21 Temmuz 2024 Pazar

Hatimoğulları: İrade hırsızlarına karşı halkın iradesi kazanacak

Meclis grup toplantısında gündemi değerlendiren HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Umut bizimle, halkımızın kararlılığı ve cesareti bizimle. Halkımızla birlikte büyük kazanacağız. İrade hırsızlarına karşı halkın iradesi kazanacak ve halklarımız büyük bir tarih yazacak bu seçimlerde" ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

'MADENCİLERİN YANINDAYIZ'
4 Aralık'ın Madenciler Günü olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, rant ve sermayenin çıkarları için maden cinayetlerine göz yumulduğunu söyledi. "Maden ocaklarında hayatını kaybeden madencileri saygıyla anıyorum. Geçtiğimiz günlerde katledilen Vezir Muhammed'i de saygıyla anıyorum" diyen Hatimoğulları, madencilerin üretim çarklarının dönmesi için yaşam ile ölüm arasındaki incecik çizgide hayatlarını sürdürdüğünü kaydetti. Madencilerin zengin mücadele tarihine de işaret eden Hatimoğulları, HEDEP olarak madencilerin mücadelesinin yanında olduklarını ifade etti.

İçlerinde bulundukları coğrafyada savaş ve çatışmanın bitmediğini kaydeden Hatimoğulları, İsrail'in Gazze'yi her gün bombalamaya devam ettiğine dikkat çekti. İsrail'in "geçici ateşkes" sonrası işgal saldırılarını sürdürdüğünü ifade eden Hatimoğulları, bu savaşın durması ve derhal ateşkes sağlanması çağrısı yaptı.

'FİLİSTİN İÇİN TİMSAH GÖZYAŞLARI DÖKÜYORLAR'
Yaptırım gücüne sahip olanların hamaseti bırakmayıp timsah gözyaşlarına devam ettiğini vurgulayan Hatimoğulları, tüm dünyanın Filistin halkının katledilmesine seyirci kaldığını söyledi. Erdoğan'ın Netanyahu'ya "Gazze kasabı" demesine işaret eden Hatimoğulları, "Ama Rojava'da savaş suçu işleyen iktidarın mimarı olduğunu kendisi unutuyor. Rojava'da katledilen Kürt halkının ve küçücük bebeklerin nasıl katledildiğini unutuyor ve burada payı olduğunu unutuyor. Lahey'de yargılanacak o kadar insan var ki bunlardan biri de Erdoğan'dır" dedi.

Türkiye'nin İsrail'le askeri ve ticari hiçbir anlaşmasına son vermediğine işaret eden Hatimoğulları, şöyle devam etti: "İç siyaseti belirlemek için bunu yaptığını defaatle söyledik. Bunlar gazel okuyor. Geçen hafta partimiz bir grup önergesi verdi. Filistin sorununu gelin gündeme alalım, parlamentoda bir komisyon kuralım, çalışma yürütelim diye önerdik. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisinin Filistin için verdiği teklif, AKP ve MHP oyları ile reddedildi. Buradan soruyoruz: Siz neyden kaçıyorsunuz?"

'FİLİSTİN VE KÜRT HALKLARI İÇİN ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYALIM'
Siyasal iktidarın samimi olmadığını vurgulayan Hatimoğulları, Türkiye'deki bütün demokrasi güçlerine çağrıda bulunarak, "Gelin mazlum Filistin halkı ve bölgedeki Kürt sorunu da dahil olmak üzere sorunların çözümü için hep birlikte elimizi taşın altına koyalım. Ne Kürt ne Arap ne Türk ne Acem ne Ermeni hiçbir yurttaşın, coğrafyamızdaki hiçbir insanın yaşamını kaybetmemesi için gelin hep birlikte Ortadoğu'da barış ağacını hep beraber dikelim" dedi.

'ÇUKUROVA HALKI NEFESSİZ BIRAKILDI'
Büyük kongreleri sonrası Türkiye ve Kürdistan'ın dört yanını dolaştıklarını söyleyen Hatimoğulları, ziyaretlerde bulunduğu Adana ve Mersin'e dair gözlemlerini aktardı. Çukurova halkının nefessiz bırakıldığını ifade eden Hatimoğulları, "Geçmiş dönemde işçi göçü alan bir bölgeyken, şimdi işçi göçü veren bir bölge konumunda. İktidar 2002'den bu yana izlediği tarım politikalarıyla, birçok bölgede olduğu gibi büyük bir üretim merkezi olan, pamuk üretim merkezi olan, narenciye üretim merkezi olan Çukurova'mızda da tarımı bitirdi" dedi.

