MLKP/KKÖ'den 8 Mart açıklaması: Emperyalist savaş ve saldırılara karşı kadın isyanı ve direnişini yükselteceğiz
8 Mart'a ilişkin açıklama yapan MLKP/KKÖ Kadın Önderliği, kadınların, emperyalist, faşist suçların iradesiz, sessiz mağdurları olmadığını, direnişin öznesi olduğunu belirtti, "Emperyalist savaş ve saldırılara karşı kadın isyanı ve direnişini yükselteceğiz" dedi.
Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) Komünist Kadın Örgütü (KKÖ) Kadın Önderliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne ilişkin açıklama yaptı.
ABD-İsrail faşist ittifakının İran'a yönelik saldırısına dikkat çekti, "Burada kadınlar için, ezilen halklar için, işçi ve emekçiler için, İran'ın ve Ortadoğu'nun ezilenleri ve sömürülenleri için en ufak bir gelecek yoktur" dedi.
"Onların kadınlara yönelik politikalarının sembolü, Epstein adasında işlenen dizginsiz erkek suçları, faşist Trump'ın kadınlara yönelik aşağılık sözleri ve Anna'nın ve Filistinli tutsakların bir kez daha ifşa ettiği İsrail'in tecavüz saldırılarıdır" denilen açıklamada, şu değerlendirme yer aldı: "Trump'ın kürtaj ve doğum haklarına saldırısı, bu işgalci politikalara hazırlanmak içindir. İran saldırısıyla ayakta tutmaya, korumaya ve güçlendirmeye çalıştıkları, kadın ve çocuk yiyici Epstein düzenidir. Emperyalist işgal saldırıları ve savaşları, erkek egemenliğini güçlendirme, devamlılığını sağlama araçlarıdır."
İran halkları ve kadınlarının kendi kaderlerini belirleme iradesinde olduklarını birçok kez gösterdiğini belirten MLKP/KKÖ Kadın Önderliği, "Filistin'de katliam alevleri sönmemiş, Rojava devriminin kazanımlarını tasfiye saldırılarının dumanları dağılmamış, İran'da bombalanan ilkokulda katledilen kız çocuklarının ölü bedenleri soğumamış, Filistin zindanlarından yükselen tecavüz ifşalarının yankısı bitmemişken, İsrail'in tecavüz ve katliamları yücelten çirkin diline, Trump'un küstah ağzına "özgürlük" sözünün değmesi, İran kadınlarının isyan ve direnişlerinin iması bile Ortadoğu ve dünya kadınların aklına ve iradesine hakarettir" dedi.
'KADINLAR SADECE EMPERYALİST, FAŞİST SUÇLARIN İRADESİZ, SESSİZ MAĞDURLARI DEĞİLLER'
Kadınların emperyalist işgal ve savaşlara karşı mücadelenin hep güçlü bir dinamiği olduğuna dikkat çeken MLKP/KKÖ Kadın Önderliği, "Erkek egemen düzenin işlediği bütün suçlara rağmen, kadınlar Epstein düzeninin nesneleri değiller. Emperyalist, faşist suçların iradesiz, sessiz mağdurları değiller. Hiçbir zaman da olmadılar. 8 Mart'lar bu sayede var oldu ve bu 8 Mart'ta da kadınların emperyalizme ve siyonizme karşı büyük bir kuvvet olduklarını gösteren sesleri Türkiye'de, Kürdistan'da ve bütün dünyada yükselecek" diye vurguladı.
Faşist şeflik rejimin "şef tipi ailesi" ve "aile 10 yılı"nın kadınlar bakımından sonuçlarına dikkat çekilen açıklamada, "Eşitlik fikrinin, eşit işe eşit ücretten, siyasette eşit temsiliyete dek her bakımdan tasfiyesi, "fıtrat", "yaradılış eşitsizliği" adı altında, bu sömürü, şiddet ve tecavüz düzeninin meşrulaştırılması, erkeğe kölece hizmet eden "makbul kadın"ın örnek model olarak topluma benimsetilmesi için yalana ve dezenformasyona dayalı propaganda tırmanıyor" denildi.
