24 Nisan 2024 Çarşamba

Sorumluluk MESEM kapsamında çalıştırılan çocuk işçilere yüklendi

MEB, MESEM uygulaması kapsamında iş cinayetlerinde katledilen "çocuk işçilerin" sorumluluğunu çocuklara ve ailelere yükledi.

Mesleki eğitim merkezleri (MESEM) uygulaması kapsamında çocuk işçi olarak çalıştırılan öğrencilerin ölümlerinin artması üzerine Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) kaza ve ölümlerin sorumluluğunu çocuklara ve ailelerine yükleyecek bir adım attı. Öğrencilere, "Her türlü hukuki ve cezai sorumluluk ile tazminatlar çırak/öğrenci ve velisine ait olacaktır" yazılı belgelerin imzalatıldığı ortaya çıktı.

Evrensel'den Uğur Düzgün'ün haberine göre Ankara'daki OSTİM Sanayi Sitesi'nde MESEM kapsamında çalıştırılan öğrencilere "eğitim öğretim yılı iş güvenliği ve talimatı" adlı bir belge imzalatıldı. İş yerlerindeki iş güvenliği ile ilgili alınması gereken tedbirlerin sıralandığı talimatta şu ifadeler yer aldı: "Yukarıdaki maddeleri tamamen okuyup anladım, kurallara uygun davranacağım. Öğretmenlerimin özel talimatları dışına çıkmadan hareket edeceğim. Aksi takdirde doğabilecek her türlü hukuki ve cezai sorumluluklar ile tazminatlar çırak/öğrenci ve velisine ait olacaktır."

Talimatta veli imzası için de yer açıldı. Öğrenciler, sınıflarında imzaladıkları talimatın daha sonra geri toplandığını aktardı.

'MEB PROTOKOLÜNÜ UYGULUYORUZ'
Öğrencilerin iddialarına ilişkin Düzgün'ün aradığı OSTİM MESEM Müdür Yardımcısı Mustafa Kapusuzoğlu, devlet memuru olduğu için bilgi veremeyeceğini belirterek, talimata ilişkinse "Biz MEB'in protokolünü uyguluyoruz" dedi, ayrıntılı bilgi için bakanlıktan izin alarak başvuru yapmaları gerektiğini söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Basın Halkla İlişkiler Müşavirliğini arayan Düzgün'e telefona çıkan yetkili, bu konuda yetkileri olmadığını belirterek ilgili yetkilinin mail adresini vererek soruları maille iletmesini istedi.

AV. ERGİN: BELGENİN HUKUKİ BİR DEĞERİ YOK
Avukat Ahmet Ergin, bu belgenin adında "eğitim" ve "okul" kelimeleri geçen kurumlarca ve hukuk hiçe sayılarak imzalatılmasının garabetine işaret ederek "Çocuk işçilere imzalatılan bu belge hukuki bir değer taşımıyor. Temel iş güvenliği eğitimi dahi gerektiği gibi verilmeden, çalakalem talimat vermekle çocuk işçileri çalıştıranların hukuki sorumluluğu ortadan kalkmaz. 15 yaşını doldurmayan, fiil ehliyetine sahip olmayan çocukların imzasının hukuki değeri yoktur. 15 yaşını dolduran çocuklar bakımından da benzer bir durum söz konusudur. Kendilerini yükümlülük altına sokan metinleri ne kadar kavradıkları bilinmeden, matbu metinlerin imzalatılması herhangi bir iş kazası durumunda, çocuğu kendiliğinden kusurlu hale getirmez" dedi.

Buna rağmen bu belgelerin imzalatılmasının nedenlerinden birisinin çocukları baskı altına almak, sindirmek ve denileni yapmasını sağlamak olduğunu dile getiren Av. Ergin "Bir diğeri de işi güvenliği eğitimi verildiğini ispatlama çabasıdır" ifadelerini kullanarak konuyla ilgili yasanın adı dahi İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu olmasının sermaye iktidarı için önemli olanın işçi sağlığının değil iş sağlığı ve güvenliği olduğunu gösterdiğini söyledi.

'İMZA ATTIRDILAR, KİMSE SESİNİ ÇIKARAMADI'
CNC bölümünde 3. sınıf öğrencisi olan ve OSTİM'de CNC torna elemanı olarak çalışan 16 yaşındaki Öğrenci M.B, okulda öğrencilerin iş yerlerinde önlem almalarını, yasal olmayan işleri de yapmamaları aksi takdirde bakanlığın mesul olmayacağı yönünde bir metnin kendilerine imzalatıldığını söyledi. İmzayı "Bir arkadaşımız ölürse kendilerini garantiye alıyorlar. Attırdıkları imza 'Yaşanacaklardan biz sorumlu değiliz' anlamına geliyor" diye nitelendiren öğrenci, sınıfta hiç kimsenin buna ses çıkarıp bir şey diyemediğini ve imzaların ardından kağıtların veli imzası kısmı boş olarak tekrar toplandığını anlattı.

