27 Mayıs 2024 Pazartesi

DEM Parti Kadın Meclisi: Savaşa ve kadın yoksulluğuna karşı mücadeleye

DEM Parti Kadın Meclisi, toplantı sonuç bildirgesini yayınlayarak, "Kadın meclisimiz, tüm kadınları savaşa ve kadın yoksulluğuna karşı ortak mücadeleye çağırmakta, 1 Mayıs'ta alanlarda görüşmeyi iple çekmektedir" ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından Ankara'da toplandı. Toplantının sonuç bildirgesi yayınladı.

'KAYYUM REJİMİ BİR KEZ DAHA GÖNDERİLDİ'
Sonuç bildirgesinde, iktidarın 31 Mart yerel seçimlerinde tüm imkanlarını seferber ettiği ancak kadınların ve halkların iktidara büyük bir yenilgi yaşattığı kaydedilen bildirgede, "Kürt halkına ve örmüş olduğu kadın özgürlükçü sisteme karşı yönelik bütünlüklü bir inkar ve imha politikası olarak inşa edilen kayyum rejimi, bir kez daha ve daha yüksek bir itirazla gönderilmiştir" denildi.

Van'da açığa çıkan direniş ve dayanışmayla halkın iradesini sadece sandıkta değil sokakta da gösterdiği kaydedilen bildirgede, "Türkiye halklarının umut, beklenti ve ihtiyaçları ile rejim ve yandaşları arasında giderek keskinleşen çelişki, toplumsal bir itiraza dönüşmüştür. Derinleşen yoksulluğa, işsizliğe, örgütsüzlüğe, çaresizliğe ve geleceksizliğe terk edilen kadınlar ve gençler, savaş ve şiddet politikalarıyla tüm haklı talepleri baskılananlar, başta metropoller olmak üzere rejime net cevabını vermiştir" denildi.

'KADINLAR ERKEK EGEMENLİĞİNE GEÇİT VERMEYECEĞİNİ GÖSTERDİ'
Halklar lehine açığa çıkan bu yeni politik atmosferin en önemli mimarlarından birinin de kadınların direnişi olduğu vurgulanan bildirgede, "Kadınların erkek-devlet şiddetine ve faşizme karşı mücadelede tüm muhalefete ilham kaynağı olan direnişi iktidarı sarsan tarihi bir role sahiptir. Kadınlar erkek egemenliğine ve faşizme geçit vermeyeceğini bu seçimlerde de tekrar göstermiştir" ifadeleri kullanıldı.

Eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet ilkelerine dönük saldırılara dikkat çekilen bildirgede, DEM Partinin kadın özgürlükçü çizgisinden ödün vermemesi, kadınların direnişi ve Kürt halkının tarihsel birikiminin bu saldırıları boşa çıkardığı kaydedildi.

Yerel yönetimlerde eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet modelinin topumun özgürlüğünün kurumsallaşması olduğu ifade edilen bildirge, şöyle devam etti: "Başta kadınlar olmak üzere tüm toplumun yerel demokrasiyle katılımcılığını esas alan, toplumsal tüm sorunlara politika üretecek bir yerel yönetimler modeliyle mücadelemizi büyüteceğiz. Yerel demokrasiyi erkek egemen siyasi partilerin kurgusuna ve insafına bırakmadan; üçüncü yolu kadınlarla, gençlerle, engellilerle, emekçilerle, yani halkların kendisiyle birlikte demokratik yerel yönetimlerde ortaya koymak için çalışmalara başladık. Biz kadınlar yeni yaşam iddiamızla kadın yoksulluğunu, şiddeti, sömürüyü ve ezilmeyi ortadan kaldıracak özgür siyaseti örüyor, yerel yönetimlerde sözümüzü uygulamaya koyuyoruz."

'SAVAŞ KARŞITI SİYASETİ BÜYÜTMEK TEMEL GÜNDEMİMİZ'
Erkek egemen kapitalist sistemin krizleriyle savaş eğiliminin giderek güç kazandığı ifade edilen bildirgede, savaş ve şiddetin derinleştiği bu koşullarda halk içinden kurulacak bir savaş karşıtı hareketin önemi vurgulandı. "Zira savaş ve neden olduğu zorunlu göçün kadınların yaşamlarında nasıl onarılmaz sonuçlar doğurduğu hepimizin malumudur. Nitekim bu savaşın yarattığı çoklu krizler beraberinde ev içi emeği yok görülen, bakım yükü ve zorlukları derinleşerek artan, emek piyasasında eğreti görülen iş güçlerinin ilk vazgeçilen, ücretlerinin ilk makaslanan olması nedeniyle en çok etkilenen kadınların yoksulluk koşullarının giderek koyulaşacağı günlerin yaklaştığı açıktır" denilen bildirgede, savaş karşıtı siyaseti büyütmenin temel gündemlerden olduğu kaydedildi.

'CEZASIZLIK POLİTİKALARINA KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ'
"Kürdistan'da, sömürgeci ve erkek egemenliğinin bütünen devreye girdiği özel savaş politikaları Kürt kadınlarının bedenine, kimliğine, emeğine, kurumlarına, kadınlar lehine yarattığı ilke ve değerlerine fütursuz bir saldırganlık olarak cisimleşmiştir. Erkek-devlet özel savaşın merkezi haline getirmeye çalıştığı Şırnak'ta bir uzman çavuşun kadınları taciz etmesi de bu politikalardan bağımsız değildir. Mardin'in Derik ilçesinde 2021 yılında 22 yaşındaki bir kadına şantajla sistematik bir şekilde tecavüz eden biri korucu üç kişiye açılan dava sonucunda verilen karar da bunun devamıdır. Kolluk kuvvetlerinin, özel harp unsurlarının Kürt kadınlarına uyguladığı taciz, tecavüz, istismar, şiddet vakalarına her gün bir yenisinin eklenmesi, bu sistematik saldırıyı bir kez daha gözler önüne sermektedir" ifadeleri kullanılan bildirgede, cezasızlık politikalarına karşı kadın özgürlük mücadelesinin yükseltileceği belirtildi.

Kobanê kumpas davasındaki hukuksuzluğa işaret edilen bildirgede, "Kararını dahi açıklayamayan erkek devlete, ona bağlı yargıya karşı Kobanê devrimi 'kadın devrimidir' diyerek, Kobanê davasında yargılanmak istenen arkadaşlarımızla dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz" denildi.

'TÜM KADINLARI SAVAŞ VE YOKSULLUĞA KARŞI ORTAK MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ'
Van halkıyla dayanıştığı için İzmir'de tutuklanan Sibel Örkmez ve Sedanur Uğur'un derhal serbest bırakılması çağrısında bulunulan bildirgede, "Emeği, kimliği, bedeni için sokakları terk etmeyen, erkek egemen iktidara boyun eğmeyen, her koşulda eşitlik, özgürlük ve adalet talep eden tüm kadınları birlikte çalışmaya ve birlikte yönetmeye çağırıyoruz. Birlikte kazandık birlikte yönetmek ve özgür bir yaşam inşa etmek için tüm kadınları ortak mücadelemize çağırıyoruz. Kadın meclisimiz, tüm kadınları savaşa ve kadın yoksulluğuna karşı ortak mücadeleye çağırmakta, 1 Mayıs'ta alanlarda görüşmeyi iple çekmektedir" ifadeleri kullanıldı.