29 Nisan 2026 Çarşamba

İran Komünist Partisi'nden çevrimiçi etkinlik

İran Komünist Partisi'nin düzenlediği çevrimiçi etkinliğe katılan devrimci parti ve örgüt temsilcileri, "İran'daki savaş, emperyalizm ve işçi sınıfının görevleri"ni tartıştı.

İran Komünist Partisi, devrimci ve komünist örgütleri çevrimiçi bir seminere davet etti. "ABD ve İsrail'in İran'a karşı emperyalist savaşı, savaşın küresel sonuçları ve işçi sınıfı ile komünistlerin durumu" başlığı altında düzenlenen seminerde, katılımcıların amacı bilgi paylaşmak, tartışmalara katılmak ve ezilenler, işçiler ve komünistlerin görevlerini analiz etmek olarak belirlendi.

Seminere İran'dan temsilcilerin yanı sıra Almanya, Türkiye ve Kürdistan'dan da temsilciler katıldı.

İKP temsilcisi, savaşın, burjuva medya tarafından iddia edildiği gibi ne başarısız uranyum anlaşması nedeniyle ne de "İran halkı için barış" gibi Trump'ın öne sürdüğü sebeplerle yapılmadığını vurguladı. "Şimdi istedikleri şeyin tam tersini elde ettiler. ABD'nin amacı, emperyalist dünya düzeni içindeki hegemonyasını sürdürmekti" dedi.

"ABD ve İsrail, tüm altyapıyı yok ederek İran'ı tarihsel olarak 100 yıl geriye atmak istiyor. Ama savaşın tek mağduru İran halkıdır. Yıllardır halkın İslam Cumhuriyeti'ne karşı verdiği mücadeleler ve isyanlar var, savaş bunları zayıflattı" diye belirtti.

Ayrıca, savaşın İran içindeki etkileri ele alındı. "Tüm yıkımlar, katliamlar ve altyapıların yok edilmesinin ardından, savaş İran ekonomisi üzerinde de büyük bir etki yaptı" diyen İKP temsilcileri, insani durumu da ortaya koyarak, şu anda tıbbi tedavi için kaynakların çok azaldığını ve diğer hayati öncelikli kaynakların yeterince sağlanamadığını belirttiler. "İslam Cumhuriyeti bunu açıklamasa da, bizler savaşın 50. gününden sonra petrol ve gaz kaynaklarının tükenmek üzere olduğunu biliyoruz. Bunun halk üzerinde büyük etkileri var" dedi.

İran Komünist Partisi, İran'ın dünya siyasetindeki ağırlığını da değerlendirdi ve devletin stratejik konumunu vurguladı: "İran, Güney Asya, Batı Asya ve Basra Körfezi arasında yer almakta ve petrol ve gaz gibi kaynaklar açısından zengindir. Ayrıca, İslam Cumhuriyeti Çin ile özel ekonomik ve askeri ilişkiler sürdürmektedir. Çin'e petrol ve gaz ihracatlarında Çin yuanı ve CIPS (SWIFT'in Çin versiyonu) kullanılmaktadır. ABD, bu ilişkilerle ekonomik olarak rekabet edemiyor ve bu nedenle İran'daki tüm kaynakları kontrol etme çabalarını sürdürüyor, bunun yanında yapay zeka ve uzay teknolojileri gibi yeni teknolojilerin kontrolünü de hedefliyorlar." 

Çevrimiçi seminerin bir diğer konusu, komünistlerin İran içindeki görevlerinin tanımlanmasıydı. İKP temsilcisi, özellikle 1 Mayıs'ta, İran'daki komünistlerin emperyalist bir çözümü kabul etmeyeceklerini göstereceklerini belirtti. "Bir yanda emperyalistleri kınadıkları bir güç olarak görürken, diğer yanda İslam Cumhuriyeti'ni ve burjuva kapitalist sistemi mücadele edilmesi gereken bir güç olarak görüyoruz" dedi.

İran'da devrimci komiteler ve mahalle komiteleri kurarak, eylemleri organize etmeyi önerdiler. Ayrıca, siyasi tutsakların özgürlüğü için mücadele etmenin gerekliliği vurgulandı, bu mücadelenin küresel bir düzeyde verilmesi gereğine işaret edildi. İKP'ye göre, bir başka perspektif de küresel bir savaş karşıtı hareketi kurmak ve bunu eşitlik temelinde, farklı güçlerin işbirliğiyle yürütmek gerekir.

Bir diğer temsilci, konuşmasında İran'daki ekonomik durumu çözümledi. Enflasyon oranının %5'ten %8-9'a yükseldiğini, işsizliğin arttığını ve yaklaşık 2 milyon insanın işsiz kaldığını belirtti: "Özellikle Kürt bölgeleri büyük bir yıkım yaşıyor. Fabrikaların yıkılması nedeniyle yaklaşık 70 bin işçi bir gecede işsiz kaldı. Bu yalnızca işçileri değil, aynı zamanda 70 bin aileyi de etkiliyor."

Türkiye ve Kürdistan'dan bir konuşmacı ise seminere, ezilenlerin durumunu gündeme taşıdı. "Biz komünistler, üçüncü bir devrimci seçeneği savunmalıyız, devrimci iyimserliği işçi sınıfına, İran'daki ezilen halklara yaymalıyız ve ezilenlerin birliğini savunmalıyız" dedi. Ayrıca, İran'daki Kürt güçlerinin rolü de vurgulandı. Bölgedeki değişimlerin hızla gerçekleşebileceği, Rojhilat’taki Kürt güçlerinin durumu ezilenlerin lehine çevirebilecek potansiyele sahip olduğu ifade edildi, ancak bileşenlerinin emperyalizme karşı tutum farklılıklar taşıdığı Rojhilatlı ulusal ittifakın belirli risklerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Konuşmacı, gerçek özgürlüğün, emperyalist güçlere dayanarak elde edilemeyeceğini de vurguladı.

Katılımcılar, seminerin Ortadoğu ve Avrupa'daki komünistlerin ilişkiye girmesi ve ortaklıkları tartışması için önemli bir itici güç olduğunu belirtti. Bu tür girişimler, savaş, emperyalizm ve faşizme karşı mücadelede canlı bir etkileşim ve işbirliği için önemli adımlar olarak vurgulandı.