17 Haziran 2024 Pazartesi

'Topraklarımızın bir karışını onlara vermeyeceğiz'

"Rezerv Alan Yasası"na karşı Samandağ'da düzenlenen mitingde konuşan Hatimoğulları, dayanışarak ve mücadele ederek kazanacaklarının altını çizdi. 

6 Şubat deprem katliamının ardından çıkarılan "Rezerv Alanı Yasası"na karşı Antakya halkının itirazı sürüyor. Defne, Samandağ ve Kırıkhan ilçelerinde birçok mahalle rezerv alanı ilan edilirken, çok sayıda kişi binalarına asılan boşaltma kararına karşı çıkıp, "Rezerve hayır" diyerek tepki gösterdi. 

Antakya'nın Samandağ ilçesinde bulunan Yeni Park'ta "Rezerve karşı Samandağı savunuyoruz!" şiarıyla miting düzenlendi. Mitingde söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 6 Şubat deprem katliamı sonrasında yaşananları hatırlattı. İktidarın enkaz altında kalan, sokakta yaşamaya mahkum edilen halk için kılını kıpırdatmadığını dile getiren Hatiomulları, "Arama kurtarma çalışmalarına destek sağlarken gördüm ki iş makinalarına ihtiyaç var. Depremin yaşandığı ilk gece sadece bir iş makinasına erişebildik. Onlar pekala çok hızlı gelebilirdi. Seferber edilmediler" dedi.

'SADECE DEPREM VERGİLERİYLE KONUT YAPILMIŞ OLSAYDI 100 METREKARELİK 1 MİLYON 300 BİN EV YAPILABİLİRDİ'
Söz konusu rant olunca rezerv alan ilan edilen yerlerde Beşli çetenin para kazanması söz konusu ise iş makinalarının akın akın geldiğinin altını çizen Hatimoğulları, "Ama aylar sonra geldiler. Demir toplamaya geldiler. Bunun altını kalın kalın çiziyorum. Rezerv alan ilan etmenin iki temel amacı var. Birisi deprem bölgesini yine AKP iktidarı Allah'ın lütfu olarak görüyor ve buradan kendi yandaşlarına kendi müteahhitlerine, 5li çetesine burayı peşkeş çekmek istiyorlar. Mecliste çok söyledim, burada bir kez daha tekrarlıyorum. Depremzedeler sizin müşteriniz değil. Bizim canımız yanmış, bizim kanımız yanmış, bizim evimiz kalmamış, işimiz, aşımız hiçbir şeyimiz kalmamış. İnsanlar çadırda küçücük yaşam kurmuşlar. Konteyner kente sığmış kocaman yaşamlar. Bu kadar bizlerin hayatı sıkışmış ve siz kalkmışsınız devlet olarak bizim ödediğimiz vergilerle yapacağınız evi geri dönüp bize satacaksınız. Sen tüccar mısın, bu devletin yöneticisi misin? Afet döneminde devlet kamu eğer insana elini uzatmayacaksa biz neden ödedik bugüne kadar vergiyi? Bakın sadece deprem vergilerinde bizim danışman arkadaşlar bir çalışma yaptı. Sadece deprem vergilerinde konut yapılmış olsaydı 100 metrekarelik 1 milyon 300 bin ev yapılabilirdi. Ama dönemin Hazine ve Maliye Bakanı'na ki şimdi yine aynı bakan soruyorlar nereye gitti deprem paraları. İzmir depreminden sonra sordular. Ve dedi ki havaalanı yaptık, otoyol yaptık. Biz deprem vergisi ödedik, otoyol parası ödemedik. İşte devletin kaynaklarını kendi kafalarına göre satacakları, kiralayacakları karayolları yapmak için kullandılar. O depremin paralarını Hatay'a, Maraş'a, Adıyaman'a, deprem bölgesinden etkilenen 11 ilimize kullanmaları gerekiyor. Ama kullanmadılar" ifadelerini kullandı.

