30 Kasım 2020 Pazartesi

'Vazgeçme diren, erkek şiddetine karşı örgütlen'

Her gün kadınlar katlediliyor, şiddete uğruyor. Bunu görmeyen AKP iktidarı ise İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmeyi tartışıyor. Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, kırıma dönen kadın katliamlarına, şiddete karşı örgütlenmeyi büyütmek için "Vazgeçme diren, erkek şiddetine karşı örgütlen" şiarıyla üç aylık kampanya başlatıyor. İnisiyatif Sözcüsü Havva Cuştan, tüm kadınları ve LGBTİ+'ları "Vazgeçmiyoruz, yürüyoruz ve durduruyoruz" mottoları ile yürütecekleri kampanyayı büyütmeye çağırdı.

AKP iktidarı, erkek şiddetinin yaşamın her alanında yaşanmaya devam ettiği bir dönemde "İslami geleneksel aile yapısına uymadığı", "LGBTİ+lığı toplumda özendirdiği", "gençliği aile yapısından uzaklaştırdığı", kadınların "iyi eş" olma rolünü reddettiği söylemleri ile İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin zeminini hazırlıyor. Diğer yandan kadınlar sokak ortasında, evde, okulda, iş yerinde kısacası yaşamın her alanında kadınları katletmeye devam ediyor. Emine Bulut gibi herkesin gözü önünde boğazı kesilerek, Şule Çet gibi bir plazanın camından atılarak, Remziye Yoldaş gibi cezaevinden firar eden bir erkek tarafından vurularak ve daha nice örnek...

Kadın kırımına gören iktidar, hiçbir koşulda susturamadığı, yok edemediği kadın mücadelesini bedellerle kazanılan hakları gasp etmeye çalışarak yok etmeye çalışıyor. Ancak kadınlar, her zaman olduğu gibi sokakları terk etmiyor, şiddete boyun eğmiyor, erkek egemen devlete ve onun politikalarından güç alan erkeklere itaat etmiyor. 

Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, bu sesi büyütmek, şiddete karşı kadın iradesini daha güçlü örmek için "Vazgeçme, diren, erkek şiddetine karşı örgütlen" şiarıyla 25 Kasım'a kadar sürecek bir kampanya başlatıyor. 

Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi Sözcüsü Havva Cuştan ile 2 Eylül'de başlayacak ve üç ay sürecek olan kampanya ve kadın mücadelesini konuştuk.

'AKP CİNS KIRIMINI KADINLARLA ERKEKLER ARASINDA SAVAŞA DÖNÜŞTÜRDÜ'
Erkek egemen devletin, bugün AKP iktidarının eliyle yüzyıllardır cins kırımı yaptığını belirten Cuştan, AKP'nin bunu kadınlarla erkekler arasında bir savaş haline getirdiğini, açık bir şekilde erkeklerin yanında yer aldığını söyledi. 

Emine Bulut'un sokak ortasında boğazı kesilerek katledilmesi gibi kadına yönelik şiddetin vahşi boyutlara ulaştığı bir dönemde, iktidarın, pandemi sürecini fırsata çevirerek kadına yönelik savaşın dozunu da arttırdığını kaydetti. Yine pandemi süreci fırsat bilinerek İnfaz Yasası'nın çıkarıldığını hatırlatan Cuştan, "Tecavüzcü, katil erkekler salıverildi, kadın katliamları, kadına yönelik şiddet arttı. Remziye Yoldaş, geçen hafta yaşadığımız örnek. Cezaevinden firar eden erkek tarafından katledildi" dedi.

Kırıma dönüşen kadın katliamlarını geren devletin, önlem almadığı gibi şiddeti meşrulaştırdığına da dikkat çeken Cuştan, İçişleri Bakını Süleyman Soylu'nun "Kadına yönelik şiddet o boyutlarda değil, abartılıyor. Bazı çevreler manipüle ediyor" sözleriyle şiddetin üzerini örtmeye çalıştığını söyledi. Cuştan, Soylu gibi çok sayıda AKP'linin şiddeti savunmak, meşrulaştırmak için açıklamalar yaptığını da kaydetti. 

İktidarın kadın kırımını önlemek yerine İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmeye çalıştığını anımsatan Cuştan, iktidarın "aileyi parçalıyor" gibi propaganda argümanları ile politika yaptığını, toplumu ikna etmeye çalıştığını belirtti. Cuştan, "Biz kadınlar ise parçaladığımızı söylediğiniz o aileler tarafından katlediliyoruz diyerek 'İstanbul Sözleşmesi'ni uygula şiarıyla eylemlerimizi yaptık. Çünkü kadınlar bunun ne kadar meşru olduğunu, İstanbul Sözleşmesi'nin ezilen cinsleri, kadınları, LGBTİ+'leri, çocukları ne kadar koruduğunu bildiği için 'uygulamak zorundasınız' talebini yükseltti. Kadınların mücadelesi KADEM gibi bir örgüte bile açıklama yaptırdı. Kadın mücadelesinin ortaya koyduğu gerçekler nedeniyle iktidar artık açıktan sözleşmeden çekileceğini dillendiremiyor. Bu kadın hareketinin, toplumsal hareketler bakımından erkek egemen devletin çelişkilerini ne kadar derinleştirdiğini de gösteriyor" dedi.

Cuştan, "İktidar bir türlü zapt-u rapt altına alamadığı, en güçlü toplumsal hareket olan kadın hareketini kırmızı çizgilerinden vurarak yenmek istiyor. Diğer derdi ise kendi kurmak istediği aile kurumu. Bu kadar çok aileyi gündeme getirmesinin nedeni de, tekçi anlayışlarını inşa etmek" diye belirtti.

