23 Şubat 2024 Cuma

ÇEVİRİ | 2024 yılında Ukrayna savaşında bizi ne bekleniyor?

Temel olarak, perde arkasında sürekli müzakerelerin yapıldığı ve yapılmakta olduğu söylenmelidir. Mesele şu Rusya, Ukrayna'nın tamamen teslim olması söz konusu olsaydı, müzakereye hazır olabilirdi. Aynı zamanda bu, ne ABD'nin ne de Almanya'nın şu anda müzakere etmeye istekli olmadığı bir senaryo. Slogan şu, "Kaybedersem nasıl müzakere edebilirim, kazanırsam neden müzakere edeyim ki?"

Dünyanın gözleri Gazze'nin üzerindeyken Doğu Avrupa'da Ukrayna'nın hakimiyeti için kışkırtılan ve üçüncü yılına giren savaş hala devam ediyor. Kasım 2023'te İngiliz istihbaratı, savaşın başlangıcından bu yana Rusya tarafında ölen asker sayısını 70 bin olarak açıkladı. Ağustos 2023'te ABD, 70 bin Ukraynalı askerin ölümünü açıkladı. Buna ek olarak, savaş sırasında yaklaşık 10 bin sivil de hayatını kaybetti. Bu rakamlara ihtiyatla yaklaşmak gerekse bile, her iki tarafta da çoğu işçi sınıfı ailelerden gelen askerlerin çektiği büyük insani acıyı göstermektedir.

Yemen ya da Nijerya'da olduğu gibi devam etmekte olan diğer savaşlar da benzer bir kan kaybına yol açıyor. Yine de Ukrayna savaşı küresel siyasette farklı bir öneme sahip. Ukrayna savaşı, birbiriyle çatışan farklı çıkar grupların arasındaki bir iç savaş değil, ulus devletler arasındaki emperyalist bir savaş; bir tarafta emperyalist Rusya Federasyonu, diğer tarafta Ukrayna ve arkasındaki NATO güçleri var. Savaş bu yıl nasıl gelişecek? Bu soruyu yanıtlamak için öncelikle geçtiğimiz savaş yılına kısaca bir göz atmamız gerekiyor.

DENGE DURUMUNA ULAŞILDI
24 Şubat 2022'de Rusya Federasyonu'nun siyasi ve askeri liderliği, 2014'ten bu yana devam eden Ukrayna çatışmasını bir kara işgaliyle tırmandırmaya karar verdi. Daha ilk ayda Kırım ve Karadeniz'e kara bağlantısı kurularak önemli bir savaş hedefine ulaşılırken, başkent Kiev'e yapılan saldırı başarısız oldu. Nisan 2022'de Rus ordusu Ukrayna'nın kuzeydoğusunda geri püskürtüldü ve Ekim 2022'de güneydoğudaki Ukrayna kuvvetlerinin Dinyeper'e ulaşmasını sağlayan daha fazla ilerleme kaydedildi. Rus kuvvetleri geri çekilmeye başladı. O zamandan beri cephe hattı neredeyse hiç değişmedi ve iki tarafta askeri bir tıkanma durumuna evrildi.

Büyük tantanayla dünyaya duyurulan salvolara göre 2023'ün Ukrayna'nın yeniden saldırıya geçtiği ve kaybettiği toprakları geri aldığı yıl olması gerekiyordu, ancak bu gerçekleşmedi. Haritalara bakıldığında yıl boyunca ne kadar az toprak kazanıldığı görülüyor. 1 Kasım'da Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Komutanı General Valery Salushnyi, The Economist için kaleme aldığı bir makalede Ukrayna'nın "karşı taarruzunun" başarısız olduğunu ve savaşın bir mevzi savaşı -yıpratma savaşı a denebilir- aşamasına girdiğini itiraf etmek zorunda kaldı.