'ANTAKYA REZERV PLANLARIYLA SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİLECEK'
Bir başka ziyaretlerini Antakya'ya gerçekleştirdiklerini söyleyen Hatimoğulları, deprem bölgesinde pek çok sorunun sürdüğüne işaret etti. "Rezerv alan planı" kararı için Antakya'nın pilot bölge seçildiğini hatırlatan Hatimoğulları, şöyle devam etti: "Yaşadığımız deprem evlerimizi başımıza yıktı ama bu haber bir kez daha oradaki halkın başına çadırlarını ve konteynerlerini yıktı. Bu uygulama tam anlamıyla toprağa da kayyım atama uygulamasıdır. Antakya'nın bir deney tahtası olarak kullanılacağını zaten hepimiz biliyoruz. Bununla ilgili çokça gazeteci de yazılar yazdı. Başta İstanbul olmak üzere Maraş, Adıyaman, Malatya bu rezerv alan ilanıyla mevcut iktidarın yandaşı olan sermayeye bir kez daha peşkeş çekilecek. Afet riski var diyerek de toplumda meşruiyet oluşturmaya çalışıyorlar."

Afet tehlikesi olan yerlerde konutların gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, "Bu çağrımızı yaptık ama çağrımızı Erdoğan yanlış anlamış. Erdoğan kendi sermayesine peşkeş çekmek üzere depremzedenin kanı üzerinden para kazanmayı helal gören bir yaklaşım içinde. Rezerv alan ilanı bu anlama gelir" dedi. Depremin hiçbir zaman gündemlerden çıkmaması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, depremzedelerin sonuna kadar yanında olduklarını söyledi.

'HALKIMIZLA YAN YANA GELDİK'
Ziyaretlerine Diyarbakır, Mardin, Urfa, Antep'le devam ettiklerini aktaran Hatimoğulları, "Gittiğimiz bütün kentlerde halklarımızla, kadınlarla, demokratik kitle örgütleriyle, sivil toplum kurumlarıyla, kanaat önderleriyle, gençlerle, ailelerimizle buluştuk. Ailelerimizi evlerinde ziyaret ettik. Kürt halkı üzerindeki Çöktürme Planının bir parçası olan kayyım rejimine dair oradaki halkın aslında ne düşündüğünü, ne hissettiğini ve yerel seçimlerde nasıl bir politik tavır ortaya koyacağını bir kere daha gözlemledik" dedi.

'HALKA ADETA İŞKENCE YAPIYORLAR'
Suruç'u örnek veren Hatimoğulları, kayyumun halktan korkarak belediye binası etrafına büyük sütunlar inşa ettiğini anlattı. "Kayyım atanmış birçok yerin sokaklarında olduğu gibi her yer toz duman. Yolları kazmışlar. Saray tarafından atanmış memur olan o kayyım sanki o halktan intikam alsın diye görevlendirilmiş. Sokakları toza toprağa boğarak, yaşamı felç ederek kendilerine oy vermemiş halka adeta işkence yapma görevi verilmiş kendisine" diyen Hatimoğulları, halkın kayyumları yıkma iradesinin ise çok güçlü olduğunu vurguladı.

'TTB DENİNCE AKLIMIZA HALK SAĞLIĞINI SAVUNAN HEKİMLER GELİYOR'
Yaşamın her alanında kayyum rejimiyle karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Hatimoğulları, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi'ne kayyum atanmasına tepki gösterdi. "TTB deyince bizim aklımıza pandemide, depremde bütün olanaksızlıklara rağmen yaşamlarını tehlikeye atan, oradaki hastaları iyileştirmeye çalışan hekimler geliyor. 'Savaş bir halk sağlığı sorunudur' diyen barış anlayışı geliyor. Her şeyde olduğu gibi sağlığı da ticarileştiren, tekelleştiren anlayışa karşı kamucu anlayışı savunan zihniyet geliyor. Doğa ve insan için felaket olan zararlı asbestli gemi sökümüne karşı TTB'nin tutumu geliyor" diyen Hatimoğulları, bu davanın Şebnem Korur Fincancı'nın kimyasal silahla ilgili ifadeleri üzerine başladığını hatırlattı.

'KAYYUM ANLAYIŞINI ASLA KABUL ETMEYECEĞİZ'
"Kimyasal silahları kullanmaktan vazgeçmek yerine, bunu söyleyenleri yargılamak da her şeyi ayaklar altına alan, ahlaki ve hukuki her türlü çöküntüye imza atan bu iktidarın işi olabilir, başkasının işi olamaz. Boyun eğdiremediklerine, biat ettiremediklerine, kendi istedikleri gibi olmayan herhangi bir kuruma ve meslek odasına kayyım atamayı kendinde hak gören bu anlayışı kınıyoruz" diyen Hatimoğulları, rejimin kayyum stajını HDP'de yaptığını ancak şimdi tüm Türkiye sathına yaydığını belirtti. Kayyum anlayışını asla kabul etmeyeceklerinin altını çizen Hatimoğulları, TTB'nin yanında olduklarını vurguladı.

