Viyana'da Rojava ve Rojhilat için yürüyüş
Rojava, İran ve Rojhilat direnişinin selamlandığı Viyana yürüyüşünde, cihatçı HTŞ çetelerinin saldırılarına karşı mücadele çağrısı yapıldı.
Avusturya'nın başkenti Viyana'da Kürdistan'da yaşanan son sömürgeci saldırılara karşı yürüyüş düzenlendi. Viyana kent merkezinde, "Rojava, İran ve Rojhilat'taki direnişle dayanışma", "Devrimi savun" şiarıyla gerçekleşen yürüyüşe AVEG-KON, Zora ve Young Struggle da yer aldı.
Yapılan konuşmalarda, Kürdistan'da yaşanan son gelişmeler değerlendirildi. Direniş selamlanırken, yaşanan katliamlardan hesap sorma çağrısı yapıldı.
Young Struggle adına yapılan konuşmada, "HTŞ yönetimi, gerçek düşmana alan açmak için Suriye'nin halklarını ve inanç gruplarını bilinçli biçimde birbirine karşı kışkırtıyor. Ancak Suriye'nin ezilenleri ayağa kalkıyor ve direniş gösteriyor; ister Dürziler, ister Aleviler, ister Kürtler olsun, özgürlük haykırışı susturulamaz" ifadeleri kullanıldı ve "Halep'i savunmak, devrimi savunmaktır" vurgusunu yaptı.
Genç kadın örgütü Zora ise, işgalcilere ve diktatörlere karşı mücadelede kadınların rolünün önemine dikkat çekerek, "Kadın devriminin yaşandığı Rojava, batı emperyalizmi için bir diken haline gelmiştir" dedi.
ULUSAL DEMOKRATİK HAKLAR MÜCADELE İLE KAZANILACAK
AVEG-KON temsilcisinin konuşmasında, ABD'nin emperyalist rekabetteki konumunu korumak için Güney Amerika, Ortadoğu ve İran'da askeri müdahalelerde bulunduğu, halkların kendi kaderini tayin hakkının sömürgeci saldırılarla bastırıldığı ifade edildi. Emperyalist savaş hazırlıklarının militarizasyon yoluyla derinleştirildiği vurgulandı. Konuşmada, Erdoğan yönetimindeki faşist sömürgeciliğin Kürt sorununu sınırlı bireysel tavizlerle çözmeye çalıştığı belirtilerek, Kürt halkının taleplerinin açık olduğu ifade edildi. Ulusal ve demokratik talepler için yürütülen mücadelenin anayasal güvenceye alınması, Kürt ulusunun tanınması, anadilde eğitim ve tüm demokratik siyasal hakların kabul edilmesi gerektiği dile getirildi.
Türk devletinin sunduğu "çözüm"ün Kürt halkını ulusal statüden yoksun bıraktığı, kolektif hakları reddettiği ve talepleri belirsiz bir geleceğe ertelediği belirtilerek bu yaklaşımın reddedildiği vurgulandı. Türkiye'de işçi sınıfının sendikal ve demokratik haklarının gasp edildiği, kadınlara ve LGBTİ+'lara yönelik baskıların devlet politikası haline geldiği ifade edildi. Adil ve demokratik bir barışın ancak ulusal-demokratik hakların tanınmasıyla mümkün olabileceği belirtilen konuşmada, tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması ve siyasi sürgünlerin geri dönüşünün sağlanması çağrısı yapıldı. Türkiye'deki işçi sınıfı ve ezilenlerin Kürt halkının yanında durması gerektiği vurgulandı.
CİHATÇI GRUPLARA KARŞI ÇIKMA ÇAĞRISI
Konuşmada ayrıca, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê'ye yönelik saldırılar hatırlatılarak, Avrupa'daki demokratik güçlere cihatçı gruplarla işbirliğine karşı çıkma çağrısı yapıldı. Açıklama, Kürt halkının ulusal-demokratik haklarının ancak mücadeleyle kazanılacağı vurgusuyla sona erdi. Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığının olduğu meydanda son bulan yürüyüş, "Kürdistan faşizmin mezarı olacak" ve "Jin, jiyan, azadî" sloganlarıyla sona erdi.