Rusya bu konuda temelde daha iyi bir konumda, zira daha büyük bir insan nüfusundan faydalanabiliyor ve kendi askeri sanayisi var. Resmi Rus devlet rakamlarına göre şu anda 617 bin Rus askeri Ukrayna'da konuşlanmış durumda. Devlet Başkanı Vladimir Putin şu anda yeni bir seferberlik ihtimalini dışlamış durumda. Ukrayna da halihazırda arka arka seferberlik çalışmaları yapmak zorunda kaldı ve giderek daha fazla sayıda vasıfsız ya da yaşlı insan cepheye katılıyor. Ülkenin yeniden inşasını sağlaması beklenen 18-27 yaş arası gençler şu anda hala cephenin dışında tutuluyor, ancak onlar da askere çağrılma riski altında olabilirler. Tank, mühimmat ve hatta tüfek gibi silahlar açısından Ukrayna neredeyse tamamen NATO güçlerine bağımlı durumda. Ve bu güçler Ukrayna ordusunun mühimmat açlığını gidermekte zorlanıyor.

EMPERYALİST ÇIKARLAR VE SAHTE BARIŞ
Kırım'a kara bağlantısı ve Karadeniz'e kara erişimi gibi emperyalist hedefler Rusya Federasyonu tarafından savaşın başında zaten elde edilmişti. Savaşın gidişatı RF'nin lehine döndüğü, daha da fazla toprak ilhak etmeye yöneleceği izlenimi veriyor. Putin, aralık ayı ortasında düzenlediği yıllık basın toplantısında hedeflerinin değişmediğini açıkça ortaya koydu: "Hedeflerimize ulaştığımızda barış olacak" dedi ve savaşla hala "Ukrayna'nın denazifikasyonunu ve askersizleştirilmesini" sağlamak istediğini açıkladı. Bunun ne anlama geldiği diğer ifadelerden de anlaşılıyor. Örneğin, yine Ruslar ve Ukraynalılardan "tek halk" olarak bahsetti. Bu daufuktaki hedefin Ukrayna'nın tamamen ilhak etmek olduğu anlamına geliyor. Ancak Putin daha bariz bir seçenekten de bahsetti. Karadeniz'deki konumu itibaren stratejik değerde olan Odessa'ya işaret ederek bir Rus şehrinden bahsetti. Milyonlarca nüfuslu Odessa Ukrayna'nın Karadeniz'e açılan kapısı ve jeostratejik açıdan son derece önemli.

RF yönetimin lehine olan bir diğer faktör ise ABD öncülüğünde NATO tarafından kışkırtılan Rusya'yı tecrit etme siyasetinin sonuç alamamasıdır. Putin 22 Kasım 2023'te G20 zirvesine fiilen katıldı ve aralık başında gösterişli bir şov ile Suudi Arabistan'da karşılandı. Rusya içinde savaşa karşı küçük çaplı direnişler ve gösteriler devam ediyor. Örneğin aralık ayı başında, savaşan askerlerin eşlerine eylem yapmalarını engellemek için para ödendiği ortaya çıktı. Ancak Levada Centre tarafından Ekim 2023'te yapılan temsili bir anket, Rus nüfusunun yüzde 76'sının, Rus tarafının resmi olarak "özel bir askeri operasyon" olarak tanımladığı Ukrayna'ya karşı savaşı desteklemeye devam ettiği sonucuna vardı.

Dolayısıyla Rusya Devlet Başkanı'nın 15-17 Mart'ta yapılması planlanan ve işgal altındaki Ukrayna topraklarında da gerçekleştirilecek olanbaşkanlık seçimlerine aynı özgüvenle girmesi muhtemeldir. Paralı asker lideri Prigozhin'in silahlı müzakere girişiminin başarısız oldu. Diğer yandan bu sahte seçimde şu anda ciddiye alınabilecek bir rakip de yok. Bu nedenle Rusya tarafından savaşın gidişatına dair değişiklikler ancak Putin'in muhtemelen güçlenerek çıkacağı seçimden sonra beklenebilir. Bu arada Rus ordusu da hırpalanmış Ukrayna halkına manevi bir darbe indirmeye çalışıyor. Bu nedenle savaşın başlamasından bu yana başkent Kiev'e yönelik en ağır hava saldırılarının Noel ve yılbaşı gecesi gerçekleşmesi tesadüf değildir. Ukrayna ise Rusya'nın sınır kasabalarını bombalayarak karşılık verdi.

