4 Aralık 2022 Pazar

Arîn Çîya yazdı | Rojhilat'ta devrim ve Kürtlere karşı topyekun savaş

Devrim artık durdurulamaz. Ya özgürlük ya ölüm, ayaklanmanın geldiği aşama budur. Ya faşist molla rejimi yıkılacak ya da faşist molla rejimi devrimci ayaklanmayı kan içinde boğacak. Faşist molla rejimi Rojhilat'taki devrimci ayaklanmayı bastırabilirse diğer yerleri daha kolay susturabileceğini hesap ediyor. İki ayı aşkındır süren ve giderek şiddetlenen devrimci ayaklanma karşısında Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketinin, Türk emekçi solunun, Kürt ulusal solunun gösterdiği duyarsızlık kabul edilemez. Rojhilat, Kürdistan'ın bir parçasıdır. Orası devrimimizin bir yarısıdır. Rojhilat ve İran'da elde edilecek devrimci demokratik bir kazanım Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu'nun siyasi çehresini değiştirecek, devrimci altüst oluşların hızlanmasına yola açacaktır. Bunu görmeyen bir siyasal akıl kaybetmeye mahkumdur.

Rojhilat ve İran'da devrim iki ayı aşkındır devam ediyor. Faşist molla rejimi çıkmazda. Katliamlar, işkenceler, tutuklamalar ve idamlar halk ayaklanmasını durduramadı. Genel grev genel direniş giderek daha yaygın ve kitlesel bir nitelik kazandı. Üniversite ve lise öğrencileri boyun eğmeyi reddediyor. Giderek artan sayıda işçi gösterilere katılıyor. Ayaklanmacılar sokakları terk etmiyor ve faşist molla güçlerine ve kurumlarına karşı kitle şiddetine her geçen gün daha fazla başvuruyor.

Faşist molla rejimi sarsılıyor ve karşıdevrimci şiddetin dozunu her geçen gün daha fazla arttırıyor.

DEVRİM YENİ BİR AŞAMADA
Devrim artık durdurulamaz. Ya özgürlük ya ölüm, ayaklanmanın geldiği aşama budur. Ya faşist molla rejimi yıkılacak ya da faşist molla rejimi devrimci ayaklanmayı kan içinde boğacak.

Ayaklanma bütün İran sathına yayılsa da Rojhilat giderek daha belirgin biçimde ayaklanmanın merkezi haline geldi. Kürtler ve kadınlar devrimin başlıca iki sürükleyici gücü.

Sine, Saqiz, Îlam, Mahabad, Bokan, Bane, Kirmanşan, Piranşar, Meriwan gibi Kürdistan şehirlerinde ve pek çok kasabalarında ulusal özgürlük sloganları yükseliyor, ulusal kurtuluş sembolleri kullanılıyor. Pek çok Kürt şehir ve kasabasında rejim fiilen etkisizleştirilmiş durumda.

Faşist molla rejimi de elbette buna göre pozisyon alıyor. Kürtleri yalnızlaştırarak ezmek için bütün olanaklarını seferber etmiş durumda. Rojhilat'taki devrimci ayaklanmayı bastırabilirse diğer yerleri daha kolay susturabileceğini hesap ediyor.

SÖMÜRGECİLERİN ZAMANDAŞ SALDIRI HAZIRLIĞI
Faşist molla rejimi Rojhilat'taki ayaklanmayı ezmek için Rojhilat Kürdistan'ında ulusal özgürlük mücadelesi veren partilerin Başûr'daki karargahlarını bombaladı. Şimdi yeni ve çok daha kapsamlı bir hazırlık içinde. Başûr'u işgal etmekle tehdit ediyor. Böyle bir kara harekatı her an başlayabilir.

Türkiye'deki faşist şeflik rejimi de Başûr ve Rojava'ya yönelik yeni ve kapsamlı bir işgal saldırısı için fırsat kolluyor. NATO'nun ikinci büyük ordusu olarak en yüksek vuruş teknikleri, kimyasal silahlar kullanarak giriştiği saldırıdan sonuç alamadı. Medya Savunma Alanlarında gerilla direnişini kıramadı. Irak devleti ve KDP üzerinden Şengal Özerk Yönetimini ortadan kaldırma girişimi sonuçsuz kaldı. Rojava'ya işgal için emperyalistlerden izin alamadı.

