31 Ekim 2020 Cumartesi

Van Barosu, Şahin ailesine yapılan işkenceyi raporlaştırdı

Van Barosu, evlerine düzenlenen operasyonla gözaltına alınan ve ağır işkencelere maruz kaldıktan sonra tutuklanan Şahin ailesinin bireyleriyle yaptığı görüşmeyi raporlaştırdı.
Van Barosu, 15 Temmuz tarihinde Van'ın İpekyolu ilçesinin Yalımerez Mahallesi'nde yapılan operasyonda gözaltına alınan ve ağır işkencelere maruz kalan Şahin ailesinin bireyleriyle hapishanede görüştü. Van T Tipi Hapishanesi'nde tutuklu bulunan Ayfer Şahin, Abdulbaki Şahin, Şehriban Mamuk, Fetullah Şahin, Ayhan Şahin ve Abdullah Şahin ile görüşen baro, aile bireylerinin hem gözaltı hem de cezaevinde maruz kaldıkları işkenceye ilişkin rapor hazırladı.
 
Raporda, "Soruşturma dosyasındaki doktor raporu,şüpheli ifadeleri ve şikayetçiler ile Van T Tipi Hapishanesi'nde yapılan görüşmede özetle gözaltı işlemi sırasında ve gözaltında iken işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını; şikayetçilerden Abdulbaki Şahin kaburgasının kırıldığını, kalça kemiğinde çatlak, kafa tasında ise kırıklar oluştuğunu ifade etmiştir. Yine gördüğü işkence ve kötü muamele nedeniyle 2 gün boyunca YYÜ Dursun Odabaşı Tıp Fakültesi'nde tedavi altına alındığını tedavisi ile ilgili tüm kayıtların ilgili hastaneden temin edilebileceğini belirttikten sonra kendisine ve ailesine sinkaflı küfür edildiğini ailenin tüm bireylerine yönelik şiddet uygulandığı heyetimize iletilmiştir" denildi.
 
YÜZLERDE HALA ŞİŞLİK VE MORLUKLAR VAR
 
Raporda aile bireylerinden Ayfer Şahin ile yapılan görüşmeye ilişkin şu ifadelere yer verildi: "Görüşme esnasında şikayetçinin öncelikle evinden alınırken fiziksel saldırıya maruz kaldığı, akabinde tüm gözaltı süresi boyunca bu saldırı ve kötü muamelenin devam ettiğini ve Van T Tipi Hapishanesi'ne konulurken hapishane girişinde darp edilerek çıplak aramaya maruz kaldıklarını ifade etmiştir. Kendisine şiddet uygulanırken ayrıca sinkaflı küfürlere maruz kaldığını heyetimize iletilmiştir. Görüşmeyi yapan heyetimiz tarafından şikayetçi Ayfer Şahin'in yüzünün değişik bölgelerin şişlikler ve morluklar olduğunu tespit edilmiştir."
 
SAÇLARI ZORLA KESTİRİLDİ
 
Baro yaptığı görüşmelere ilişkin hazırladığı raporun devamında, "İşkence görenlerden Abdullah Şahin'in ise kendisine hapishanede koğuş ve tuvaletlerin tehdit ile temizletildiğini, Fettullah Şahin isimli çocuk ise cezaevine alınırken çıplak aramaya maruz kaldığını, kaldığı koğuşta ise yatak ve battaniye bulunmadığından ranza demiri üzerinde uyuduğunu, saçının rızası dışında tamamen kesildiğini, Şehriban Mamuk ise cezaevinde kaldığı ilk günler içerisinde ciddi şiddette maruz kaldığını, iki kez baygınlık geçirdiğini, üzerine soğuk su dökülerek uyandırıldığını ifade etmiştir. Heyetimiz mağdurlar ile yaptığı görüşmelerde; özellikle mağdurların ellerinde, kollarında, yüzlerinde, ayaklarında yoğun morluk ve yaraların olduğunu gözlemlemiştir. Ayrıca mağdurlar görüşme odasına getirilirken yürümekte zorluk çektiğini, bir kısmı otururken bile kalçalarındaki ağrılardan dolayı ara ara ayağa kalkarak ayakta görüşme yaptığı tespit edilmiştir" diye belirtildi.
 
ETKİLİ BİR SORUŞTURMA YOK
 
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve diğer içtihatların hatırlatıldığı raporda, "Heyetimizin; yaşanan işkence-kötü muamele olayına ilişkin yürütülen soruşturmada, işkence ve kötü muameleye ilişkin mağdurların ayrıntılı ifadelerinin alınmadığı, İstanbul Protokolüne uygun muayenenin yapılmadığı ve heyetimizin görüşme esnasında mağdurların vücudunun farklı yerinde yara ve morlukları tespiti hususları bir bütün olarak dikkate aldığında; heyetimiz, somut olayımızda işkence ve kötü muamele bulgularının açık olduğu, buna rağmen olaya ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmediği kanaatine ulaşmıştır. Bu sebeple etkili bir soruşma yürütülmesi için mağdurların derhal Adli tıpa sevklerinin sağlanması, İstanbul Protoküne uygun bir şekilde avukatları eşliğinde muayenelerinin yapılarak işkence ve kötü muamele bulgularının tespiti ve belgelendirilmesi gerekmektedir" denildi.
 
BARO'DAN TBMM'YE ÇAĞRI
 
Mağdurlarca teşhis edilecek failler hakkında işledikleri suçun ağırlığı ve sahip oldukları nüfuz gereği delilleri karartma, mağdurlar, varsa tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimalleri bulunduğundan, failler hakkında derhal adli ve idari soruşturma başlatması gerektiği belirtilen raporun sonunda, "Soruşturmanın selameti bakımından da faillerin derhal görevden uzaklaştırılmaları gerekmektedir. Olayın vahameti de dikkate alınarak olaya ilişkin tespit ve incelemelerde bulunmak üzere ivedi olarak TBMM İnsan Hakları Komisyonunu ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nu göreve  davet etmekteyiz" talepleri dile getirildi.