Kendisinin bu kağıdın ne anlama geldiğini bildiğini dile getiren M.B. şöyle konuştu: "Bizim üstümüzde usta var, ustabaşı var. Okula geliyorsun hoca, müdür var. Bizim neyimiz var? Nasıl güvenliğimizi sağlarız? Nasıl kendimizi koruruz? Hakkımızı nasıl ararız? Bu koşullarda çaresiz olarak imzaladık."

'ÜÇ KAZA GEÇİRDİM HEPSİ BENİM SUÇUM MU'
Daha önce üç kez iş kazası geçirdiğini söyleyen M.B, "Tırnağıma ayna düştü, elim dişliye sıkıştı, temizlik yaparken düşüp kolumu kırdım… Bunların hepsi benim suçum mu? Bana 'Senin hatan, birkaç hafta dinlen gel' dediler. Hocalar da okulda aynısını dedi. 'Dikkat etmiyorsunuz' diyorlar ama atölyede ne yaşadığımızı bilmeden bunları diyorlar. Bizi alıp gönderiyorlar sonrasında ustabaşı ya da patron ne dediyse o. Bizi ellerine atıyorlar."

Düzgün'ün konuştuğu çocukların çoğunluğu en az bir kez iş kazası geçirmiş. Onlardan biri de amatör futbol hayatı bir plakanın bacağına düşmesi sonrası biten 11. Sınıf Öğrencisi C.D. Futbola kuzeniyle başladığını şimdi onun lisanslı futbolcu olduğunu anlatan C.D. "Kuzenim tüm hayatını futbola göre planlıyor. Bense atölyede çalışmaktan futbola zaman ayıramaz oldum. Ailemin içinde bulunduğu maddi zorluklar nedeniyle harçlığımı çıkarmak için buraya gelmek durumdayım" ifadelerini kullanarak neden MESEM'e kayıt olduğunu da söyledi.

'KAZA GEÇİRİNCE AZARLANIYORUZ'
Haftanın 4 günü iş yerinde 1 gün MESEM'de okulda olan öğrencilerle okul günlerinde bir araya geliyoruz. Ellerindeki, kollarındaki, vücutlarındaki yara ve bereleri okul yönetiminin de gördüğünü dile getiren 15 yaşındaki metal bölümü öğrencisi "Başımıza bir şey gelirse güvenebileceğimiz kimse yok. Biri kaza geçirsek patron da okul da azarlıyor. Beceriksiz veya dikkatsiz olduğumuzu söylüyorlar. Koordinatörler bize sahip çıkmıyor. Belli aylarda gelip imza atıyorlar o kadar. Bana bir kez olsun atölyede ne olup bittiğini sormadılar" dedi.

Tüm bu yaşananlar nedeniyle çocukların bazıları yaşanan iş kazalarının kendi dikkatsizlikleri sonucu olduğunu düşünerek kendilerini suçluyorlar.

'MEB İMZAYLA SORUMLULUKTAN SIYRILMAZ'
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Örgütlenme Sekreteri İzzet İldeş, MEB'in ısrarla MESEM'in yarattığı can kayıpları ve iş kazalarının sebebinin patronların almadığı önlemlerden kaynaklandığını anlamadığını söyledi. MEB'in 14-15 yaşındaki çocuklara taahhütname imzalatarak, suçu onlara atarak hatta doğacak maddi kayıpların tanzimini çocuklara ve ailelerine yıkarak bu işten sıyrılamayacağını belirten İldeş "Yaşanabilecek can kayıpları ve yaralanmaları çocuklara imzalattığınız taahhütnamelerle engelleyemezsiniz. Çocukların eğitim alacakları yerler okul sınırları ile tanımlıdır. Çocuklar meta üretiminin bir parçası değildir. Buradan yetkililere bir daha sesleniyoruz. MESEM'lere ikna ve teşvik için verdiğiniz üç kuruş çocuklarımızın sizin gözünüzdeki değeridir. Bu noktada velilerimizi bu taahhütnameyi imzalamamaya çağırıyoruz. Eğer ölümleri, yaralanmaları, sakat kalmalarını engellemek istiyorsanız MESEM'leri derhal durdurun" çağrısını yaptı. İldeş, MESEM'in "çocuk işçiler" ile sermayeye para transferi programı olduğuna dikkat çekerek "MESEM bir mesleki eğitim programı değildir. Bu program tüm uluslararası sözleşmelere de aykırıdır" dedi.

OSTİM'DE 2031 ÇOCUK İŞÇİ
MEB'in internet sitesinde yer alan bilgiye göre OSTİM mesleki eğitim merkezinde kayıtlı 2031 öğrenci var.