Tam da böylesine sıkışmış bir durumdayken sömürgeci faşist Türk devleti Taksim'deki kontrgerilla saldırısını Rojava'ya saldırmanın ve Başûr'daki işgalini genişletmenin gerekçesi yapmak istiyor. Rojava'da Kobanê ve Minbic'in yan sıra Derîk ve Semelka sınır bölgesi işgalin ilk hedefleri arasındadır. Başûr'da da daha önce defalarca dile getirildiği gibi Şengal'e uzanan bir işgal koridoru açılmak isteniyor. Türk devleti Kürdistan'ın her iki bölgesinde de yeni işgal saldırısına her an girişebilir.

Türk ve İran sömürgecilerinin zamandaş saldırılarının ortak hedefi Kürtlerin ulusal kazanımlarını ortadan kaldırmaktır. Türk devletinin Musul ve Kerkük'ü işgal ederek ilhak etme amacı da göz ardı edilmemelidir.

ACİL DURUM GÖREVİ: KÜRT ULUSAL ÖZGÜRLÜK CEPHESİ
Türk ve İran devletlerinin sömürgeci saldırılarına emperyalistlerin izin vermeyeceğini düşünmek ve buna göre pozisyon almak büyük bir hatadır. Her iki sömürgeci devlet de Kürt gerillası ve ayaklanması karşısında çaresizdir. Ya gerillayı ve ayaklanmayı ezecekler ya da yıkılacaklar, bu nedenle var güçleri ile yükleneceklerdir. ABD ya da Rusya karşı çıksa da saldırmaktan geri durmayacaklardır.

Kürt halkı Ortadoğu'nun öncü devrimci halkı olarak tarih sahnesine yeni bir giriş yaptı. Rojhilat'daki devrimci ayaklanma bunun son halkasıdır. Buna karşın Kürt ulusal hareketinin temel zaafı parçalı olmasıdır. Başûr ve Rojava'ya yönelik sömürgeci işgal tehditleri de gösteriyor ki Kürdistan'ın hiçbir parçası kendi başına kurtuluşunu gerçekleştiremez, Başûr'da da görüldüğü gibi en ileri ulusal kazanımları da güvence altında değildir. Kürt ulusal özgürlük mücadelesine öncülük etme iddiasındaki partilerden de biri diğerlerinden ne denli güçlü olursa olsun kendi başına zafere ulaşamaz. En acil biçimde bir Kürt ulusal özgürlük cephesi kurulmalıdır. Dört parçada ayrı devletlerin sömürge boyunduruğu altında oldukları için bunun ne kadar zor, karmaşık bir görev olduğu açıktır. Fakat diğer yandan, kapitalizmin varoluşsal krizinin sonucu olan siyasi karmaşada devletler arası çelişki ve çatışmaların şiddetleneceği ve bütün sınır taşlarının oynak hale geldiği hesaba katılmalıdır. Ama bundan daha önemlisi Rojhilat ve İran'da olduğu gibi ezilenlerin devrimci ayaklanmalarla tarihe etkin biçimde müdahale ettiği bir süreç içindeyiz. Kürt ulusal özgürlük güçleri eğer bu sürece bir ulusal demokratik cepheyle dahil olmazlarsa Kürdistan'ın ulusal boyunduruktan kurtulma fırsatını heba etmiş olacaklardır.

DEVRİM NE KADAR UZAK ROJHİLAT NE KADAR YAKIN
İki ayı aşkındır süren ve giderek şiddetlenen devrimci ayaklanma karşısında Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketinin, Türk emekçi solunun, Kürt ulusal solunun gösterdiği duyarsızlık kabul edilemez. Rojhilat, Kürdistan'ın bir parçasıdır. Orası devrimimizin bir yarısıdır. Rojhilat ve İran'da elde edilecek devrimci demokratik bir kazanım Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu'nun siyasi çehresini değiştirecek, devrimci altüst oluşların hızlanmasına yola açacaktır. Bunu görmeyen bir siyasal akıl kaybetmeye mahkumdur.