ABD EMPERYALİZMİN HESAPLARI
Rusya'nın stratejik rakibi ABD olmaya devam ediyor. Ukrayna'nın askeri işgali tam olarak ABD etkisini zayıflatmayı amaçlıyordu. Diğer yandan ABD emperyalizminin kendisi de Rusya'yı çevreleme planının bir parçası olarak Ukrayna'yı yıllar önce silahlandırmaya başladı. ABD yönetimi çeşitli adımlarla Rusya Federasyonu'nu bir işgale kışkırtmaya çalışsa da, ABD başkomutanı savaşın patlak vermesinden hemen sonra savaşı Ukrayna ilesınırlı tutma sloganını yükseltti. Her ne pahasına olursa olsun nükleer bir savaştan kaçınılacaktı. Gerilimin sınırlandırılması ABD'nin barış fikrinden değil, nihayetinde "Çin'e ne kadar odaklanacağız" sorusundan kaynaklandı. Obama'dan bu yana ABD müesses nizamı içerisinde Çin emperyalizminin başlıca rakip olduğu konusunda bir fikir birliği olsa da, nihayetinde iki yönde kendini gösteren ve aralarında grinin birçok tonunun da bulunduğu farklılıklar da mevcuttur. Bu yönler, savaşın gidişatı karşısında giderek daha belirgin hale geldi. ABD emperyalizmin içinde bir eğilim "tüm güçler Çin'e karşı yönelmeli" fikrini savunuyor. Bu kesim Rusya'nın zaten yeterince zayıfladığını ve bu nedenle ABD'nin Ukrayna'daki çatışmayla asıl düşmanından uzaklaşacağını varsaymaktadır. Bu çizgi, Şubat 2023'te savaştan çekilme çağrısında bulunan etkili RAND Cooperation tarafından hazırlanan bir strateji belgesi ile örneklendirilmiştir. Aynı yazar Haziran 2023'te Foreign Affairs'de yayınlanan "Kazanılamaz savaş-Washington'un Ukrayna'da bir oyun sonuna ihtiyacı var" başlıklı makalesinde bu çizgiyi yinelemiştir. Bu çizginin siyasi ifadesi çeşitli sağcı Cumhuriyetçiler ve Cumhuriyetçilerin muhtemel başkan adayı Donald Trump'tır. Trump, Ukrayna'daki savaşı 24 saat içinde sona erdirebileceğini defalarca ilan etmişti.

Bir diğer görüş ise şu. "Esas olarak Çin'e karşı çıkılmalı ama aynı zamanda dünyanın polisi kalınmalı". Bu çizgi ABD'nin Ukrayna'yı desteklemeye devam etmesi gerektiğini, aksi takdirde dünyada artık ciddiye alınmayacağını varsayıyor. Etkili strateji danışmanı Fiona Hill'in aralık ayında açıkladığı gibi, bu durumda ABD'nin güvenlik vaatleri artık ciddiye alınmayacaktır. Hill ayrıca ABD'nin Ukrayna için harcayacağı paranın yüzde 70'inin ülke içinde savaş üretimine harcanacağını, yani "Ukrayna'ya yardımın" ABD ekonomisi ve askeri sanayisi için karlı olacağını savundu. ABD Kongresi'nde Ukrayna'ya yönelik 60 milyar dolarlık yeni askeri paket üzerinde süren pazarlık, bu iki grup arasındaki mücadelenin bir ifadesidir. Burada Cumhuriyetçiler, onayları karşılığında Biden yönetiminden daha fazla göçmen karşıtı önlem istiyor. Çatışma muhtemelen çözülebilecek olsa bile, iki pozisyon arasındaki tartışmanın devam edeceği açıktır. Bunun bir ifadesi de ABD'de 5 Kasım 2024'te gerçekleşecek olan ve Trump ile Biden'ın her birinin bir safta yer alabileceği başkanlık seçimleri olacaktır.