Saadet zinciri fon yolsuzluklarına işaret eden Hatimoğulları, "Bankacılardan futbolculara, Mehmet Ağarlara, Saray'a kadar uzanan büyük bir yolsuzluk ve hırsızlık trafiği var. Susurluk trafiğini hatırlayın, devlet-mafya-siyaset üçgeni vardı. Aylarca manşetlerden düşmedi ve toplum alanlardaydı. Meğer ki biz Susurluk'ta sadece fragman izlemişiz, asıl film şimdi oynuyor, asıl senaryo şimdi hayata geçmiş. Hepsinin eli halkın cebinde" ifadelerini kullandı.

'HIRSIZ SERMAYE VE ORTAĞI REJİMDEN ALACAKLIYIZ'
TÜİK verilerine göre enflasyonun yıllık 61.98 olduğunu kaydeden Hatimoğulları, gerçek enflasyon rakamlarının ise bunun 2-3 katı olduğuna dikkat çekti. Mehmet Şimşek'in "Sabretmemize değecek" sözlerine işaret eden Hatimoğulları, "Biz onu tanıyoruz. Onun IMF politikalarını nasıl hayata geçirmek isteyen birisi olduğunu, IMF'siz IMF'yi uygulayan, kemer sıkmayı dayatan biri olduğunu biz çok iyi biliyorduk. Ama topluma 'süper bakan' geliyor diye anlattılar ve bu bakanın söylediği şey sabretmemize değeceği. Bakana soruyoruz: 7.500 lira alan emekli, 11.402 lira alan asgari ücretli neye, nasıl, ne şekilde ve neden sabretsin? En önemli soru neden sabretsin? Hırsızlık ve enflasyon canavarı dört yanımızı sarmışken, yurttaşa sabretmeyi müminlikle eş değer gösteren AKP anlayışını buradan reddediyoruz" dedi. Cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlıklarıyla karşı karşıya olduklarını söyleyen Hatimoğulları, işçinin, emekçinin hakkının, sandıkta halkın iradesinin çalındığını kaydetti.

Hırsız sermaye ve ortağı olan rejimden alacaklı olduklarını ifade eden Hatimoğulları, Sizlere söz veriyoruz; Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan ekmek gül hürriyet günlerini görene dek, adil bir düzen kurana dek, hırsızları ve sömürgenleri süpürene dek mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.

'KADINLAR, GENÇLER, ENGELLİLER BİR ADIM ÖNE'
Yerel seçim hazırlıklarının devam ettiğini söyleyen Hatimoğulları, adaylarını en geniş kent uzlaşısıyla belirleyeceklerini vurguladı. Kadınların, gençlerin, engellilerin başvurularında artış beklediklerini dile getiren Hatimoğulları, "Buradan da onlara çağrımızı yapıyoruz: Bir adım önce çıkın ve bulunduğunuz her yerde aday olmak için başvurularınızı yapın. Toplumun tüm halklarını, inançlarını, renklerini ve seslerini bizler bu dönemde Türkiye'nin dört bir yanında aday göstereceğiz" dedi.

'KAYYUMLARI SÖKÜP ATACAĞIZ'
Her yerde kazanmak için yola çıktıklarını dile getiren Hatimoğulları, "Halklarımız partimizin etrafını öyle bir sarıp sarmalayacak ki, kayyımları oradan öyle bir söküp atacak ki o kayyımlar bir daha gelmemek üzere gidecekler. Halkımızla beraber, o kentin bütün yurttaşlarıyla beraber bizler kayyımlara karşı da elbette bir koruma kalkanı oluşturacağız. Çünkü orada bizim hayatlarımız var, yarattığımız değerlerimiz var. Bizler orada doğduk, orada büyüdük, orada yetiştik" ifadelerini kullandı.

İl, ilçe, mahalle ve köy örgütleriyle tam takım sahada olduklarını vurgulayan Hatimoğulları, şöyle devam etti: "Elini sıkmadığımız, kapısını çalmadığımız hiç kimse kalmayana dek sokaktayız. Her mahalleyi ve sokağı partimizin bayraklarıyla renklendirmek üzere halkımıza söz verdik ve biz o sözümüzü yerine getireceğiz. Umut bizimle, halkımızın kararlılığı ve cesareti bizimle. Halkımızla birlikte büyük kazanacağız. İrade hırsızlarına karşı halkın iradesi kazanacak ve halklarımız büyük bir tarih yazacak bu seçimlerde. Gaspçılar, kayyımcılar, darbeciler, halk düşmanları kaybedecek. Halka karşı örülen bütün duvarları 31 Mart Yerel Seçimlerinde halkımızla birlikte paramparça edeceğiz. AKP-MHP kayyımlarını kendi çukurlarına göndereceğiz ve bizim olanı geri alacağız."