'VALİNİN, KAYMAKAMIN BİZİ BÖLMESİNE VE BİRBİRİNE DÜŞÜRMESİNE İZİN VERMEYİN'
Rezerv alanı ilanının kamuya tek bir katkısının olmadığının altını çizen Hatmoğulları, "Yasa başka bir şey söylüyor pratik, valinin kaymakamın açıklamaları başka. Toplum biraz tepki gösterince "tamam bunu böyle değiştirdik" diyorlar. Peki bunların yasada bir karşılığı var mı? Devlet yasa ile çalışır, vali kaymakam canı istediği gibi canı istediğine istediği sözü sarf edemez. Konteyner kentlere gidip diyorlar ki "rezerv alan istemeyenler, sizi ömür boyu konteynırlara mahkum olmanızı istiyorlar". Orada rezerv alan isteyen ve istemeyen depremzedeler arasında ayrımcılık yaratmak istiyorlar, bizi oradan bölmek istiyorlar. Sizden ricam bu oyunlara gelmeyelim, valinin kaymakamın bizi bölmesine izin vermeyelim. Biz hiçbir arkadaşımızın, canımızın, dostumuzun konteyner kentte yaşamasını istemiyoruz. Baştan beri mücadelemiz acilen herkese evi yapılması ve insanların evlerine yerleştirilmesi içindir. Okul istedik yahu okul" dedi.

REZERV ALAN UYGULAMASIYLA DEMOGRAFİK YAPIYI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORLAR
Deprem alanında başından beri büyük bir ayrımcılık yapıldığını dile getiren Hatimoğulları, şöyle devam etti: "Demografik yapının değiştirilmesi ile ilgili bir dönem plan bütçe komisyonunda çalışıyordum. Burada konuştuklarımızın aynısını orada da söyledim. Dediler ki "ne alakası var". Biz kendilerine de söyledik. Çıksın cumhurbaşkanı ya da başka bir yetkili desin ki "Samandağlılar Samandağ'da kalacak. Her mahalleli kendi mahallesinde kalacak, dışarıdan buranın demografik yapısını değiştirmek için hiç kimseyi getirmeyeceğiz" desinler. Bakın bizim yaralarımız katlanıyor. Birinci depremi burası yıkılırken yaşadık ama ikinci depremi şu an yaşıyoruz. Toplum ne yapacağını, halk ne yaşayacağını bilmiyor. Sabahleyin eline telefonu aldığında senin tapunla ilgili değişim olmayacağının garantisi yok. İnsan zar zor alabilmiştir bu tapuları, insanların başını sokabileceği bir evden ve birkaç metrelik bahçeden bahsediyoruz. Bir sabah kalktığında bu sizin elinizden alınmış olabilir. Bunlar buna çalışıyor. Somut olarak talebimiz demografik yapı değişmemeli. Çıkıp bunu açıklamalısınız. Rezerv alanın ne olduğunu açıklamalısınız. Samandağ ve bütün bölgenin kaderi böyle belirlenmek zorundadır. Burada yapılması gereken yetkililerin meslek odalarıyla, baroyla, İMO ile, çevre ve şehircilikle ilgilenen birimlerle, uzmanlarla, STÖ ile birlikte karar alınmalıdır."

'DAYANIŞARAK BAŞARACAĞIZ'
"Topraklarımızın bir karışını onlara vermeyeceğiz" diye vurgulayan Hatimoğulları, "Değerli Samandağ halkı yine değinmeden geçemeyeceğim bir konu. 2500 depremzede İŞKUR tarafından işe alındı ve 2 sene süresince çalıştırılacağı söylendi. Seçimler bitti. Şimdi o depremzedeleri, işçileri, emekçileri işten çıkarıyorlar. Sözleşmelerini yenilemediler. Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Burada insanların evi kalmadığı gibi işi de kalmadı. Bu deprem aynı zamanda bizleri evsiz bıraktığı gibi işsiz de bıraktı. Rezerv alanla ilgili mücadelemiz devam edecek. Mecliste de bizler üzerimize düşen görev ve sorumluluğu dün olduğu gibi bugün de yapma konusunda ben bir kez daha sözümüzü veriyorum. Ve bir önceki grup toplantımızda rezerv alan mağdurları Ankara'ya geldi. Onlarla hem bir toplantı gerçekleştirdik hem de grubumuza katıldılar. Orada konuşmamda uzunca bir yer verdim ama bunlar yetmiyor. Biz bir yandan parlamentodaki bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Parlamentoda bu yasanın değişmesiyle ilgili tekliflerimizi vermeye devam edeceğiz ama aslolan, hükümete esas yaptırımı sağlayacak olan siz değerli halkımızın göstereceği birlik, beraberlik  ve kararlılıktır. Bu birlik ve beraberlik pekala burada var. Bu dayanışmayı sürdürürsek kesinlikle başarırız. Sürdüreceğiz de. Bizleri mülksüzleştirmek isteyenlere, bizi topraklarımızdan sürmek isteyenlere en iyi yanıtı Samandağlı kadınlar verdiler. Biz hiçbir zaman hiçbir yere gitmedik. Dayanışarak başaracağız, mücadele ederek başaracağız. Asla yılmayacağız, yan yana olacağız, hep beraber olacağız" dedi.