ALMAN EMPERYALİZMİN BÜYÜK SAVAŞ HAZIRLIKLARI
AB'nin baş aktörlerinden Alman emperyalizmi Ukrayna'daki savaşın patlak vermesine hazırlıksız yakalandı. ABD ve Rusya arasında on yıllardır süren tahterevalli siyaseti aniden sona erdi ve Almanya ABD'nin küçük ortağı konumuna indirildi. Bu durum AB ve Rusya arasındaki doğalgaz boru hattı Nord Stream'in muhtemelen ABD tarafından patlatılmasıyla mühürlendi. Dolayısıyla Alman emperyalizminin geride kalmamasının tek yolu, kendisinin büyük bir askeri güç haline gelmesi ve hammaddede kendi kendine yeterliliğini arttırmasıydı. Trafik ışığı hükümeti Alman emperyalizminin bu iki hedefini gerçekleştirmeye çalışıyor. İsrail'de olduğu gibi Almanya, ABD dışında Ukrayna'nın en büyük destekçisi haline geldi. Bu hem askeri malzeme hem de bir milyondan fazla Ukraynalı mültecinin kabul edilmesi de dahil olmak üzere mali destekler için geçerlidir. Hükümet 2024 yılında da bu çizgiyi korumaya çalışacaktır. Ukrayna savaşının Alman dış politikasındaki büyük önemi, Şansölye Olaf Scholz'un diğer destekçilerin çekilmesi halinde bu yıl borç frenini yeniden askıya almak isteyebileceğini önceden açıklamasından da anlaşılıyor. Macaristan'ın veto etmesi nedeniyle Ukrayna'ya 50 milyar avroluk bir paket şu anda beklemede. Burada da karmaşık uzlaşmalara varılacaktır, ancak bu ABD'de olduğu gibi Avrupa'da da merkezkaç kuvvetlerin güçlendiğini göstermektedir.

Alman emperyalizmi buna karşı çıkmak istiyor. Bunun temel nedeni, Ukrayna'daki savaş bayrağı altında militarizasyonun hızlandırılabilecek olmasıdır. Federal Savunma Bakanı Boris Pistorius (SPD) temmuz ayında önümüzdeki yıllarda mühimmat üretimine 20 milyar avro yatırım yapmayı planladığını açıkladı; Litvanya'da Alman komutası altında bir silahlı tugay kurulacak; ülke içinde zorunlu askerlik hizmetinin yeniden etkinleştirilmesi için hazırlıklar yapılıyor; kemer sıkma bütçelerine rağmen askeri bütçe arttırılıyor vs. Alman emperyalizmi, Alman nüfusu silahlanmaya daha da uyumlu hale gelene ve kendi birikimleri tamamlanana kadar savaşı sürdürmekte çıkarlıdır.

"Trump" hayaleti daha da geniş kapsamlı militarizasyon adımlarını hazırlamak için de kullanılıyor. Hükümetin düşünce kuruluşu Stiftung Wissenschaft und Politik'ten Markus Kaim kısa bir süre önce Almanya'nın nükleer bomba yapması çağrısında bile bulundu. Bunun önünde pek çok engel olsa da, bu durum tartışmanın saldırgan militarizasyona doğru ne kadar kaydığını gösteriyor.

UKRAYNA BURJUVAZİSİ HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR
Askeri başarıların gerçekleşmemesi ve merkezi aktörlerin tam bir tırmanışa odaklanmak istememesi nedeniyle Ukrayna'daki çatışmalar da artıyor. Bu da ülkenin emperyalist hamilerine olan bağımlılığını bir kez daha vurguluyor. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'nin popülaritesi yüzde 70'ten yüzde 50'ye düştü. Bir bütün olarak hükümete yönelik güven ise yüzde 20'ye düşmüş durumda. Bunun nedeni hala orta ve büyük ölçekli sermayedarların kendi yandaşlarını satın aldığı yaygın yolsuzluk. Askeri ve siyasi baskı, Ukrayna yönetiminin şu anda güçlü bir yön mücadelesi içinde olduğu gerçeğine de yansıyor. Zelensky, kasım ayında verdiği röportaj nedeniyle Başkomutan Salushnyj'i sert bir şekilde eleştirdi. Bu arada, Alman CDU vakfı tarafından inşa edilen Kiev Belediye Başkanı eski boksör Vitali Klitschko, Zelensky'ye açıkça saldırdı. Klitschko'ya göre Zelenski "Ukrayna'nın demokrasi" nitehlikeye atıyor.

