28 Eylül 2020 Pazartesi

Ziya Ulusoy yazdı: Covid-19 sınıf antagonizması ve mücadele

Koronavirüsü salgını bir kez daha acıverici biçimde kanıtlıyor ki, işçi sınıfı ve ezilenlerin salgınlardan sağlıklarını koruyarak çıkmalarının tek yolu, kapitalizmi yıkarak toplumsal mülkiyete dayanan sosyalizmi kurmaktır.

Tarihteki veba salgınlarında tıbbi teknik, ilaç üretimi ve bakım geriydi.

Fakat İspanyol gribinin 50 milyonu aşkın can aldığı 20. yüzyıl başlarında, merkez kapitalist ülkelerde tıbbi olanaklar geri değildi. Hemen öncesinde 1. Dünya Savaşına, silahlanmaya yüzmilyarlarca dolar harcayan burjuvazi, onmilyonlarca insanın ölmesini önle(ye)medi.

Sovyetler Birliği, aynı emperyalist burjuvazinin dayattığı yıkıcı iç savaştan sonra, salgından çıkardığı derslerle, parasız ve önleyici halk sağlığı sistemini kurmaktan kaçınmadı.

Kapitalizmin azami kar için doğayı, yaşam alanlarını talan etmesi, salgın hastalıkların dünya çapında daha sık oluşmasına yol açıyor. Pazar için seri ve devasa kümes ve besi hayvanları üretimi de, salgınları tetikliyor.

Yine de işçi sınıfının yarattığı birikmiş artı değer, gelişkin ve önleyici halk sağlığı sistemi kurmaya da çok fazlasıyla imkan sağlıyor.

Fakat, 1990 sonrası kapitalist dünyanın hemen her ülkesinde, büyük ölçüde özelleştirilmiş ve bütçeden payı azaltılmış sağlık sistemi, gerek yerelde kalan, gerek dünya çapında yayılan salgınlar, SARS, MERS, domuz gribi, kuş gribi, şimdi Koronavirüsü (Covid-19) karşısında iflas ediyor.

Bir kez daha görüldü ki, burjuvazi ve devletleri, tekellere, savaşa ve silahlanmaya devasa bütçe ayırıyorlar, ama halk sağlığı için kısıntı yapıyor, özelleştirilmiş sağlıkla parası olan sınıfın sağlığını güvencelemekle yetiniyorlar. Basit bir test kitini, çok basit maske-eldiven bile yeterince sağlamakta iflas ediyorlar.

Devletler, işçi sınıfının emekli/yaşlı kesimlerini, "yük" olarak gösteriyor, burjuvaziye daha fazla mali yardım lehine, yavaş davranarak, ölmelerini, "yükten kurtulma" yöntemi izliyorlar. Uygarlık kaybını gösteriyorlar.

Covid-19 bir kez daha gösteriyor ki, burjuvazinin devletleri okulları kapatıyor, sokağa çıkma yasağı ilan ediyor, ama işçi sınıfını kitlesel olarak çalıştırmaya devam ediyor. Tekellerin kârının aksamadan devamını sağlamak için işçi sınıfını salgının içine atıyor, ölüme yolluyor.

Covid-19'u, burjuvazi ve devletleri, sıkıyönetime halkları alıştırmak için hemen kullanıyorlar.

Ekonomik krizin yükünü işçi sınıfına yıkmak ve tekellere mali yardımı boca etmek için kullanıyorlar. Trump, Merkel tekeller için 1 trilyon dolar/euro'ya varan destekleri hemen açıkladılar. Diktatör Erdoğan da şirketlere 100 milyar TL'lik yardımı, vergi kolaylıklarını, inşaat sektörünü canlandırmak için ev kredisi teşviklerini övünerek açıkladı. Yetinmedi, salgın sonrası Türk şirketlerine doğacak pazar fırsatını, sermaye çekme imkanını müjdeledi. Ama sağlık çalışanlarına maske, eldiven bile yeterince sağlamayarak Korona bulaşmasını neden önlemediğini açıklayamadı.

İşçi sınıfı, devletlerin bu burjuva sınıf saldırısı karşısında, örgütsüzlüğün çaresizliğini, kendiliğinden olsa da atmaya başlıyor. İtalya'da fabrika ve işletmelerde fiili grevlerle, sınıf mücadelesiyle, kendisine biçilen ölüm çemberini kırmayı başlatıyor.

Türkiye'de ve dünyada, Covid-19 salgını bir kez daha gösteriyor ki, burjuvazi ve devletleri, hem doğadaki talanın ve ekolojik krizin yaratıcıları, dolayısıyla salgınların önplandaki nedenidirler. Hem de, özelleştirilmiş sınıfsal sağlık sitemleriyle işçi sınıfı ve ezilenleri salgınlarda ölümün girdabına atmakta tereddüt etmiyorlar. Dahası salgınları bile tekellerine mali yardım için kullanıyorlar.

Koronavirüsü salgını bir kez daha acıverici biçimde kanıtlıyor ki, işçi sınıfı ve ezilenlerin salgınlardan sağlıklarını koruyarak çıkmalarının tek yolu, kapitalizmi yıkarak toplumsal mülkiyete dayanan sosyalizmi kurmaktır.

Bizi korona salgını günlerinde, çalıştırarak ölüme yollayan, yarattığımız artı değere el koymaları yetmiyormuş gibi bütçeden yeni vurgunlarla tekelleri destekleyen hükümetlere karşı, grev hareketini Türkiye'de (ve dünyada) yükselterek yanıt verelim.

Ücretsiz izin, kısa çalışma, telafi çalışması, işsizlik fonundan ödeme gibi patronlar yararına olan şeylere karşı, salgın geçene kadar ücretli izin, işçiler evlerine talebiyle ölüm çemberinden çıkalım, Parasız test, parasız tedavi, hijyen malzemeleri ve gıda maddeleri taleplerimiz olsun.

Eylemimiz, can sağlığımızı kendi kollarımızın gücüyle korumamızın aracı, kapitalizmi yıkma yolunda büyük çaplı sınıf hareketini yaratmanın coşkulu başlangıcı olsun.