8 Ağustos 2022 Pazartesi

Sömürgeci savaş planı ve ulusal ihanet

Faşist şef Erdoğan, KDP'nin işbirliği fırsatını değerlendirerek, Kandil'e, Şengal'e veya Kobanê'ye yeni işgal saldırılarının güncel hesabını yapıyor. KDP'nin ulusal ihanetine karşı açıkça tavır almak, yalnızca Türkiye ve Kürdistan'daki değil, dünyanın dört bir yanındaki komünist, devrimci, antifaşist ve ilerici partilerin ve çevrelerin ertelenemez bir görevidir.

Erdoğan'ın faşist şeflik rejiminin Başûr Kürdistan'da KDP işbirliğini de içeren güncel sömürgeci saldırı planı yürürlükte.

20 Temmuz 2015 faşist saray darbesinden bu yana, politik İslamcı faşist şef Erdoğan'ın kumandası altında sömürgeci Türk devleti, Kürt ulusal demokratik mücadelesine ve mevzilerine, siyasi ve askeri bütün imkanlarıyla, tam bir gözüdönmüşlükle, kesintisizce saldırdı. Bakur'da inkarcı ve katliamcı savaş tırmandırıldı, özyönetim direnişleri kentler yerle bir edilerek yanıtlandı, HDP'ye dönük tutuklama furyası başlatıldı ve HDP'li belediyeler kayyumla gasp edildi. Rojava işgalleriyle Kürt ulusal demokratik statüsünün yıkılması denendi. Rojhilat'ta İran sömürgeciliğiyle anlaşmalar sayesinde Kürt ulusal demokratik güçlerinin kuşatma altına alınması istendi. Başûr'da, Xakurkê ve Bradost'tan başlayarak, Medya Savunma Alanları'na giren bir sömürgeci işgal sahası açıldı.

Faşist şeflik rejimi, son olarak Heftanîn işgaliyle, Medya Savunma Alanları'na yönelik sömürgeci saldırganlığın kapsamını genişletti. Fakat, havadan ve karadan tüm saldırılarına, Heftanîn bölgesini adeta karış karış bombalamasına rağmen, Kürt özgürlük direnişine çarpıp kalmaktan kurtulamadı. O sırada KDP ise Zînî Wertê'ye askeri yığınak yaparak, sömürgeci işgal hamlesine paralel bir provokasyona giriştiğinin ilk işaretini verdi. KDP'nin peşmerge güçleri, Heftanîn'deki işgalci Türk ordu birlikleri için ikmal ve güvenlik görevini de üstlendi.

Irak merkezi hükümetinin ve Güney Kürdistan yönetiminin Şengal'deki özerk statüyü kaldırmayı, Êzidî Kürtlerin özyönetim ve özsavunma organlarını dağıtmayı hedefleyen 9 Ekim tarihli anlaşması bunların üzerine geldi. Bir yandan da, KDP'nin Garê eteklerine askeri sevkıyat ve konuşlanma girişimi, Rojava sınırında yeni askeri mevziler kuruşu gündemleşti. Barzaniler, Türk burjuva devletinin Başûr'a dönük sömürgeci ve işgalci saldırılarının sorumluluğunu PKK'nin Medya Savunma Alanları'ndaki varlığına yükleyen ve onun Başûr Kürdistan'ı terk etmesini isteyen küstahça açıklamaları sıklaştırdılar. Aynı günlerde Rojava'da, bir süredir siyasi görüşme masasına oturmuş olan KDP uzantısı ENKS, Rojava yönetimini tanımak için anadilde eğitime son verilmesini ve eş temsiliyet sisteminin kaldırılmasını şart koşan pervasız bir tutum sergiledi.

Bütün bunlar, KDP'nin, Zînî Wertê provokasyonundan beri, Kürt ulusal demokratik güçlerine karşı Erdoğancı faşist şeflik rejimiyle dolaysız bir işbirliği içinde hareket ettiğini ortaya koyuyor. Ve KDP, Medya Savunma Alanları çevresindeki askeri hareketliliğini halen sürdürüyor.

Belli ki, Erdoğan başkanlığındaki faşist sömürgeci Türk burjuva devleti, PKK'yi tamamen yenilgiye uğratmak için onun Başûr Kürdistan'dan sökülmesini amaçlayan, bunun bir safhası olarak da, hem Heftanîn'deki gibi askeri işgal saldırılarına ve hem de Kandil'in Maxmur, Şengal ve Rojava'yla fiziki bağlarının kesilmesine odaklanan yeni bir savaş planı uyguluyor. Bu planda KDP'ye, Medya Savunma Alanları'nın kuşatılmasına siyasi ve askeri destek verme, Kandil'in fiziki bağlantılarını kesme, böylece sömürgeci ve işgalci Türk ordusuna yol açma görevi düşüyor. Ayrıca KDP'nin, Kandil'deki PKK liderlerini resmen hedef göstermiş olan ABD'nin onayını aldığı, Irak devletiyle de bu bakımdan bir konsensüs halinde olduğu görülüyor.

Türk kontrgerillasının ve MİT'in Başûr Kürdistan'ı mesken tutmasına onca imkan sağlamak, Başûr'da Kürt ulusal demokratik güçlerine yönelik suikastlar için Türk burjuva devletine onca istihbarat sunmak yetmedi. Şengal'de DAİŞ'le ve Kerkük'te Irak'la savaşmaktan apaçık kaçan, Kürdistan'ın her iki yöresini de işgalcilere basbayağı teslim etmekten gocunmayan KDP, şimdi de, Türk burjuva devletinin sömürgeci faşist savaş ve işgal planına doğrudan angaje oluyor.

