30 Haziran 2022 Perşembe

1 Mayıs kitle seferberliği ve örgütlenme

1 Mayıs'a doğru giderken açığa çıkmış olan koşullar, çok önemli bir bağıntıya, devrimci öncünün politik faaliyetiyle kitlelerin kendiliğinden bilincini, bu bilince dayalı olarak yükselen hareketini buluşturmanın mutlak ihtiyacına işaret ediyor. Diğer bir anlatımla, gerçek bir kitle örgütlenmesi seferberliğine, bu örgütlülüğün çok değişik türden biçimlerinin başarılması görevinin omuzlanmasına dikkat çekiyor.

1 Mayıs heyecanı daha nisanın ilk günlerinde sokakları sarmaya başladı. 2021'in son aylarında gelişen zam ve yoksulluk karşıtı kitle hareketi, ocak-şubat aylarında büyüyen işçi grev dalgası ve nihayet 8 Mart, 12 Mart ve 21 Mart Newroz'la doruğa çıkan politik kitle hareketiyle beslenecek 2022 1 Mayıs'ının daha şimdiden güçlü bir kitle katılımıyla geçeceğini, 1 Mayıs'ın biriken toplumsal öfkenin akacağı tarihi bir gün olacağını öngörmek, gerçeğe uygun düşecektir. Bu bir temenni değil, bilakis, o ünlü sözle ifade edecek olursak, somut koşulların somut tahliline dayalı bir tespittir.

Yoksulların saflarında birbirinden farklı biçimlerde yaşanan her günkü gelişmeler, somut koşulların hangi maddi zeminde şekillendiğini gösteriyor. Birkaç gün önce Manisa Turgutlu'da bir emekçi, yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle kaymakamlık önünde bedenini ateşe verdi. Aynı günlerde İzmir Konak'ta bir diğer yurttaş valilik önünde iş talebiyle intihar girişiminde bulundu. Bir başka zaman vaka-i adiyeden sayılabilecek bu türden olaylar, güncel koşullarda gelişmelerin politik özüne işaret eden tek tek örneklerdir. Yoksulluğun, işsizliğin, sefalet koşullarının ne denli şiddetlendiğini gösteren başka göstergeler de var. Örneğin, Urfa'da temizlik işçisi alımı için açılan 60 kişilik kontenjana 53 bin işsiz başvuru yaptı. Ramazan ayında belediyeler tarafından kent meydanlarında açılan iftar çadırları önünde bugüne kadar görülmemiş düzeyde kalabalık sıralar oluşmaya başladı. Çöpten yiyecek toplayan, semt pazarlarının ardından yerlere atılmış çürük meyve-sebzelerden seçerek alan yoksullar gerçeği ise durum 'sıradanlaştığından' olsa gerek artık haberlere konu dahi yapılmıyor.

Öte yandan, milyonlarca emekçi bankalara borçlandırılmış durumda. Tüketici kredisi ve kredi kartı borcu bulunanların sayısı 2022'de 35 milyonu buldu. Yasal takibe düşenlerin sayısı ise geçen yıla oranla yüzde 150'ye varan bir oranda artarak 1 milyon 700 bini aştı.

İşçi sınıfının farklı bölükleri bir yandan düşük ücretlere karşı, öte yandan sendikal örgütlenme hakkı için harekete geçiyor, fiili grevlere yöneliyor, patronları ve sendikal bürokrasiyi zorluyor. Özellikle ihraç malları üretiminde istihdam edilen ucuz işgücü kaynağı olarak görülen işçiler giderek daha fazla sayıda direniş başlatıyor. İstanbul ve Antep başta gelmek üzere, onlarca grev ve iş bırakmanın özellikle tekstil iş kolunda yaşanması bunun somut verisidir.

