15 Ocak 2026 Perşembe

Rosa Luxemburg: Kadın önderleşmesinde bir kartal

Döneminin kadını hiçe sayan erkek egemen yaklaşımlarına karşı teorik, ideolojik ve politik mücadelesinde önderleşen Rosa Luxemburg, cüreti ve iradesiyle mücadele tarihinde saygın bir yer edindi. Onun cansız bedeninden dahi korkan düşmanları, onun mücadelesinin hüküm sürmesini engelleyemedi. 

"Görev başında, sokak çatışmasında ya da bir darağacında ölmek isterim." Böyle demişti Rosa Luxemburg.

Sarsılmaz bir inanç ve bilinçle işçi sınıfının, ezilen halkların mücadele gücüne güvendi. Komünist, Yahudi ve kadın kimliği ile karşı devrimin her daim hedefi olmasına rağmen inatçı, coşkulu, baş eğmez mücadelesiyle tarihte derin bir iz bıraktı.

MÜCADELEDE TARİHTE SAYGIN BİR YER EDİNDİ
Döneminin kadını hiçe sayan erkek egemen yaklaşımlarına karşı teorik, ideolojik ve politik mücadelede önderleşti. Cüretli, boyun eğmeyen mücadelesi ile emperyalist savaşa karşı verdiği mücadelede tarihte saygın bir yer edindi. Güçlü bir teorik akıl ve birikime sahipti; kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanmasında ve işçi kadınların mücadelesinde etkin görevler aldı. 

Kadın yoldaşlığının en gelişkin örneğini yaşamında açığa çıkardı, Clara Zetkin'in her daim yanı başında durarak güç verdi, güç aldı.

BAŞ EDİTÖR OLAN İLK KADINDI
Rosa Luxemburg, 5 Mart 1870'de o dönemdeki adıyla Rus Polonyası'nın Zamosc kentinde doğdu. 1880'de girdiği Rus Kız Lisesinde Rusça dışında Lehçe, Almanca ve Fransızca öğrendi. 1889 yılının Şubat'ında Zürih'e gitti, üniversitede doğa bilimleri bölümüne kayıt yaptırdı. 1898'de ömrünün sonuna kadar yaşayacağı Berlin'e taşındı, Sachisse Arbeite Zeitung'un baş editörü oldu. Böyle bir göreve gelen ilk kadındı.

1903 yılından itibaren Sosyalist Enternasyonal Başkanlık Kurulu üyeliği görevini üstlendi. İyi bir ajitatör olduğu gibi, iyi bir polemikçiydi. 

REFORMİST YAKLAŞIMLARA KARŞI TAVİZSİZ BİR TUTUM TAKINDI
Almanya Sosyal Demokrat Parti içerisindeki reformist yaklaşımlara karşı tavizsiz bir tutum takındı. Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşının ayak sesleri duyulmaya başladığında, yoldaşı Karl Liebknecht ile  Alman Sosyal Demokrat Partisi'ndeki "anavatan savunması" adı altında burjuva iktidarın desteklenmesi politikasına karşı çıktı. 1907 yılında Stuttgart'taki Enternasyonal Sosyalistler Kongresi'nde sadece Alman SPD'nin değil, aynı zamanda Polonya ve Rus sosyal demokrat işçi partilerinin de delegesiydi. O günkü konuşmasında tarihe şu notu düştü: "Savaşın çıkması söz konusu ise o zaman ilgili ülkelerdeki işçiler ve parlamenter temsilcileri, savaşın çıkmasını uygun araçlarla engellemek için ellerinden geleni yapmakla yükümlüdürler. Bu araçlar, sınıf mücadelesinin ve genel ve politik durumun sertleşmesiyle doğal olarak değişecek ve artırılacaktır. Buna rağmen savaş çıkarsa, savaşın en kısa zamanda bitirilmesi için mücadele etmekle ve savaş sonucunda ortaya çıkan iktisadi ve politik krizi halk tabakalarının politik açıdan uyandırılması ve kapitalist sınıf egemenliğinin alaşağı edilmesi için kullanmakla yükümlüdürler."

