Polis tacizi ve baskı politikalarına karşı ÖGK'dan açıklama: Birbirimiz için varız
Polis tacizi ve baskı politikalarına karşı İHD İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı gerçekleştiren ÖGK, "Polisinizin tacizi,işkencesi ve kadın özgürlük mücadelemizi engelleyemez. Biz kadınlar hep mücadelenin ortasında birbirimiz için varız" dedi.
Özgür Genç Kadın (ÖGK) mücadelelerine dönük hedef gösterme, polis tacizi saldırılarını teşhir etmek için İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantının yapıldığı salona, "Polisinizin tacizi, işkencesi kadın özgürlük mücadelemizi engelleyemez. Biz kadınlar hep mücadelenin ortasında birbirimiz için varız" pankartı asıldı.
Basın metnini okuyan Semanur Arslanbuğul, sistematik bir sindirme ve baskıyı teşhir etmek için toplandıklarını belirterek, "Erkek-devletin polisi; genç kadınları takip ediyor, önlerini kesip sivil araçlara bindirerek en usulsüz biçimiyle karakollara, şubelere götürmeye çalışıyor. Adına bilgilendirme-önleme faaliyeti dediği bu pratik açıkca tacizdir, kaçırma girişimidir" dedi.
'ARKADAŞIMIZ İLAYDA ZORLU HAYATTAN KOPARILDI'
Polisin sokakta önlerini kestikleri kadınların kişisel hayatları hakkındaki bilgiler ve aileleri ile tehdit ederek korkutmaya çalıştığını ifade eden Arslanbuğul, şunları söyledi: "2 gün önce sıra arkadaşımız İlayda Zorlu, maruz kaldığı bu polis tacizi sonucunda erkek devlet-aile işbirliği ile ailesi tarafından katledildi. Ailesi polis tarafından "Kızınız eylemlere, 8 Mart yürüyüşüne katılıyor" denilerek aranmış, arkadaşımız aile içinde tehditlerine maruz kalmış ve bu sürecin sonunda hayattan koparılmıştır.
'YÜZÜMÜZÜ KADIN DAYANIŞMASINA DÖNÜYORUZ'
Biz genç kadınlar hayatımızın her alanında baskılara maruz kaldığımız için isyan sesini yükseltmeye 8 Mart'larda, 25 Kasım'larda sokaklara dökülüyoruz. Şiddetin her türlüsünü sistematik biçimde deneyimlediğimiz için yüzümüzü örgütlü mücadeleye, kadın dayanışmasına, kadın yoldaşlığına dönüyoruz."
Örgütlü kadın özgürlük mücadelesinin sürekli hedef alındığına dikkat çeken Arslanbuğul, şöyle devam etti: "Bunu Rojin'in, Gülistan'ın, şüpheli şekilde öldü denilen her bir kadının hesabını soran yoldaşlarımızın şu an tutsak edilmesinden biliyoruz. 3 Şubat'ta Kaktüs Genç Kadın Derneği'nin kapısını paramparça ederek giren, tahtaya "Geldik yoktunuz" yazıp altına da üç harfliler diye imzasını atan polis özel harekattan tanıyoruz."
'ÖRGÜTLÜ MÜCADELE BASTIRILMAK İSYENMEKTE'
Bu politikaların kadınları mücadeleden koparmaya yönelik planlı bir yıldırma stratejisi olduğunu belirten Arslanbuğul, "Kadınların yaşamına ve mücadelesine yönelik bu saldırılar münferit değil erkek-devletin süreklilik gösteren politikalarıdır. Takip,taciz,hedef gösterme, gözaltı ve işkence bir bütün olarak işletilmekte kadınların örgütlü mücadelesi bastırılmak istenmektedir" ifadelerini kullandı.
TALEPLER
Arslanbuğul, kadınların mücadelesini bastırmaya yönelik hiçbir saldırıya boyun eğmeyeceklerini vurgulayarak şu talepleri sıraladı:
"- Kadınlara yönelik takip,taciz ve psikolojik baskı politikalarına derhal son verilmelidir.
- Polis şiddeti ve işkence vakaları bağımsız ve etkin şekilde soruşturulmalıdır.
- Kadınları ve ailelerini hedef alan sindirme politikaları son bulmalıdır.
- Sorumlu tüm kamu görevlileri hakkında işlem başlatılmalıdır."
'BİRBİRİMİZ İÇİN VARIZ'
"Biz kadınlar susmayacağız" diyen Arslanbuğul, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Takibinize,tacizinize,baskınıza karşı birbirimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Mücadelemizi büyütecek özgürlüğümüzden vazgeçmeyeceğiz. Polisinizin tacizi,işkencesi ve kadın özgürlük mücadelemizi engelleyemez. Biz kadınlar hep mücadelenin ortasında birbirimiz için varız."