4 Ekim 2022 Salı

RAWA Temsilcisi: Taliban Afganistan'da sonsuza kadar kalmayacak

RAWA Temsilcisi Maryam Rawi, Tunus'ta ETHA'nın sorularını yanıtladı. "Her zaman Afganistan'da yaşanan acı ve trajediler hakkında konuşmamamız gerektiğini vurguluyorum" diyen Maryam Rawi, Afgan kadınlarının Taliban rejimine karşı direndiğine dikkat çekti. Maryam Rawi, "Afgan kadınları hayal kırıklığına uğramadı. Çok zor ve çok karanlık bir dönemden geçtiğimizi biliyoruz. Taliban'ın Afganistan'da sonsuza kadar kalmayacağına inanıyoruz. Halkın direnişi durumu değiştirecektir" dedi.

Tunus'ta gerçekleşen Dünya Kadın Konferansı'nın katılımcılarından biri de Afganistan Devrimci Kadın Birliği (RAWA) Temsilcisi Maryam Rawi'ydi.

Afganistan'dan gelerek konferansa katılan Maryam Rawi ile kısaca da olsa, Taliban sonrasında kadınların durumunu, direnişi ve RAWA'yı konuşma imkanı buldum. 
Yeniden ülkesine döneceği için güvenlik nedeni ile röportaj sırasında yüzünü göstermedik. Maryam'ın hem röportaj hem de konferansta verdiği direniş mesajı, tüm kadınlara umut oldu.

Maryam Rawi'nin ETHA'nın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

ABD, geçtiğimiz Ağustos ayında Afganistan'da yönetimi Taliban'a teslim ettikten sonra kadınların yaşamında olan değişiklikleri anlatabilir misin?
Hayatın her alanında her şey bozuk, tüm ülke bozuk. Güvensizliğin yanı sıra işsizlik ve artan yoksulluk nedeniyle Afgan kadınları özellikle çok tehdit edici durumlarla karşı karşıya. Yasal olarak Taliban'ın İslami yasası olan şeriat altında evden dışarı çıkmalarına izin verilmiyor, dolaşmalarına, tek başlarına seyahat etmelerine izin verilmiyor, her zaman bir erkek akrabaları onlara eşlik etmeli. Kızlar için okullar tamamen kapalı, devlet hizmetlerinin çoğu çalışmıyor ve çalışanlar da sadece erkekler tarafından yönetiliyor. Devlette ya da özel sektörde çalışan tüm kadınlar evlerine geri gönderiliyor. Pek çok durumda devlet çalışanı olan, farklı kuruluşlarda çalışan bu kadınlar, aynı zamanda ailenin tek geçimini sağlayan kişilerdi, bu kadınlar eşlerini kaybetmişti. Uzun süren savaşlar nedeniyle eşini kaybetmiş çok sayıda kadın var. Çocuklarını nasıl besleyeceklerini, nasıl hayatta kalacaklarını merak ediyorlar. Taliban rejimi tarafından uygulanan diğer pek çok kısıtlama ve ayrımcılık Afgan kadınlarının günlük hayatını gittikçe zorlaştırıyor.

Sen ülkende nasıl yaşıyorsun, örneğin nasıl sokağa çıkıyorsun?
Bir Afgan kadını olarak elbette burkayı kullanmak zorundayım ve Taliban burkanın, peçenin, hicab'ın siyah renkte ve tamamen yüzü kapatması gerektiğini, hatta kadınların maske takabileceğini ancak bunun da siyah renkte olması gerektiğini açıkladı. Muhtemelen Afganistan'da yayın yapan TV kanallarında kadın sunucuların yüzlerini göstermelerine izin verilmediğine dair bazı sahneler görmüşsünüzdür. Sokaklarda her gün gördüğümüz şey bu ama özellikle benim gibi örgütlerden birinde, Afganistan Kadınları Devrimci Derneği'nde çalışan siyasi aktivistler için çok daha büyük risk altındayız, biz - her ne kadar gizli olsak da, yeraltında olsak da, isimlerimizi ve kimliklerimizi kullanmasak da, orijinal, gerçek kimliğimiz olsa da, yüzlerimizi ve fotoğraflarımızı yayınlamasak da, yine de yaptığımız iş riskli ve kendimizi korumak, hayatta kalabilmek ve görevimize devam edebilmek için çok güçlü önlemler almak zorundayız. 

Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinin ardından kaçırılan, öldürülen, tecavüz edilen kadınlara dair elinizde istatistiki veriler var mı?
Ne yazık ki kaçırılan, tecavüze uğrayan, öldürülen ve saldırıya uğrayan kadınlar da dahil olmak üzere pek çok konuda rakamlar, sayılar, istatistikler yok ama daha ilk günden, Taliban'ın başkent Kabil'e girdiği ilk günden itibaren kadınların örgütlenmeye, protestolarını göstermeye ve tepkilerini farklı şekillerde ortaya koymaya başladıkları çok açık. Örneğin ilk gece birkaç kadının sokağa çıktığını ve şehrin farklı yerlerindeki duvarlara Taliban karşıtı sloganlar yazdığını hatırlıyorum. Ve ertesi sabah, sonraki haftalarda, sadece başkentte değil, tüm Afganistan'da kadınların sokaklara çıkıp Taliban'a karşı sloganlar attığına, hakları için sloganlar attığına tanık olduk, bu kadınların, bu protestocu kadınların en önemli ya da en ünlü sloganı şuydu: "İş, yemek ve özgürlük." Ve elbette bu kolay bir şey değildi çünkü her gösterilerinde, protestolarında saldırıya uğradılar ve bilinmeyen sayıda kadın aktivist tutuklandı, öldürüldü. Her gün sosyal medya, yerel medya, haber kanalları aracılığıyla şehrin şu ya da bu bölgesinde bir kadın cesedi bulunduğunu duyuyoruz ve çoğunlukla bunlar kayıt altına alınmıyor, davalar takip edilmiyor. Ve tabii ki böyle bir sistemde, İslami gerici grupların yozlaşmış sisteminde failler, adalete teslim edilmiyor, bunlar takip edilmiyor, bunlar rapor edilmiyor.

Taliban'ın ikinci dönemi öncesinde de uzun bir Amerikan destekli Karzai hükümeti deneyimi oldu. Sonra bunun yerine Taliban geldi ve kadınların tüm haklarını ortadan kaldırdı. Şunu merak ediyorum, erkekler ne yaptı bu durum karşısında ya da hepsi bir anda Taliban yanlısı mı oldu, ne oldu?
Taliban'dan önceki ABD kuklası rejimin -Karzai rejiminin- 11 Eylül'den sonraki 20 yıl boyunca bu hükümette var olan köktendinciliğin ya da yolsuzluğun cinsiyete dayalı bir şey olduğunu söyleyemeyiz. Ne yazık ki aynı hükümeti temsil eden birkaç kadın gördük, entelektüel maskesi ve aktivist maskesi takmış birkaç kadın ama bir şekilde köktendinci fikirleri korumaya çalışıyorlar, köktendinci liderler ve onların toplumdaki gündemleri lehine propaganda yapmaya çalışıyorlar ama kesinlikle halkın mutlak çoğunluğu, kitleler, toplumun yoksul kesimine ait olanlar, kesinlikle düşmanlarını tanıyorlar ve erkeklerle kadınların birlikte haklarını elde edebileceklerini, sosyal adalet için mücadele edebileceklerini, seslerini yükseltebileceklerini ve ayağa kalkabileceklerini biliyorlar. Biz sadece toplumdaki tüm kadın ve erkeklerin bir araya gelerek oluşturduğu, tüm etnik kökenlerden, Afganistan'ın tüm bölgelerinden ve tüm dini gruplardan tüm ulusu etrafında toplayabilen bir ayaklanmanın Afganistan'a adalet, demokrasi ve laiklik getirmede başarılı olabileceğine ve bunun tek çıkış yolu olduğuna inanıyoruz.

Ülkenizde son 30-40 yıldır yaşanan bu savaş ve işgallerin sorumlusu kimdir?
Bir ya da iki kişinin ismini veremeyiz. İlk olarak... Sovyetler Birliği Afganistan'a saldırdı ve Afganistan "sosyalizm" adı altında Sovyetler Birliği'nin işgali altına alındı. Bugüne kadar Amerika Birleşik Devletleri'nin topraklarımızda güçlü askeri üsleri vardı. Afganistan her zaman farklı süper güçler, farklı emperyalist hükümetler tarafından bir savaş alanı olarak kullanıldı ve bugün bir kez daha bir tarafta Amerika Birleşik Devletleri ve batılı hükümetler, diğer tarafta da Afganistan'a karışmaya çalışan Çin ve Rusya olduğunu görüyoruz. Ve tabii ki onlar için gerici, anti-demokratik ve köktendinci grupları kullanmak en kolayı. Özellikle Afganistan gibi dindar ülkelerde dini aşırılıkları kullanmak bu emperyalist ülkeler için çok kullanışlı bir araçtır. Dolayısıyla toplumumuzda köktendinciliğin, terörizmin ve yozlaşmanın temel nedeni olanların uzun bir listesi var.

