyla gözetim-denetime dayalı yeni bir çalışma düzenine doğru ilerlenmektedir.

“Çalışma kampları ve açlık ölümleri ve salgınla karakterize olan bu dönem siyasi iktidarın yeni ‘normali’dir.  Milyonlar açlık, işsizlik ve ölümle bir aradayken,  bir avuç zenginin, patronun ve siyasi temsilcilerinin  korunaklı köşklerinde, yalılarında ve saraylarında sefa sürmesine dayanan bu ‘normal’i kabul etmemizi kimse bekleyemez.”

'15-16 HAZİRAN’IN MÜCADELE BAYRAĞINI AÇIYORUZ'
Tüm Çalışanlar İçin Sağlık Platformu, siyasi iktidarın  "normalleşme" politikalarına karşı kendi talepleriyle 15-16 Haziran’ın mücadele bayrağını açtıklarını belirterek, "Milyonların aç ve işsiz olduğu, salgın ve ölümün normal sayıldığı bu düzene direnmenin sadece hak değil aynı zamanda bir sorumluluk ve zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Salgına, Açlığa ve İşsizliğe karşı  tüm emek güçlerini ve dostlarını aşağıda belli başlılarını sıralayacağımız talepler uğruna birleşmeye ve harekete  geçmeye" çağırdı. 

TALEPLER
Tüm Çalışanlar İçin Sağlık Platformu, şu talepleri sıraladı. 
1. İşsizlere ve ev emekçisi kadınlar başta gelmek üzere, emekliler ve ihtiyaç sahibi herkese insanca bir yaşam için yoksulluk sınırını gözeten ‘geçim ücreti’ bağlansın. Herkese iş ve iş güvencesi hukuken ve fiilen hayata geçirilsin.

2. İşten çıkarmalar  ve ücretsiz izin yasaklansın. Sağlık emekçileri ve zorunlu sektörler dışında çalışan tüm emekçiler salgın tehlikesi sürdüğü müddetçe ücretli izinli sayılsın.Tüm işyerlerinde 14 gün günde bir test yapma zorunluluğu getirilsin.

3. Toplumsal yaşamın sürmesi için üretimin sürmesi zorunlu sektörlerde işçi sağlığını esas alan bir çalışma düzenine geçilsin. Çalışma kampları, işçiyi her an gözetlemeye dayanan ve sömürü yoğunluğunu arttırmaya odaklı modern kölelik  uygulamaları insanlık onur ve özgürlüğünün ihlali sayılsın ve yasaklansın. Sağlık  çalışanları başta gelmek üzere riskli sektörlerde çalışan tüm emekçilerin maaşlarına  dönem boyunca  ‘hayati risk ücreti’ eklensin. 

4. Emek ve meslek örgütlerinden oluşan bir konsey oluşturularak çalışma düzeni  ve işyerlerinin denetimi bu konseye açılsın.

5. Covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilsin. Salgın nedeniyle yaşamını yitirenlerin ailelerine tazminat ödensin.

6. Sağlık, gıda, enerji ve ulaşım başta gelmek üzere tüm yaşamsal sektörler derhal kamulaştırılarak halk sağlığını esas alan bir biçimde ücretsiz ve erişilebilir hale getirilsin.

7. Salgın riski sürdüğü sürece maske ve dezenfektan başta gelmek üzere tüm hijyen malzemeleri ücretsiz ve her an erişilebilir hale getirilsin.  Sağlık ürünleri sunan tüm işletmeler kamu denetimine alınsın ve ilgili meslek örgütleri, sendikalar ve uzmanların katılımıyla oluşturulacak  konsey tarafından yönetilsin.

8. Tüm faturalar (su, elektrik, doğalgaz) salgın süresince alınmasın. Zorunlu ihtiyaçlardan (gıda, temizlik ürünleri vb) alınan vergi kaldırılsın. İhtiyaç sahibi herkes için bu yaşamsal ihtiyaçlar karşılansın. 

9. KHK ve/veya güvenlik soruşturması nedeniyle işten çıkarılmış tüm sağlık çalışanları işlerine iade edilsin.

10. İşçi-işsiz ve emeği ile geçinen herkesin vergi borçları silinsin, kredi vb borçları ertelensin.

11. Çalışma saatleri kısaltılsın, esnek çalışma uygulamalarına son verilsin. Bu dönem boyunca artan kadın işçilere yönelik cinsiyetçi uygulamalara son verilsin. 

12. Sendikal örgütlenme, ifade ve eylem özgürlüğü önündeki tüm sınırlamalar kaldırılsın. Lokavt yasaklansın.