'ERKEK EGEMEN KAPİTALİST SİSTEM SON BULMADIĞI SÜRECE...'
İstanbul Sözleşmesi'nin çok boyutlu bir sözleşme olduğunu hatırlatan Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi Sözcüsü Cuştan, şöyle devam etti: "Toplumsal cinsiyetin ne olduğunun seminerlerle topluma anlatmaktan, ders kitaplarında yer almasına, sıfatları önemsiz -eşi sevgilisi ne olursa olsun- ezilen cinse herhangi bir şiddet uygulandığında, amasız fakatsız ezilen cinsin yanında olmayı savunan bir sözleşme. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi mihenk taşlarımızdan biri. Elbette ki İstanbul Sözleşmesi uygulandığında kadına yönelik şiddet son bulmayacak ama bu cins özgürlükçü dünyayı yaratırken, en çok kazandığımız alanlardan bir tanesi. Kapitalist erkek egemen sistem, ezen ezilen ilişkisi tamamıyla son bulmadığı sürece kadınların özgür ve eşit bir biçimde yaşamaları söz konusu olmayacak. Ama İstanbul Sözleşmesi erkeklerin cesaretlerini kıran ve kadınları cesaretlerinden bir sözleşme. Kadınlar da bunun için 7'sinden 70'ine bu sözleşmeye sahip çıkıyor."

'KADINLAR VAZGEÇMİYOR, DİRENİYOR VE İTAAT ETMİYOR'
Kadın kırımının ayyuka çıktığı, buna karşı da kadın mücadelesinin büyüdüğü bir dönemde "Vazgeçme, diren, erkek şiddetine karşı örgütlen" şiarıyla üç aylık bir kampanya başlattıkları ifade eden Cuştan, şunları söyledi: 

"Kadınlar vazgeçmiyor, direniyor, erkek şiddetine karşı duruyor ve itaat etmiyor. İstanbul Sözleşmesi için, çocuklara yönelik cinsel istismara karşı yapılan eylemler, özsavunma eylemleri bunun göstergesi. Türkiye'de kadın hareketi güçlü ama çok az örgütlü mücadele eden bir kısmı var. Erkek egemen sistem, devlet yapısından tutun da, sokaktaki erkeklere kadar bu kadar örgütlüyken kadınlar olarak örgütsüz biçimde erkek egemen sistemi yenmemiz mümkün değil. Biz, erkek egemen sisteme karşı direnmek ve bu sistemi yenmek için bu kampanyayı örgütlüyoruz. 

'VAZGEÇMİYORUZ, YÜRÜYORUZ, DURDURUYORUZ'
Kampanyayı, "Vazgeçmiyoruz", "Yürüyoruz" ve "Durduruyoruz" mottoları ile üç aşama şeklinde yürüteceğiz. 

İlk aşamada, "Hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz", "Gecelerden vazgeçmiyoruz", "İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz" gibi çeşitli biçimlerde sokak eylemliklerinden fiili meşru mücadele hattına kadar, kadın mücadelesinde bir çok eylem tarzının meşru olduğu bilinci ile sokaklarda olacağız.

'Yürüyoruz' mottosu ile 'Nurcan Arslan için yürüyoruz', 'Hayatlarımız için yürüyoruz', 'Nevin için yürüyoruz' gibi şiarlarla semtlerde, merkezlerde yürüyüşler yapıp, panel ve sokak etkinlikleri düzenleyeceğiz.

'Durduruyoruz' mottosu ile de kadına yönelik şiddetin olduğu, yaşandığı her alanda hayatı durduracağız. Dünyanın bir çok yerinde kadınların hayatı durdurduğunda neler kazanabileceğini, kendi özgücümüze ve emeğimize dayandığımızda neler yapabileceğimiz gördük."

Cuştan, kampanya çalışmaları kapsamında hukuk, basın, iletişim ve sosyal medya alanlarında komisyonlar kurduklarını da belirterek, bu komisyonları kurumsal hale getirmeyi hedeflediklerini de vurguladı. 

'ÖNCE BİR BİRİMİZİN ELLERİNDEN TUTUP HAYATLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ'
Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi Sözcüsü Cuştan, son olarak şunları söyledi: "Hiçbirimizi bu çemberin dışında değiliz. Yıllardır kadın mücadelesinde yer alan kadınlardan tutun da evde oturan, AKP'nin makbul kadın diye tanımladığı şekilde yaşamak zorunda kalan kadınlara kadar hepimiz erkek şiddetinden nasibimizi alıyoruz. Bu yüzden erkek şiddetine karşı, erkek şiddetini bu kadar desteklediğini gösteren AKP iktidarına karşı birlikte mücadele etmek, hayatlarımıza birlikte sahip çıkmaktan başka çaremiz yok.

Biz kadınlar yaşamak istiyoruz ama eşit ve özgür bir şekilde yaşamak istiyoruz. Ama günümüz koşullarında kadınlar yaşayamıyor bile. Önce bir birimizin ellerinden tutarak bunu başarmalıyız."

'SEN NE YAPABİLİRSİN?'
Tüm kadınları, LGBTİ+'ları mücadeleye, kampanyaya destek vermeye çağıran Cuştan, İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere, kadın mücadelesinde "sen ne yapabilirsin" formu olduğunu hatırlatarak, bu formlar üzerinden kendilerine ulaşılabileceği bilgisini verdi.

Cuştan, 8 aydır Change org'ta İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması için imza kampanyası yürüttüklerini belirterek, bu kampanyaya da destek verilmesini istedi.