1 Aralık 2021 Çarşamba

Eskişehir'li kadınlar: Kadına şiddet sistematiktir

Eskişehir Demokratik Kadın Platformu'nun çağrısı ile ESPARK AVM önünde bir araya gelen kadınlar, "Şiddete, yoksulluğa, eşitsizliğe karşı mücadele ve dayanışmayı büyütüyoruz" dedi.

Eskişehir'de kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde sokağa çıktı. Eskişehir Demokratik Kadın Platformu'nun çağrısı ile ESPARK AVM önünde bir araya gelen kadınlar, "Şiddete, yoksulluğa, eşitsizliğe karşı mücadele ve dayanışmayı büyütüyoruz" dedi.

Polis, kadınların toplandığı alanı barikatlarla abluka altına alırken, kadınlar, toplanma alanına aranarak alındı. Polis LGBTİ+ bayraklarını alana almadı.

Eskişehirli kadınlara yürüyüş boyunca esnaf ve Eskişehirliler de alkışlayarak destek verdi. Kadınlar MİGROS önüne geldiğine Eskişehir Demokratik Kadın Platformu adına basın metnini Ayşegül Yüksel Bağdat okudu.

Şiddete, yoksulluğa, eşitsizliğe karşı mücadele ve dayanışmayı büyüttüklerini vurgulayan Bağdat, 60 yıldır her 25 Kasımda Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde alanlarda olduklarını söyledi. 2021 yılının Türkiye'sinde her yeni güne vahşet boyutu artmış kadın cinayetleri haberleriyle uyanıldığına dikkat çeken Bağdat, "Bu yılın sadece ilk on ayında 243 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Ekim ayında ise 18 kadın öldürülürken, 19 kadının ölümü şüpheli görüldü. Katillerin bahaneleri hep aynı; "boşanmayı istemek, evlenmeyi reddetmek, barışmayı reddetmek"… Yani kadının kendi hayatına dair karar almak istemesi. Şiddet sadece kadınların en yakınındaki erkeklerden gelmiyor" dedi. Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da bir erkeğin sokakta hiç tanımadığı bir kadını 'karşı koyamayacağını, zayıf olduğunu düşündüğü' için samuray kılıcı ile katlettiğini hatırlatan Bağdat, "Şiddetin boyutu, nerden geldiği, vahşileşmesi her geçen gün bir önceki günü aratır durumdayken, erkek egemen iktidar aklı ise katilleri gazetelerin üçüncü sayfa haberiyle magazinleştirip şiddeti münferit olaylara indirgemeye çalışıyor. Ancak biz kadınlar biliyor ve haykırıyoruz; kadına şiddet sistematiktir ve kadın cinayetleri politiktir" diye konuştu. Gittikçe derinleşen yoksulluğun, geçim derdinin en can yakıcı olduğu bir dönemden geçildiğinin altını çizen Bağdat, bu ekonomik koşulların kadınlara işten atma, mobbing gibi hak ihlalleri olarak geri döndüğünü söyledi. Bağdat, sendikalaştıkları için, insanca koşullarda yaşamak istedikleri için şiddetin bin bir türlüsüne maruz kalan kadınların Bakırköy Belediyesi'nde, Adko Türk'te, Bel Karper'de, Alba Plastik'te Sinbo'da direnişin en önünde yer aldığını belirtti.

Açıklamada Eskişehir'de bedeni çöplüklerde aranan Sally'e de değinen Bağdat, "Sally için bugün burada adalet istiyoruz. Soruyoruz Sally nerede? Tıpkı Sally davasında olduğu gibi, soruşturmaların doğru düzgün yapılmaması, delillerin toplanmaması ve hatta yok edilmesi; faillerin para, mevki, iktidar yakınlık, güç, üniformaya sahip olması suçun üstünün örtülmesini kolaylaştıran bir yargı pratiği haline geldi. Ölmemek için öldüren Çilem Doğan'a verilen 15 yıl hapis cezası ise geçtiğimiz günlerde Yargıtay tarafından onandı. Kadın cinayeti davalarında tahrik ve iyi hal indirimleriyle ödül gibi ceza alan erkeklerin sırtını sıvazlayan erkek adalet Çilem Doğan'ın meşru müdafaa hakkını yok saydı. Şiddet sarmalından çıkmak için meşru müdafaa hakkını kullanan kadınların yanındayız" dedi. Şiddet gören kadın ve çocukların korunması için hayati önemde olan 6284 Sayılı Yasanın etkin şekilde uygulanmasını isteyen Bağdat, Diyanet İşleri Başkanlığı "şiddetle mücadelede" bir numaralı aktör haline getirildiğini vurguladı. Kadına yönelik şiddeti önlemekle ve kadınları korumakla sorumlu kurumların bütçeleri azaltılırken Diyanet İşleri bütçesindeki 'cömertliğe' dikkat çeken Bağdat, yaptığı ayrımcı açıklamalarla laiklik ilkesini yok sayan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kadına yönelik aşağılayıcı açıklamaları ile erkek şiddetini meşrulaştırdığının altını çizdi.