RAWA, bugün nasıl mücadele ediyor?
RAWA, daha sonra suikasta kurban giden lideri Mina Keşvar Kema tarafından kurulduğu 1977 yılından bugüne kadar, her zaman yarı gizli bir örgüt, bir yeraltı örgütü olarak çalışmıştır. Gördüğünüz gibi üyelerimiz bilinmiyor, kimlikleri bilinmiyor, yönettiğimiz merkezlerin ve ofislerin çoğu bilinmiyor, kendi yöntemlerimizi, kendi evlerimizi kullanmaya çalışıyoruz ve resmi olarak kullanmadan veya hükümete kayıtlı olmadan insanlara ulaşmak için güçlü bir köprü bulmaya çalışıyoruz. Neyse ki çok başarılı olduk, her gün yeni deneyimler öğreniyoruz. Taliban'ın ilk döneminde RAWA, Taliban'ın istismarını ve Afganistan'da savaşan köktendinci grupların istismarını belgeleyebilen tek kuruluştu ve ayrıca şu anda medyada bulabileceğiniz resimlerin, sahnelerin ve kliplerin, video kliplerin çoğu, RAWA'nın sıkı çalışması sayesinde oluştu ve üyelerimiz bu görüntüleri yapmak için burkalarının altında küçük gizli kameralar kullandılar. Taliban'ın ilk zamanlarındaki bu deneyimi kullanarak Ağustos 2021'den sonra bir kez daha derslerimize başladık. Gizlice kız çocuklarını eğitmek, okuma yazma öğretmen için çalışan okullar açtık. Fen ve farklı derslerimiz var. Ayrıcı ilgili olan genç nesillerimize İngilizce öğretiyoruz. Onların eğitim gibi çok temel haklardan mahrum kalmalarını istemiyoruz. Ayrıca sağlık hizmetleri sağlamaya çalışıyoruz çünkü Afganistan'ın birçok bölgesinde kadınların gelenek, görenek ve kültür nedeniyle köyün dışına çıkıp bir doktora görünmelerine izin verilmedi, bu yüzden sağlık ekibimiz onları tedavi etmeye gidiyor. Ayrıca bu kadınlara doğrudan ulaşabilecek farklı türde sosyal programlarımız ve sosyal faaliyetlerimiz de var.

Taliban Kabil'e girdikten sonra, çok sayıda insanın Amerikan uçakları ile ülkeyi terk ettiğini gördük. Siz neden kaldınız?
Bunun nedeni RAWA aktivistleri olarak sahip olduğumuz kararlılıktı. Ülkedeki entelektüellerin, bu insanların çok küçük bir kısmı ülkeyi terk etme fırsatına sahipti. Ancak Taliban rejiminin ilk günlerinden itibaren RAWA üyeleri, destekçileri ve dostlarıyla toplantılar yaptı ve ülkeyi terk etmemeye karar verdi çünkü bunun gibi trajedilerde ve halkın en zor döneminde, kadın ve erkek kitlelerinin devrimci liderlerine, güvenilir liderlerine, güvenilir aktivistlerine daha fazla ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz ve Afganistan halkı için bunun zor olduğunu ve büyük bir risk olduğunu bilsek de gelecek nesillere umut verebiliriz. Deneyimlerimizi paylaşabiliriz, Taliban'a karşı savaşmaya devam etmeliyiz. Bir düşünün, tüm aktivistler, tüm sosyal hizmet çalışanları, tüm medya çalışanları Afganistan'dan ayrılırsa, bu insanlara kim bakacak? Taliban'a karşı devam eden mücadeleyle kim ilgilenecek? Yani bu doğal olarak bu bizim sorumluluğumuzdu. Harika bir şey yapmadık, anormal bir şey yapmadık. Halkımızın hizmetinde olmak bizim temel görevimizdi.

Afgan kadınların karşı karşıya kaldıkları büyük riske rağmen sokağa çıktıklarını görüyoruz. Afgan kadınları bu cesareti nereden alıyor?
Taliban karşısında sessiz kalmak, Taliban kuşatması altında olmak istemiyorlar. Çemberi kırmak istiyorlar. Doğal olarak herhangi bir durumda, herhangi bir nesil için, herhangi bir ulus için, daha fazla zorbalık, daha fazla baskı, daha fazla zulüm daha güçlü direniş anlamına gelecektir. Tarih boyunca diğer ulusların yaşadığı ve bugün Afgan halkının yaşadığı da tam olarak budur. Dünyadaki hiçbir ulus tarihte geriye gitmek istemez, dünyadaki hiçbir ulus en temel haklarından mahrum bırakılmak istemez. Ve 21. yüzyılda elbette Afganistan halkı başka bir gezegenden gelmiyor, onlar bu dünyanın bir parçası ve en azından 21. yüzyılın asgari standartlarıyla yaşamak istiyorlar. Eğitim hakkı, iş hakkı, serbest seyahat hakkı, korunma hakkı ve elbette Afgan kadınları da aslında böyle hayatta kalmak için mücadele ediyorlar.

Bugün Taliban rejimi karşısında direnen Afgan kadınları için neler yapabiliriz?
Her zaman Afganistan'da yaşanan acı ve trajediler hakkında konuşmamamız gerektiğini vurguluyorum. Bu konferansa getirdiğim en önemli mesaj; direniş mesajıdır, umut mesajıdır. Afgan kadınları hayal kırıklığına uğramadı. Çok zor ve çok karanlık bir dönemden geçtiklerini biliyorlar ama biz "Her gecenin ardından aydınlık, bir sabah, pırıl pırıl bir güneş ışığı vardır" deriz. Taliban'ın Afganistan'da sonsuza kadar kalmayacağına inanıyoruz. İnsanların mücadelesi, insanların direnişi durumu değiştirecek ve elbette Afganistan'daki erkek ve kadınların sıkı çalışması, fedakarlıkları Afganistan'ın geleceğine adalet, demokrasi, özgürlük ve bağımsızlık getirmek için çok verimli olacaktır. Afgan kadınları hakkındaki görüşlerimi paylaşma ve Türk dinleyicilere seslerini duyurma fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.