Ekonomik kriz kaynaklı gelişmeler kadar ezilen kesimleri siyasal ve ideolojik olarak nefessiz bırakan politik İslamcı faşist saray rejiminin uygulamaları, Kürt halkına dönük sömürgeci saldırılar ve Kürdistan'daki yeni savaş senaryoları, yoksulları kuşatan gerici tarikatlar, sağlık ve eğitim başta gelmek üzere halk yaşamını doğrudan etkileyen kamusal ve nitelikli meslek gruplarındaki gelir düzeyi kaybı kadar ideolojik baskılar nedeniyle de yaşanan emek göçü, kadınlara dönük tavan yapmış şiddet, üretim süreci dışında bırakılan gençleri kirli ağlarına düşüren faşist çete ve mafyatik yapılanmalar gibi toplum yaşamını habis bir ur gibi saran olgular, sınıf mücadelesinin somut koşullarının diğer güncel verileri oluyor.

1 Mayıs alanlarına akacak toplumsal öfkenin hangi kaynaklardan beslendiğini, tekrar söyleyecek olursak, somut koşulların tahlilini bu şekilde özetlemek mümkün. Peki, bu durum bize neyi anlatıyor, hangi görevi yüklüyor? Sömürü ve baskı düzenini hedefleyeceği yerde öfkesi kendine yönelen ya da içe patlayan yurttaş, ücretleri gasp eden, işçileri sokağa atan, sendikal faaliyeti engelleyen patronlar sınıfına ve onların iktidarı yerine -başlangıçta anlamlı bir pratik olsa da- direniş bilinci tek tek patronlara yönelen proleter, örgütlenerek mücadele etmek yerine rejime öfkesini yurtdışına göç ederek yansıtan aydın veya emekçi, devrimci örgütlerde onurlu bir yaşam için dövüşmek yerine umutsuzluğa kapılarak irili ufaklı mafya-çete örgütlerinin kitle gücü haline gelen gençler... Bu tablo bize hangi çağrıyı yapıyor?

İşte 1 Mayıs'a doğru giderken açığa çıkmış olan bu koşullar, çok önemli bir bağıntıya, devrimci öncünün politik faaliyetiyle kitlelerin kendiliğinden bilincini, bu bilince dayalı olarak yükselen hareketini buluşturmanın mutlak ihtiyacına işaret ediyor. Diğer bir anlatımla, gerçek bir kitle örgütlenmesi seferberliğine, bu örgütlülüğün çok değişik türden biçimlerinin başarılması görevinin omuzlanmasına dikkat çekiyor.

Devrimci sosyalistlerin hemen Newroz'dan sonra önlerine çektikleri ve nisanın ilk günlerinde pratik olarak giriştikleri 1 Mayıs örgütlenme seferberliği tam da böyle bir tablo içinde anlam kazanıyor. En yakınından başlayıp iç örgütsüzlüğü sonlandırmak, devamla halkaları büyüterek kitle örgütlenmesini genişletmek olarak özetlenebilecek bu taktik plan, yalnızca genel geçer bir "takvimsel 1 Mayıs'ı" kazanmayı değil, yükselişe geçen kitle hareketinin önderliğini yakalamak, kendiliğinden kitle hareketini devrimci bir harekete dönüştürerek rejimin karşısına dikmek gibi stratejik bir görüş açısından hareket ediyor.

Şüphesiz bu iddialı duruş, her aşaması somut olarak planlanmış bir emek seferberliği kadar, devrimci sosyalistlerin bu seferberlik içinde bütün örgütsel kapasitelerini kitle örgütlenmesine sevk etmelerini zorunlu kılıyor. Sürecin çok önemli bir uğrağı haline gelen 1 Mayıs ise bu planın en yakın hedefi ve dönemin ilk büyük sıçrama basamağı olarak kazanılmayı bekliyor. 1 Mayıs'ta açığa çıkacak enerjinin, hem genel olarak halk hareketine hem de özel olarak komünist öncünün gelişimine güçlü bir itilim kazandıracağına kuşku yok.

Yukarıda değindiğimiz somut koşullar, devrimci bir kitle örgütlenmesinin uç vereceği topraktır. Örgütlenmeye hizmet edecek etkili devrimci ajtiasyon-propaganda ve siyasal teşhir ise bu toprağın can suyu olarak görülmelidir. Kitle örgütlenmesi seferberliği içinde yürütülecek olan siyasal ajitasyon ve propaganda çalışması ancak bu somut koşullara ve emekçilerin taleplerine dokunduğu oranda sonuç alıcı olacaktır. Genellikten ve yüzeysellikten kurtulmak, milyonlarca emekçinin gerçek yaşam koşullarından hareket etmek, başarılı bir kitle çalışmasının hareket noktası olarak görülmelidir. Devrimci ajitasyonun gücü, sloganvari soyutluktan sıyrılıp yoksul insanların gerçek hayatlarından türetilmiş bir içeriğe sahip olmasından gelir.