Ukrayna Başkanlık seçiminin aslında bu yıl yapılması gerekiyordu. Ancak sıkıyönetim hala yürürlükte ve bu nedenle gerçekleşmeyeceği varsayılıyor. Bu da Ukrayna halkının demokratik haklarının giderek erozyona uğradığı anlamına geliyor. Cepheden de askerlerin haklarının kısıtlandığına dair yoğun eleştiriler geliyor.Savaş kuvvetlerinin moral gücü zayıflıyor. Ancak Ukrayna burjuvazisi için bir hayatta kalma mücadelesi başladı. Vazgeçmeyecekler ve başarabildikleri kadarını başarmaya çalışacaklar. Zelenski yeni yıl konuşmasında bir kez daha iddialı hedefler ortaya koydu: Kırım'ı izole etmek ve Karadeniz'i ele geçirmek için çabalamak istiyor. Ancak bunlar aynı zamanda Rusya için merkezi stratejik asgari hedeflerdir. Bu doğrultuda bir uzlaşma pek mümkün görünmüyor. Yine de Ukrayna yönetimi bu savaşı aktif bir şekilde sürdürmeye çalışacaktır. Zelenski bu amaçla 500 bin asker daha seferber etme niyetini açıkladı. Bunun yaklaşık 13 milyar ABD dolarına mal olması gerekiyor ki Avrupa'nın en fakir ülkesi olan Ukrayna'nın bu miktarı karşılayabilmesi ancak Batılı destekçilerin bu "insan malzemesini" ödemesiyle mümkün olabilir. Buna ek olarak Almanya'daki Ukraynalı mülteciler de savaşmaya zorlanabilir. CDU'lu bir dış politika uzmanı hükümetin bu konuda yardımcı olması gerektiğini ifade etti bile.

PEKİ 2024'TE NE OLACAK?
Çeşitli aktörlerin çıkarları analiz edildiğinde savaşın 2024'te de devam edeceği görülmektedir. Rusya kendi hedeflerine ulaşmaya çalışacaktır. ABD'deki destekte büyük bir değişim olsa da bu henüz kesin bir sonuç değil. Almanya'nın Ukrayna'ya desteğini sürdürmesi ve hatta arttırması muhtemeldir, ancak Ukrayna'nın ne "kaybedeceği" ne de "kazanacağı" yönünde desteği olacak. Ukrayna zaten mümkün olduğunca uzun süre savaşmaya devam edecektir.

ANCAK 'MÜZAKERE' TALEPLERİNE İLİŞKİN ÇEŞİTLİ RAPORLAR NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?
Temel olarak, perde arkasında sürekli müzakerelerin yapıldığı ve yapılmakta olduğu söylenmelidir. Mesele şu Rusya, Ukrayna'nın tamamen teslim olması söz konusu olsaydı, müzakereye hazır olabilirdi. Aynı zamanda bu, ne ABD'nin ne de Almanya'nın şu anda müzakere etmeye istekli olmadığı bir senaryo. Slogan şu, "Kaybedersem nasıl müzakere edebilirim, kazanırsam neden müzakere edeyim ki?"

Amerikan Girişim Enstitüsü'nden Amerikalı analist Kori Shake, Batı'da "müzakere" önerenlerin bile gerçekte barışla ilgilenmediklerini açıklıyor. Amaçları, Rusya'nın büyük tavizler vermeden müzakereleri reddedeceği ve bunun da nihayetinde silah tedarikine desteği arttıracağı varsayımından hareketle tartışmayı değiştirmektir. Tüm bu nedenlerden ötürü, savaşı sona erdirecek müzakerelerin yapılması pek olası görünmemekle birlikte, savaş alanı yeniden değişene ya da öngörülemeyen başka gelişmeler yaşanana kadar yıpratma savaşının devam etmesi daha olasıdır.

*Perspektive sitesinde yayınlanan yazı Ivana Benario tarafından ETHA için Türkçeye çevrilmiştir. Yazının aslında buradan ulaşabilirsiniz.