31 Ocak 2026 Cumartesi

Rojava'ya dönük saldırılara karşı sokak eylemleri sürüyor

HTŞ ve Türk devletinin Rojava'ya dönük saldırılarına karşı Türkiye ve Kürdistan kentlerinde sokak eylemleri devam ediyor. Eylemlerde, Kobanê'ye yönelik ablukanın sürmesine tepki gösterilirken, "Kapılar açılsın, yardımlar ulaşsın" çağrısı yapıldı.

DAİŞ/HTŞ çetesi ve Türk devletinin Rojava'ya dönük işgal saldırıları ve Kobanê'nin kuşatma altında tutulmasına karşı Türkiye ve Kürdistan halkları sokakları terk etmiyor.

İZMİR
Çiğli Emek ve Demokrasi Güçleri, Kasaplar Meydanında açıklama yaptı. "Bölgede barış, ülkede demokrasi istiyoruz" pankartının açıldığı eylemde, "Bijî berxwedana Rojava", "Jin jiyan azadî", "Kapılar açılsın, yardımlar ulaşsın" sloganları atıldı.

Açıklamayı okuyan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Çiğli İlçe Eşbaşkanı Aynur Çelik, emperyalist güçlerin Kürt halkına yönelik kirli bir savaş yürüttüğünü söyledi, ABD eliyle iktidara getirilen HTŞ'nin farklı kimlikleri katlettiğini vurguladı. Rojava'da inşa edilen özgür, çoğulcu, demokratik yaşamın yok edilmeye çalışıldığına dikkat çeken Çelik, emperyalistler ve bölge gerici devletlerinin Ortadoğu'daki planların halkların eşit yaşam ve barış talebiyle boşa çıkarılacağını söyledi. Çelik, "Kürt halkıyla dayanışmayı büyütmeye, savaş politikalarına karşı barışı ve halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz" dedi.

ELAZIĞ
Elazığ Emek ve Demokrasi Platformu da Hozat garajında açıklama yaptı. "Bijî berxwedana Rojava" sloganının atıldığı açıklamada, "Rojava vicdandır, direniştir, özgürlüktür teslim alınamaz" pankartı açıldı.

Basın metnini okuyan Murat Çelikdağ , ateşkes ve anlaşmaya rağmen saldırıların sürmesine tepki gösterdi. Çelikdağ, "Halep'ten sonra Rojava'ya Kürt halkının yaşam alanlarına yönelen saldırılar ile Alevilerin, Dürzilerin ve Hristiyanların sistematik biçimde yok sayılması ve onlara karşı uygulanan katliamlar tesadüf değildir. Bu saldırıların temel amacı, halklar arasında düşmanlığı derinleştirmek, çatışmayı kalıcı hale getirmek ve bölgeyi emperyalist çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillendirmektir" dedi.

URFA
Urfa Hukuk Komünü, Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu tarafından hazırlanan 25 TIR temel ihtiyaç malzemesinin Kobanê'ye gönderilmesinin engellenmesine tepki gösterdi.

Suruç'ta bekletilen yardım kamyonlarının yanında açıklama yapan Güler Kılıç Polat, Kobanê'de insani krizin sürdüğünün altını çizdi, Türkiye'nin taraf olduğu 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokollerin, silahlı çatışma durumunda sivillerin korunmasını ve insani yardımların engellenmemesini hükme bağladığını hatırlattı.

'İNSANİ YARDIM KORİDORU DERHAL AÇILMALI'
Yardımların engellenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirten Polat, insani yardımların engellenmesinin Anayasa'ya da aykırı olduğunu kaydetti. Yardımların gönderilmemesinin aynı zamanda insanlık vicdanını derinden yaraladığını söyleyen Polat, "Sivillerin açlık, soğuk ve elektriksizlikle baş başa bırakılması, hiçbir siyasi, askeri ya da güvenlik gerekçesiyle meşrulaştırılamaz. İnsani yardım, kimliğe, inanca ya da politik görüşe bakılmaksızın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmalıdır" çağrısında bulundu.

Polat, "Kobanê'ye yönelik insani yardım koridorları derhal açılmalıdır" dedi.

ADANA
Adana Emek ve Demokrasi Platformu da İnönü Parkında açıklama yaptı.

Platform adına açıklamayı okuyan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Adana Şube Başkanı Baran Taygun Metin, barışın ancak eşit taraflar arasında mümkün olabileceğini söyledi, Suriye'de yıllardır süren savaşın bugün açık biçimde emperyalist güçler ve onların desteklediği cihatçı çeteler eliyle halkların iradesini hedef alan bir imha politikasına dönüştüğünü vurguladı. Rojava'ya yönelik saldırıyı, "Bu bir savaş değil; halklara karşı yürütülen planlı bir imha sürecidir" şeklinde tanımlayan Metin, HTŞ ve benzeri cihatçı çetelerin Ortadoğu'da halkların özgür ve eşit bir geleceği inşa etmesini istemeyen emperyalist ülkeler tarafından desteklendiğini, yönlendirildiğini ve cesaretlendirildiğini vurguladı.

Bu saldırılarla başta Kürt halkı olmak üzere bölgedeki halklar ve inançları yerinden etmek, iradelerini kırmak ve Rojava'da gelişen demokratik yaşam modelini ortadan kaldırmak hedefi güdüldüğüne dikkat çeken Metin, aynı imha politikasının Suriye'nin kıyı bölgelerinde Alevi halkına, Dürzilere de uygulandığını hatırlattı.

Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar, Dürziler, Türkmenler ve diğer tüm halkların mezhepçi ve cihatçı saldırıların hedefi haline getirildiğini belirten Metin, uluslararası kamuoyunu ve Türkiye'deki tüm emek ve demokrasi güçlerini Rojava halkıyla dayanışmaya çağırdı.

Rojava ve Kobanê'ye yönelik saldırı tehditlerinin derhal durdurulması gerektiğini belirten Metin, kuşatmaların kaldırılması, insani yardım koridorlarının açılması ve sivillerin güvenliğinin sağlanmasının acil bir zorunluluk olduğunu söyledi. Metin ayrıca, cihatçı çeteler ile onları destekleyen güçlerin yargılanması gerektiğini de ifade etti, "Bugün susmak, bu suçların sürmesine ortak olmaktır" diye konuştu.