30 Haziran 2022 Perşembe

İstanbul Sözleşmesi davası sürüyor

İstanbul Sözleşmesi'nin feshinin iptali talebiyle Danıştay'a açılan davanın duruşması görülüyor. İstanbul Sözleşmesi'nin LGBTİ+'lar ve kadınlar bakımından önemini anlatan avukatlar, fesih karanını derhal iptalini istedi. 

Aralarında Türk Tabipler Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve baroların da bulunduğu 18 başvurucunun İstanbul Sözleşmesi'nin feshinin iptali talebiyle Danıştay'da açtığı dava Danıştay 10'ncu Daire'de görülüyor. 

Danıştay Konferans Salonu'nda görülen ve Danıştay 10'uncu Daire Heyeti'nin baktığı 4'üncü grup davalarının duruşmasına, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Aylin Nazlıaka, Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı'nın yanı sıra çok sayıda avukat, kadın örgütü, siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve sendika temsilcisi katıldı.

Davada ilk olarak Samsun Barosu'nun duruşması görüldü. Davacı Samsun Barosu'nu temsilen beyanlarda bulunan avukatlar, fesih kararının hiçbir kamu yararı gütmediğine dikkat çekti. Daha sonra Amasya Barosu adına konuşan baro başkanı avukat Bahadır Tekeş, kadınların toplumda uğradığı hak ihlallerini hatırlatarak, "Biz de barolar olarak kadınların sesi olmak için buradayız" dedi ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etti.

PINAR GÜLTEKİN VE NEVİN YILDIRIM HATIRLATILDI
Daha sonra davacı Antalya Barosu'nu temsilen söz olan avukatlar, Pınar Gültekin'in katiline verilen indirime karşı, kendisine tecavüz eden erkeği öldüren Nevin Yıldırım'ın ise hala hapishanede tutulduğunu hatırlattı. Cezasızlık politikalarına değinen avukatlar, İstanbul Sözleşmesi'nin fesih kararının ardından şiddet mağduru olan ve karakola başvuran kadınların sonuç alamadıklarını belirtti.

'SÖZLEŞME BİR KALKANDIR'
Avukat Esra Gençer Özdemir, ev içi şiddet faillerine "hoşgörü" gösterildiğini belirterek, "Kadınlara sırf kadın oldukları için ayrımcılık yapılmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele tüm devletlerin gündeminde olmalı. Şiddet sadece kadınların değil, çocuklar da başta olmak üzere tüm 'kırılgan grupların' maruz kaldığı bir gerçektir" diye konuştu. Gençer, son olarak, "Sözleşme kadınlar için bir kalkandır. İstanbul Sözleşmesi yaşatır" dedi.

'İKTİDAR LGBTİQAA+'LARA SALDIRIYI TETİKLİYOR'
Çanakkale Feminist Dayanışma avukatları Türkiye'de LGBTİQAA+'lara yönelik gerçekleşen saldırılara dikkat çekti. Avukatlar, AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan'ın LGBTİQAA+'lara dair kullandığı "sapkın" sözünü hatırlatarak, iktidarın saldırıları tetiklediğini ifade etti. Avukatlar, "Kadın ve trans cinayetleri politiktir" vurgusu yaptı.

Avukat İlayda Kocabaş, milyonlarca kadının yaşam hakkını savunan İstanbul Sözleşmesi'ni savunmak için burada olduklarını aktardı. Kocabaş, "İstanbul Sözleşmesi, kadınlara yönelik şiddetin faillerinin cezalandırılmasına yönelik hazırlanmıştır. Her türlü tedbirle şiddete maruz kalanların güvende hissetmesi için devletlere sorumluluk bindirir. Sözleşme, kadınlara yönelik şiddet suçlarına indirim uygulanmamasına ve kolluk kuvvetlerinin yardım isteyenlere anında yardıma gidebilmesini açıkça vurguluyor. Sözleşme din, ırk ya da cinsel yönelim ayırımı yapmıyor" dedi.

'SÖZLEŞMENİN TARTIŞILMASI BİLE UTANÇ VERİCİ'
Sözleşmenin tüm ezilen kimlikleri kapsamlı bir biçimde koruduğunu söyleyen Kocabaş, "Bu sözleşmeden çekilmeyi sadece gündem bile etmek katillere cesaret veriyor. Tartışılması bile utanç vericidir. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmek demek kadınların, çocukların ve LGBTİQAA+'ların yaşam haklarının ellerinden alınması demektir" diye belirtti.

ÖZGÖKÇE: VAN KAYYUMU KADIN KURUMLARINI KAPATTI
Duruşma salonunun kalabalık olmasına dikkat çeken Van Barosu'ndan Rabia Özgökçe, "Buradaki kadınlara 'ne istiyorsunuz' diye sorarsanız, bizler gece sokakta tedirgin yürümek, plazalardan atılmak, çocuklarımızın gözü önünde öldürülmek istemiyoruz. Biz insan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz. İlmek ilmek alınan haklarımızı bir gecede bir kişinin sözüyle kaybetmek istemiyoruz" dedi. Özgökçe, kanunlar uygulansaydı ve koruma kararları alınsaydı "Ölmek istemiyorum" sözleriyle hatırlanan Emine Bulut'un şu anda hayatta olabileceğini söyledi. Van'a atanan kayyım belediyesinin icraatlarını anlatan Özgökçe, "Kayyım geldiği andan itibaren HDP'li belediyenin faaliyete soktuğu tüm kadın kurumlarını, kadın spor kulüplerini, sığınma evlerini kapattı. Kadınlara yönelik çalışan kursları kapattı" diye belirtti. Katledilen Fatma Altunmakas'a Kürtçe tercüman sağlanmadığı için kendini ifade edemediğini belirten Özgökçe, son olarak "Fatma'ya bir tercüman verilseydi belki Fatma ölmeyecekti" dedi. Ardından söz alan avukat Şeyma Şen ise İstanbul Sözleşmesi'nin milyonlarca kadının elde ettiği bir kazanım olduğunu aktardı. Şen, "Lütuf olarak gelmediği gibi keyfi olarak kaldırılamaz. Kadınların öfkesi gece yarısı bir kararla sindirilebilecek kadar zayıf değil. Sözleşme, sadece kadına yönelik cinayeti değil cinayete giden tüm yolları ortadan kaldırmayı amaçlıyor" ifadelerini kullandı ve davaların kabulüne karar verilmesini talep etti.

Duruşma devam ediyor.