Meryem Corrie yazdı / Epstein davasındaki yardımcı kadınlar: Kadınlar nasıl suç ortağı oluyor?
İsimleri Lesley Groff, Sarah Kellen, Nadia Marcinkova ve Adriana Ross. Nerede oldukları bilinmiyor. Ortak noktaları ise, Epstein için yaptıkları hizmetler karşılığında pahalı mücevherler, lüks hediyeler ve arabalar almaları. Ya doğrudan okulların ya da parkların önünde çocukları gözlemleyip onlara Epstein'in villalarına gelmeleri için teklifler yaptıkları ya da Epstein'in adalarına gelecek ziyaretçilerin randevularını ve uçuşlarını organize eden yöneticiler olarak çalıştıkları biliniyor.
Son haftalarda "Epstein Dosyaları"na ait 3 milyon sayfanın daha yayımlanmasıyla birlikte konu yeniden dünya gündemine oturdu. Avrupa'dan, ABD'den ve dünyanın başka bölgelerinden egemen sınıfa mensup erkeklerin bu suç ağına dâhil olduğu artık biliniyor. Ancak dikkat çeken bir diğer nokta, genç kadınları ve kız çocuklarını toplayıp adalara ve villalara götürenlerin büyük bir kısmını kadınların oluşturması. Bu yazıda Epstein'in "yardımcı kadınlarının" rolüne değinmeye çalışacağız.
Çeşitli anlaşmalar sayesinde Epstein'in dört kadın yardımcısının isimleri uzun yıllar açıklanmadı – bu nedenle onlara karşı herhangi bir dava da açılmadı. Epstein dışında bu davada mahkûm edilen tek kişi, yaklaşık 10 yıl daha hapiste kalacak olan Ghislaine Maxwell. Mağdurlar, onun sadece çocukları ve gençleri toplamakla kalmayıp, cinsel saldırılara ve tecavüzlere de aktif olarak katıldığını anlatıyor.
KİMDİ BU KADINLAR?
İsimleri Lesley Groff, Sarah Kellen, Nadia Marcinkova ve Adriana Ross. Nerede oldukları bilinmiyor. Ortak noktaları ise, Epstein için yaptıkları hizmetler karşılığında pahalı mücevherler, lüks hediyeler ve arabalar almaları. Ya doğrudan okulların ya da parkların önünde çocukları gözlemleyip onlara Epstein'in villalarına gelmeleri için teklifler yaptıkları ya da Epstein'in adalarına gelecek ziyaretçilerin randevularını ve uçuşlarını organize eden yöneticiler olarak çalıştıkları biliniyor.
Lesley Groff, 2001'den 2019'a kadar Epstein için çalıştı. Sadece çocukları toplamakla kalmadı, aynı zamanda Epstein'nin doğrudan asistanı oldu. Adriana Ross ise 2002'den itibaren, daha henüz 19 yaşındayken, Epstein için çalışmaya başladı. Kendisi olaya bu ölçüde karıştığını inkâr etse de, 2005'te Epstein'e yönelik ev aramalarından önce birçok bilgisayarı yok ederek delilleri ortadan kaldırdığı biliniyor.
En azından Nadia Marcinkova hakkında, 15 yaşındayken Epstein tarafından "davet edildiği" ve o zamandan beri diğer mağdurlar tarafından "seks kölesi" olarak tanımlandığı bilinmekte. O da zamanla Epstein'in yöneticilerinden biri hâline geldi ve onu hapishanede defalarca ziyaret etti. Sarah Kellen de Epstein'in mağduru olduğunu söylüyor -kendi rolünün çocukları toplamak olmadığını iddia etse de, bunu yalanlayan çok sayıda mağdur ifadesi bulunmakta.
Diğerlerinin Epstein ya da onun suç ortakları tarafından istismar edilip edilmediği net değil. Ghislaine Maxwell hakkında ise, bir dönem Epstein'le romantik bir ilişki yaşadığı ve bu ilişkinin bitmesinden sonra onun için çalışmaya başladığı biliniyor.
MAĞDURLUKTAN SUÇ ORTAKLIĞINA
Travma psikolojisi açısından mesele şöyle açıklanabilir: Kadınlar çocukluk ya da gençlik dönemlerinde cinsel şiddete maruz kaldıklarında ve yıllar sonra bu şiddeti başkalarına uyguladıklarında, kendilerini güç sahibi ve kontrol sahibi hissetme duygusu yaşayabilirler. Elbette bu durum, işledikleri suçlar için bir gerekçe olamaz. Suçlarını yalnızca geçmiş travmalarla açıklamak da yetersiz ve indirgemeci olur.
Bir başka açıklama girişimi de pedofili; zira sanılanın aksine pedofili, daha nadir olmakla birlikte kadınlarda da görülür. Epstein'in tüm yardımcılarında pedofilik eğilimler bulunduğunu söylemek ise ikna edici değildir.
KENDİ CİNSİNE YABANCILAŞMA
Bu noktada kendi cinsine yabancılaşma yalnızca bir neden olarak değil, aynı zamanda gözlemlenebilen bir örüntü olarak da karşımıza çıkmaktadır.
Süreç genellikle aşamalı biçimde ilerler. Başlangıçta çocuklara ve gençlere ne yapılacağı açıkça ifade edilmez. Bu durum beyinde ani bir ahlaki şok yaratmaz; aksine, zamanla "normal" kabul edilen sınırların kaymasına yol açar. Bu süreçte geçmişte yaşanan şiddet deneyimleri de etkili olur; kişi, "Ben de bunu yaşadım, o kadar da kötü değildi" düşüncesiyle yaşananları meşrulaştırmaya başlar.
Ancak asıl belirleyici olan, kendi cinsine yönelik yabancılaşmadır. Mağdurlarla dayanışmak ve onlara empati göstermek yerine, bu kadınlar failin tarafını seçmekte ve onun suçlarına aktif biçimde katılmaktadır. Hediyeler, maddi ayrıcalıklar ve statü gibi araçlarla uygulanan sistematik manipülasyon sonucunda, mağdurlarla özdeşleşmek yerine Epstein ve çevresinin sunduğu güç ve statüyle özdeşleşirler. Bireysel sınıfsal yükseliş de bu süreçte önemli bir rol oynar.
Burjuva kadınların kadın özgürlük mücadelesinde belirleyici bir rol oynayamayacağı düşüncesi, tam da buradan kaynaklanır: Bu kadınlar, baskı mekanizmalarından bireysel olarak, maddi yollarla kurtulabilirler. Böylece kadınlar, kendi cinsinin çıkarları doğrultusunda hareket etmek yerine, başka kadınları ezen bir sistemin uygulayıcıları hâline gelirler. Bu durum hem kolektif düzeyde hem de bireysel düzeyde bir yabancılaşmayı ifade eder; aynı zamanda geçmişte yaşanan şiddet deneyimlerinden psikolojik olarak uzaklaşmanın da bir yolu hâline gelir.
BURADAN ÇIKARILACAK SONUÇLAR NE?
Burada söz konusu olan, yalnızca bireysel düzeyde "kendi cinsine ihanet" değildir. Elbette kadınların, özellikle çocuklar ve gençlerle daha hızlı ve kolayca ilişki kurabilmesi sebebiyle, manipüle etme, kandırma ve kaçırma görevine seçilmesi tesadüf değildir. Ancak mesele yalnızca bireysel bir ahlaki sapma olarak ele alınamaz. Bunun ötesinde, bu yapıyı mümkün kılan maddi ve toplumsal koşullardan söz etmek gerekir.