KONUŞMALARINI MAHKEMEDE SAVUNDU
Rosa Luxemburg, anavatan savunması yerine işçi sınıfının emperyalist savaşa karşı dayanışmasını güçlendirmeye çalışıyordu. Bu tutumunu, savaşa karşı yaptığı konuşmaları nedeniyle yargılandığı mahkemede de sürdürdü. 20 Şubat 1914'de Frankfurt Mahkemesi'nde konuşmalarını şöyle savundu: "Biz savaşın çıkmasında ve sonuçlanmasında sadece orduda yukarıdan verilen emirler ile aşağıdaki kör itaatkarlığın belirleyici olmadığını, aksine karar verenin emekçi halk kitlelerinin olması gerektiğini düşünüyoruz. Biz savaşları sadece işçi sınıfının, adil ve gerekli bir dava olarak görüp coşkuyla katılması veya en azından tahammül etmesi durumunda devam edebileceğini düşünüyoruz. Buna karşın, emekçi halkın büyük bir çoğunluğu, savaşların barbarca, tamamen ahlaksız, gerici ve halk düşmanı görüngüler olduğuna inanırsa- ki biz sosyal demokratlar bu inancı bilince çıkarmayı bir görev biliriz- o zaman savaşlar olanaksız olur."

YOLDAŞI KARL'LA SPARTAKİSTLER GRUBUNU KURDU
Savaşı durduramamışlardı ve bu gerçek onun için korkunçtu. SPD ile yollarını ayırarak Yoldaşı Karl Liebknecht ile sonradan adı "Spartakistler" olacak Enternasyonal grubunu kurdu.

YOLDAŞI KARL İLE İNFAZ EDİLDİ
Tarih yaprakları 1918 Aralık'ını gösterdiğinde, Almanya'da gerilim hat safhadaydı. 7 Aralık'ta ilk defa silahlı işçilerin koruduğu Spartakistler gösteri gerçekleştirdi. Devam eden eylemlerde, başlayan çatışmalar tüm Almanya'ya yayıldı. 15 Ocak 1919 gecesi Rosa'nın kaldığı evin kapısı çalındı. Hapishaneye götürülecekmiş gibi el çantasını hazırladı. İlk durak olan Eden Otelinde onu linç etme planını gerçekleştiremeyen katiller, bu amaçlarına bindirdikleri araçta başına dayadıkları silahı ateşleyerek ulaştı. Aynı dakikalarda yoldaşı Karl Liebknecht de bindirildiği araçtan indirilerek infaz edildi. 

KATİLLER CANSIZ BEDENİNDEN DE KORKUYORDU
Katiller sadece Rosa Luxemburg'un dirisinden değil, cansız bedeninden de korkuyordu. Bu nedenle bedeni Sıprii nehrine atıldı.

25 Ocak 1919'da iki komünist için görkemli bir tören düzenlendi. Karl Liebknecht'in mezarının hemen yanında Rosa Luxemburg için de bir mezar yeri hazırlandı. 31 Mayıs 1919'da Landwehr Kanalı'ndaki havuzlardan birinde bir kadının cenazesi bulundu. Bu cenaze Rosa Luksemburg'a aitti. 13 Haziran'da, Karl Liebknecht'in yanında kendisi için ayrılan Friedrichsfeld  mezarlığındaki yere kitlesel bir törenle defnedildi.

'VARDIM, VARIM, VAR OLACAĞIM'
Katledilmeden kısa bir süre önce Alman Komünist Partisi'nin yayın organı Rote Fahne'de "Berlin'de hüküm sürüyor" başlıklı yazısında şöyle yazmıştı: "Sizi budala zaptiyeler! Kum üzerine kurulu sizin 'düzeniniz'. Devrim daha yarın olmadan 'Zincir şakırtıları arasında yine doğrulacaktır!' ve sizleri dehşet içinde bırakıp, trampet sesleri arasında şunu bildirecektir: Vardım, varım, var olacağım."