14 Haziran 2024 Cuma

Teorik-ideolojik mücadelenin önemi ve gerekliliği

İşçi sınıfı, ekonomik mücadeleyle koşulları elverdiği oranda daha iyi bir ücret alabilir, yaşam koşullarını kısmen iyileştirebilir. Politik mücadeleyle bunlara söz söyleme, eylem ve örgütlenme özgürlüğünün alanını görece genişleterek politik kazanımlarını büyütebilir. Öncü işçiler bununla yetinirlerse teorik-ideolojik mücadeleyi ihmal ederlerse, ufukları ücretli kölelik düzeni olan kapitalizmin ötesine, yani sosyalizme ulaşamaz. Devrimci teorinin yön vermediği ekonomik, politik mücadele, devrimci olamaz.

Teorik, başka bir ifadeyle ideolojik mücadele, burjuva dünya görüşüne karşı işçi sınıfının dünya görüşünü hakim kılma mücadelesidir. Bu da sosyalist dünya görüşüne tekabül eder. Egemen sınıf burjuvazidir, toplumda hakim ideoloji onun ideolojisidir. Bütün arkaik ideolojileri sınıf çıkarları doğrultusunda yeniden biçimlendirerek burjuva ideolojisinin uzantısı haline getirmiştir. Farklı kanatlarıyla birlikte Kemalizm, politik İslam, laiklik, milliyetçilik, erkek egemenliği vb. biçimlerde karşımıza çıkabilir. Bu ideolojik biçimler burjuva siyasi toplumsal düzene rıza örgütlerler. İşçi sınıfı ve ezilenler üzerindeki bu burjuva düşünüş biçimleri alt edilmeden ne düzen sınırlarını zorlayan sınıf bilinçli öncü bir işçi ne sosyalist olunur, ne de sosyalizmi hedefleyen devrimci bir işçi hareketi yaratılabilir.

İşçi sınıfı, ekonomik mücadeleyle koşulları elverdiği oranda daha iyi bir ücret alabilir, yaşam koşullarını kısmen iyileştirebilir. Politik mücadeleyle bunlara söz söyleme, eylem ve örgütlenme özgürlüğünün alanını görece genişleterek politik kazanımlarını büyütebilir. Öncü işçiler bununla yetinirlerse teorik-ideolojik mücadeleyi ihmal ederlerse, ufukları ücretli kölelik düzeni olan kapitalizmin ötesine, yani sosyalizme ulaşamaz. Devrimci teorinin yön vermediği ekonomik, politik mücadele, devrimci olamaz.

Marksist teorinin aydınlattığı gibi işçi sınıfının nihai kurtuluşu, üretim araçlarının toplumsal mülkiyette olduğu, iş gücünün meta olmaktan çıktığı, sömürünün olmadığı ve herkesin emeğinin karşılığını aldığı sosyalizmdedir. Sosyalizm salt niyetlerle gelebilecek bir ütopya değildir. Marx ve Engels tarafından bilimsel olarak ortaya konulduğu gibi kapitalizmin iç çelişkileri ve bağrındaki uzlaşmaz karşıtlıkların yol açtığı sınıf çatışmalarının nihai sonucudur. Dolayısıyla sosyalizm salt istemekle gelmez, bu yolun bilimsel olarak teori, program, strateji ve taktik anlayışlarıyla aydınlatılması ve bunun için mücadele edilmesi gerekir. Bu da Marksist teori, program, strateji ve siyaset anlayışıyla donanmış öncü işçilerin birliği ve mücadelesini gerektirir.

Teorik-ideolojik mücadele statik değildir. İşçi sınıfı ve ezilenler her gün burjuva ideolojinin bombardımanı altındadırlar. Bunun karşısında proletarya kendi ideolojisiyle çıkmak ve ideolojik hegemonya mücadelesi vermek zorundadır. Bu mücadele günlük, politik, kolektif ve bireysel yaşama yedirilerek her gün yeniden ve yeniden üretilerek güncellenmelidir.

BURJUVAZİNİN ZOR AYGITLARI
Devlet burjuvazinin en önemli zor aygıtı olduğu gibi, politik-ideolojik aygıtıdır da aynı zamanda. Başlı başına temel bir ideolojik aygıt olmakla birlikte, diğer ideolojik aygıtları da doğrudan veya dolaylı olarak kumanda eder, yönlendirir veya etkiler. Devlet, Diyanet İşleri Başkanlığında olduğu gibi dini tekeline alarak burjuvazinin sınıf çıkarları doğrultusunda yapılandırarak devlet dini haline getirir. Böylece din devletin elinde ideolojik bir aygıta dönüşür. Eğitim, dünyaya gözlerini yeni açmış çocuklardan başlayarak gençleri, devlet eliyle burjuva ideolojisiyle donatma aracıdır. Hukuk, cezalandırma gibi zorun yanı sıra işçi sınıfı ve ezilenleri düzen sınırları içerisinde tutmanın ideolojik aygıtıdır. Bunlara devletin dolaylı olarak etkilediği burjuva ve reformcu siyasi partileri, işbirlikçi sendikaları, burjuva medya ve kültür araçlarıyla aileyi de ekleyebiliriz. Bütün bunlar bin bir yolla her gün burjuva ideolojisini durmaksızın yeniden üretirler.