Barzanilerin kendi siyasal egemenliklerini parselleyen burjuva-feodal zümre çıkarlarını dört parçaya bölünmüş sömürge Kürt ulusunun genel çıkarlarından kesinkes üstün tutmaları, KDP'nin bu lanetli ulusal ihanet yolunu adımlamasının temelini oluşturuyor. Böylelikle, Başûr'da burjuva-feodal güçlerle halkçı güçler arasındaki sınıfsal-siyasal saflaşmayı derinleştiren ve bizzat iç savaş riskini büyüten KDP, PKK'nin tasfiyesinden sonra Kürdistan'ın yalnızca kendi elinde kalacağını hayal ediyor. Ve bu ulusal ihanetçi ham hayale kapılırken de, Türk burjuva devletinin Güney Kürdistan'ın federe statüsünü tanımasının tek nedeninin PKK'yi yok etme önceliği olduğunu, Kürdistan'ın herhangi bir parçasındaki ulusal statüye daimi düşmanlığını ise Başûr'un bağımsızlık referandumu sırasında olanca açıklığıyla sergilediğini bile hesaba katamayan karşıdevrimci bir akıl tutulması yaşıyor.

Durum ciddiyetini koruyor. Bugün KDP'nin dolaysız angaje oluşuyla, faşist saray darbesinden itibaren hızla tırmanan sömürgeci faşist saldırganlık yeni bir evreye girmiş bulunuyor. Faşist şef Erdoğan, KDP'nin bu işbirliği fırsatını da değerlendirerek, Kandil'e, Şengal'e veya Kobanê'ye yeni işgal saldırılarının güncel hesabını yapıyor.

Bölgesel devrimci gelişmeyi boğmaya, Türkiye ve Kürdistan'daki bütün devrimci-demokratik dinamikleri ortadan kaldırmaya, ulusal demokratik, halkçı ve kadın özgürlükçü tüm kazanımları yok etmeye yönelik bu sömürgeci faşist plana karşı dişe diş mücadele etmek, bunun bir parçası olarak da, söz konusu plana bağlanmış KDP'nin ulusal ihanetine karşı açıkça tavır almak, yalnızca Türkiye ve Kürdistan'daki değil, dünyanın dört bir yanındaki komünist, devrimci, antifaşist ve ilerici partilerin ve çevrelerin ertelenemez bir görevidir. Bölgesel karşıdevrimin mızrak ucu olan faşist sömürgeci Türk burjuva devletine direnişin odağında, bugün Rojava'da, Başûr'da ve Bakur dağlarında çarpışan, aralarında komünist gerillalar da bulunan Kürdistan özgürlük savaşçıları durmaktadır. Dolayısıyla, bu devrimci direniş odağını her biçimde desteklemek ve güçlendirmek, onun yanında politik saf tutmak, enternasyonalizm, antifaşizm ya da sosyalizm iddiasının sınandığı güncel ve somut bir politik halkadır.

Türkiye emekçi sol hareketi için, faşist şeflik rejimine karşı en örgütlü ve en etkili antifaşist mücadelenin şu anda Kürdistan'da verildiği açık olmalıdır. Aynı gerçeğe diğer bir yönden bakıldığında, Kürt ulusal özgürlük davasının boğazını sıkan sömürgeci faşist elin, Türkiye'de de işçileri ve ezilenleri politik özgürlükten yoksunluğa ve Erdoğan saltanatına mahkum ettiği hemen görülür. Faşist şefin Kürdistan'daki her sömürgeci işgal saldırısının, Türkiye'de emekçi sol hareketin siyasal-örgütsel faaliyetlerine yeni saldırıları beraberinde getirdiği ortadadır. Demektir ki, sömürgeci faşist işgal saldırganlığında bugünkü yeni evreye karşı koyuş, Türkiye emekçi sol hareketi bakımından, doğrudan doğruya, Erdoğan'ın faşist politik İslamcı saltanatına karşı antifaşist mücadele kapsamındadır.

Komünist öncü, Türkiye'de bu politik karşı koyuşun sürükleyici ve birleştirici gücü olma misyonuna sahiptir.

Kürdistan'da ise komünist öncü, ulusal özgürlük savaşımının boylu boyunca içindedir. O, faşist saray iktidarının sömürgeci işgal saldırılarına karşı Kürt halkının devrimci direnişini örgütlemenin sorumluluğuna ortaktır. Bu yüzdendir ki, Kürdistanlı komünist gerillalar hem Rojava'nın hem de Başûr'un devrimci savunmasının öznesidir. Yine bu yüzdendir ki, Kürdistanlı komünistler politik pratikleriyle Bakur'da da ulusal özgürlüğün bayraktarıdır.

Kürdistanlı komünistler, ulusal özgürlük direnişinin güncel bir boyutu olarak, faşist sömürgecilikle işbirliği ve ulusal ihanet çizgisine karşı mücadeleyi de büyütecekler, Başûr'da KDP'ye karşı duruşu, Rojava'da ENKS'nin tecrit edilmesini ve Bakur'da Barzani'nin teşhirini örgütleme görevlerini yerine getireceklerdir.

* Atılım Gazetesi'nin 11 Aralık tarihli 456. sayı başyazısı.