Milyonlarca insan bir taraftan yaşanmışlıklara öfke duyarken diğer taraftan süreci anlamlandırmaya, yol bulmaya çalışıyor. Hedef kitlesi saptanmış etkili bir ajitasyon-propaganda faaliyeti işte bu rolü oynayacak en temel yöntem olarak kitle seferberliğinin ilerleyeceği yolu gösterecektir. Geniş kitlelere ulaşmanın yaratıcı yollarını bulmak, geleneksel ajitasyon-propaganda materyallerini örgütlenmenin hizmetine sokacak şekilde hakkınca değerlendirmek, bu çalışmanın niteliksel başarı ölçütü olacaktır.

Fakat unutulmamalıdır ki, genel olarak kitle çalışmasının başarı ölçütü, örgütlenme düzeyinin uzamıdır. Yalnızca bu uzam, yani siyasal faaliyeti somut örgütlenme pratiğiyle buluşturmak, siyasal etki altındaki her bir insanımıza zaman yitirmeksizin iş vermek, örgütsel görev tanımı yapmak siyasal çalışmayı asıl hedefine ulaştırır. İşçilere dönük siyasal çalışma şu fabrikada, şu semtte, şu iş kolunda öncünün örgütsel yörüngesi içindeki işçi okuma/eğitim grubu, işyeri veya sendika komitesi, dayanışma ağı, hücre veya çalışma grubu gibi dolaylı ve dolaysız, esnek/geçici ya da kalıcı örgütlenmelere bürünürse gerçek anlamına kavuşur. Keza, kadınlar ve gençliğe dönük siyasal ajitasyon-propaganda çalışmaları komisyon, komite, kültür-sanat ekipleri, gazete okuma grupları, siyasi-teorik eğitim birimleri, özsavunma ekipleri, sosyal medya kolektifi, bağış-aidat toplama grupları, şehit ve tutsak ailelerini ziyaret ve dayanışma ekipleri gibi çok değişik türden örgüt biçimleri, öncüyle temas haline geçen kitlenin kendisini ifade edebileceği ve amaçlarına uygun pratikler üretebileceği zeminler olursa gerçek bir örgütsel güce dönüşür. Henüz öncüyle birlikte mücadele yaşamının ilk adımlarını yürüyen ve bu heyecanla 1 Mayıs hazırlık toplantılarına katılarak kürsüden "1 Mayıs çalışmalarında örgütlü olarak yer almak istiyorum" diyen genç kadın devrimcinin çağrısı, sayfalarca anlatılabilecek bu konunun çok sade ve özet anlatımıdır. Ya da uzun süredir gidilmeyen bir parti taraftarının "Ne zamandır uzak kaldık ama partiye üye olurum, 1 Mayıs çalışmalarına da katılırım" sözüdür, yığınla cümleyle anlatılmak istenen. Hayat, öncünün militanlarına işte bu kadar yalınlıkta yol yürümeyi gösteriyor.

Sınıf mücadelesi, devrimci sosyalistlerden kendiliğindenci kitle çalışması tarzından kesin kopuşu, en yakınından başlayarak tüm parti kitlesini örgütlü bir güç haline getirmeyi ve duraksamaksızın saflardaki her bir sosyalisti kitle denizine doğru seferber etmeyi dayatıyor. 1 Mayıs'a doğru giderken işte bu adımları atıyoruz. Şimdi adımları daha hızlı ve fakat daha sağlam basmanın zamanındayız. Bütün siyasal hedeflerimiz kitlelerin kazanılmasına, örgütlü bir güç haline getirilmesine bağlıdır. 1 Mayıs kitle örgütlenme seferberliği hamlesi, bu gücün kazanılmasının bir eşiği olsun.

*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 8 Nisan tarihli 57. sayı başyazısı.