LGBTİ+'ların da varlıklarının hedef haline getirildiğini vurgulandı, "Şef tipi aile saldırısına, eşitsizliğin kutsanmasına, adaletsizliğin kader ilan edilmesine karşı 8 Mart'ta kadınlar yine birleşik gücünü ortaya koyacak, umudu yükseltecek" dedi.
İşçilerin, emekçilerin ve Kürt halkının birleşik mücadelesinin kadın öncüleri, devrimci, sosyalist kadınlar, aydın ve sanatçı kadınlar ve erkek şiddetine karşı özsavunma yapan kadınların tutsak alınmasını protesto etti ve ekledi: "Erkek şiddeti, sadece erkek egemenliğinin her zamanki dışavurumu olarak değil, "aile onyılı" adı altında erkek egemenliğinin faşist politik İslamcı restorasyonun başlıca zor aygıtı olarak her zamankinden daha etkin bir işlev görüyor. Erkek egemen faşizmin cezasızlık politikasındaki ısrarının bugün her zamankinden daha güçlü oluşu bundandır. Kadınlar 8 Mart'ta bu eşitsiz düzeni, bu adaletsizliği, "terörsüz Türkiye" adıyla yükseltilen devlet terörünü, cezasızlık politikasını kabul etmeyeceğini, onun karşısında bir kuvvet olduğunu ve bu kuvveti kullanacağını bir kez daha gösterecek."
MKP/KKÖ Kadın Önderliği, iktidarın "Terörsüz Türkiye" planıyla Kürt ulusal demokratik taleplerini ablukaya almaya, bireysel-kültürel haklar sınırına geriletmeye çalıştığına dikkat çekti, "Aynı faşist demagojik sloganla devrimci, muhalif, kadın özgürlükçü güçleri devlet terörüyle ezmeye, faşist baskı ve yasaklarla sınırlamaya girişiyor. Burjuva muhalefeti güçten düşürmeye ve kendi dayattığı siyasi sınırlara çekmeye yöneliyor" diye belirtti.
Rojava devriminin kazanımlarının geriletildiğini vurguladı, "Özgürlük mevzilerini korumaya çalışan Rojava halkları ve kadınları karşısında faşist politik İslamcı HTŞ tehdidini güçlendirmeyi sürdürüyor" dedi.
MKP/KKÖ Kadın Önderliği, açıklamasında şunları vurguladı:
Kadınlar, 8 Mart'ta erkek egemen faşist rejimin baskı ve yasaklarına karşı politik özgürlük mücadelesinin büyük bir kuvveti olduklarını bir kez daha gösterecekler. Özsavunma tutsaklarının, devrimci, sosyalist, ilerici kadın tutsakların özgürlüğü isteğini dile getirecekler. Kürt ulusal demokratik taleplerini yükseltecek, Rojava devriminin kadın kazanımlarını savunmaya devam edecekler.
8 Mart'ta kadınlar erkek egemen düzen karşısında yenilmez bir güç olduğunu, boyun eğmeyeceğini, direneceğini ve kazanacağını bir daha gösterecek. 8 Mart meydanları, Türkiye'de, Kürdistan'da, Ortadoğu'da ve tüm dünyada, kadınların hayatın her alanında, mücadelenin ve savaşımın her mevzisinde "vardık, varız, var olacağız" diyen sesini yankılayacak.
Biz kadınlar, erkek egemen düzenin nesnesi olmadığımızı ilan edecek, siyasal ve toplumsal gelişmeler üzerindeki irademizi ve etki gücümüzü göstereceğiz. Erkek egemen düzene, emperyalist savaş ve saldırganlığa, faşist baskı ve yasaklara karşı mücadeleyi yükselteceğiz!"