BURJUVA İDEOLOJİSİ GERÇEĞİ TERS YÜZ EDEREK ÇARPITIR
Burjuva ideolojisi gerçeği ters yüz eder. Tarihsel olarak aşılmakta olan kapitalist toplumun sonu yaklaştıkça ömrünü uzatmak için gerçeği daha fazla çarpıtır. Çoğunlukla camera obscura* ya da çukur ayna** gibi gerçekleri ters gösterir. Bununla kalmaz bazen, gerçeği olduğundan büyük, bazen de olduğundan küçük, dev ve cüce ayna gibi yansıtır. Bu özelliklerin hepsinin birleştiği görüntüyü, bütün yönleriyle bozup, yanılsama yaratır ve gerçeği durmadan çarpıtıp bozar. Giderek gerçeklikle bağı kopar. Daha fazla akıl dışı, gerçek dışı fikirlere sarılır. Zengin, fakir ayrımı ile uçurumun, özel mülkiyet sisteminin ve sömürünün kaynağı haline gelir. Burjuvazinin elinde toplanan üretim araçları, işçi sınıfı ve emekçilerin emek sömürüsünün ürünüdür. Özel mülkiyeti anlamsız ve akıl dışı hale getirecek tarzda üretim ve emek toplumsallaşmıştır. Burjuvazi artık üretim sürecinin zorunlu bir parçası değildir. Gereksizleşmiştir. Ekim Devrimi ve diğer sosyalist devrimlerle birlikte sömürücü burjuva sınıflar tasfiye edilip üretim araçları, işçi devletinin eline geçince, burjuvazinin gereksizliği kanıtlanmış oldu. Oysa burjuvazi gerçekleri ters yüz eder. Burjuvazinin bütün birikiminin sanki mümkünmüş gibi çok çalışarak elde edildiği propagandasıyla gerçeği çarpıtır. Elindeki üretim araçlarının sömürüsüz elde edilmiş vaazında bulunur. Bütün üretim ve zenginliğin kaynağının emek olduğunu inkar eder. Patron, sermayesinin tamamını emek sömürüsünün ürünü olduğu gerçeğini örtbas eder. Patron ve üretim aracının üretkenliğin asıl kaynağı olduğu algısını yayar. Bu yolla burjuvazi, işçi sınıfı ve emekçiler üzerinde ideolojik hegemonya kurarak düzen içinde tutar. İşçiler bu çarpıtmaların etkisi altında sömürüldüğünün bilincine varamaz. Burjuvazinin ve emek sömürüsünün olmadığı bir dünyayı tasavvur edemez. O yüzden de sömürüsüz bir geleceğe kendiliğinden mücadeleyle varılamaz. İşçi sınıfı üretim süreci içinde kendiliğinden biçimde sosyalist sınıf bilinci edinemez. Ancak bu doğrultuda sezgisel bir eğilim taşır. Sömürü mekanizmasını görür, içten içe buna öfke duyar ama bu mekanizmayı anlamlandırıp kavramlaştıramaz. Nasıl bir mücadele yol ve yordamıyla sömürü düzeninin alt edileceğini kendiliğinden bilinçle ve kendiliğinden mücadele süreciyle öğrenip bilince çıkartamaz. O yüzden işçi sınıfına bunun için dışarıdan bilinç edinmeye, yani sosyalist hareketle bütünleşerek partileşmeye ihtiyaç vardır. Parti, sosyalist teoriyle donanmış öncü gücüdür. İşçi sınıfının tamamının sosyalist teoriye ulaşıp hakim olmasının bugün nesnel koşulları yoktur. İşçi sınıfının, öncü güçleri öncü işçiler, bilimsel sosyalizm teorisini edinebilir. İşçi sınıfıyla ekonomik ve politik çıkarları ve süreklileşmiş mücadelesi temelinde bağ kurup ona öncülük ve önderlik yapabilir. Sosyalizm perspektifiyle harekete geçirip zafere taşıyabilir.

TEORİK-İDEOLOJİK MÜCADELENİN KAPSAMI
Teorik-ideolojik mücadele, Marksist teorinin sürekli biçimde döneme, ülkeye, bölgeye özgü biçimde yeniden üretimini ve propagandasını kapsar. Bununla sınırlı kalmaz. Ekonomik ve politik mücadele dili ve tarzından, kitlelere gidiş ve onlarla bağ kurma tarz ve biçimine, bireysel ve kolektif günlük ilişkilere yaşam tarzı alışkanlığı ve düşünüş biçimine kadar geniş bir kapsama sahiptir. Kolektif birey ve organlar örnek oluşturarak ideolojik bir duruş ve mücadele tarzı sergilerler. Kibirlilikten, bencillikten, üstencilikten uzak, kitlelerden öğrenmeyi bilen bir mücadele dili ve üslubu ele aldığı, somut konu ne olursa olsun bu özellikleriyle burjuva değerlere karşı, sosyalist proleter manevi değerler konularak ideolojik mücadele yürütülür. Bütün bu yol ve yöntemler dahil olmak üzere teorik ve ideolojik mücadelenin başlıca yöntemi propagandadır. Doğası gereği öncü işçiler ve öncü işçi adayları bu propagandanın asıl muhatabıdır. Bilimsel sosyalist teorinin öğrenilmesi program, strateji, taktik, siyaset teorisi, kolektif birey politikası ve kolektif tarz ve anlayışını içerir. Bütün bu kategoriler özgün işlevinin yanı sıra teorik bir temele dayanmak zorundadır. O yüzden bütün mücadele kategori ve araçları sınıf teorisiyle aydınlatılmalıdır. Burjuva politikaya karşı devrimci politika, burjuva ideolojisine karşı işçi sınıfının sosyalist ideolojisiyle mücadele gereklidir.

Devrimci teori olmadan devrimci pratik olmaz.

*Çevresindekilerin resmini ekrana yansıtan optik bir alettir.

**Cisimlerin görüntülerini büyütebilme ve gelen paralel ışınları bir noktada toplayabilme özelliğine sahiptir.